İzlandaca'da fiiller, yalın durumda olmayan bir özneye ihtiyaç duyabilir.In Icelandic, verbs can require a non-nominative subject.
(İtalik olan tarihler görevin fiilen devam ettiğini göstermektedir)(Dates in italics indicate de facto continuation of office)
Tacitus, fiilleri ve bağlaçları üç nokta ile beraber kullanmayı sever.Tacitus loves ellipsis of verbs and conjunctions.
Adı federal bir yapıyı ima etse de, fiilen bir konfederasyondu.Although the name implies a federal structure, it was de facto a confederation.
Felaketten sağ çıksa bile denizdeki kariyeri fiilen sona ermişti." [1]His career at sea was effectively over, even if he survived the disaster".[24]
Aşağıdaki ülkelerin sadece kadın vatandaşları fiilen Suriye'yi vizesiz ziyaret edebilirler:Only female citizens of these countries can de facto visit Syria without a visa:
Suriye halkı da Serrac tarafından ülkede kurulan fiili polis devletine karşı ihtiyatlı davrandı.The Syrian public also grew wary of the virtual police state set up in the country by Sarraj.
"Tıp" terimi, "ilaç vermek" anlamına gelen Latince medico fiilinden türetilmiştir.The term ‘medicine' derived from the Latin verb medico, meaning "to drug".
Bugün Kırım, Rusya Federasyonu'nun [ fiili ] bir parçasıdır.Today Crimea is [de facto] part of the Russian Federation.
Süzerenlik; yasal bir yol olmaktan ziyade daha çok fiili bir durumdur.Suzerainty is a practical, de facto situation, rather than a legal, de jure one.
Bu fiil çekimleri için bile geçerliydi.This even applied to verb conjugations.
Tam tersine, yalnızca güvencesiz ve geçici bir fiili denetim uygular.On the contrary, it merely exercises a precarious and temporary actual control.
42. Bölge, fiilen düşman ordunun yetkisi altına girdiğinde işgal edilmiş sayılır.Territory is considered occupied when it is actually placed under the authority of the hostile army.
(İtalik olan tarihler, görevin fiilen devam ettiğini göstermektedir)(Dates in italics indicate de facto continuation of office)
Ampirik olan, insanların fiilen deneyimlediği olayları içerir.The empirical contains the events that people actually experience.
Bu nedenle, kişi kendini 'heteroseksüel' olarak sunarak fiilen 'geçiyor'.[2]Therefore, by presenting oneself as 'heterosexual' one is effectively 'passing'.[28]
Mary'nin salıverilmeden sonra fiilen edindiği bilginin tanıdık bilgisi olduğunu savunuyor.He argues that the knowledge Mary actually acquires post-release is acquaintance knowledge.
Fiil olarak kullanımıUse as a verb
TKEP, Emek aracılığıyla fiilen ÖDP içinde bir fraksiyon gibi hareket etti.In effect, through Emek, TKEP acted as a fraction within ÖDP.
Özdemir Paşa, Yemen'i 1552 ile 1560 yılları arasında fiilen Osmanlı egemenliğine soktu.Özdemir Pasha effectively put Yemen under Ottoman rule between 1552 and 1560.
Fiili hükümet başkanı Førstestatsraad'dı.The de facto head of government was the First Minister.
Bunalmış ve bozulmuş, tüm kolordu fiilen yok edildi. [2]Overwhelmed and broken, the whole corps was practically annihilated.[13]
Bambara dilinde "djé", "toplamak" fiilidir ve "bé", "barış" anlamına gelir. [3]In the Bambara language, "djé" is the verb for "gather" and "bé" translates as "peace."[3]
Bu süreçte Afrikalı topluma karşı fiili bir Apartheid politikası uygulanmıştır.Gegenüber den Afrikanern dagegen wurde de facto eine Apartheidpolitik praktiziert.
Safvana göre; insanların eliyle gerçekleşen fiillerin yaratıcısı Allah'tır.Gott tritt also in den Menschen – seine Schöpfung – hinein.
Standart bir soru cümlesinde will yardımcı fiili cümle başına gelir: Will you have been drinking?Artikel 10: Drinks de ejne met? („Trinkst du einen mit?“) Komm dem Gebot der Gastfreundschaft nach.
Participe présent Fransızca'da yan cümleleri kısaltmak için kullanılan bir fiil biçimidir.Das Participe présent ist eine in der französischen Sprache gebrauchte Verbform, die einen Nebensatz verkürzt.
Sadece de jure olarak var olan bu durum fiilen söz konusu değildir.Die Existenz von nur berechtigendem Recht widerlege dies jedoch.
Sadece fiillerin dilek-şart kipi vardır.Nur Kunden haben Chancen.
Nesne - (dil bilgisi) Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.Gefragt wird nach dem, was in den Redeweisen nicht gesagt wird oder sagbar ist.
İslam'da fiiller, sebep oldukları sonuçlara göre hüküm alırlar.Und nicht irgendeinen.“ Im Islam sind bildliche Darstellungen von Menschen (als Gottes Ebenbild) verboten.
İcabında fiili mücadele bile göze alınmalıdır.Zur Bekämpfung eignet sich Fipronil.
Bu tür fiilleri işlemek cezâ ve kınanmayı gerektirmez; ancak terk eden övülür.Dieser ist hierbei kein Erbe und haftet nur in der Höhe der Verlassenschaft.
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.Er bleibt Mord, wenn er auch geordneter Mord ist ...
İtalyan devlet adamı ve Floransa kentinin İtalyan Rönesansı dönemindeki fiili hükümdarıydı.Der Herrscher ist während Fortunats Italienaufenthalt wahnsinnig geworden.
Etmek (yapmak) fiili ile de bağlantılıdır.Vielmehr setzt er das Eine mit dem Seienden gleich.
Fiillerin başına konan 50`ye yakın fiil önek/öntakısı (prefix) vardır.Zwischen ihren oberen Hälften ist ein fünfzackiger Stern mit ausgehenden Strahlen abgebildet.
Bu fiillerin yanında bulunan isimler gerek özne gerekse nesne olarak yorumlanabilirler.Alte Flurnamen werden erklärt, so weit nötig.
Ösmek fiili, yükselmek, yukarı çıkmak anlamına gelir.Prellen bedeutet ursprünglich stoßen, aufschlagen, hochschleudern.
7 Nisan'da Bayan Rosa Otunbayeva tarafından devrilerek fiilen cumhurbaşkanlığından uzaklaştırıldı.Am 7. April 2010 wurde Rosa Otunbajewa von Oppositionsgruppen zur kommissarischen Regierungschefin ausgerufen.
Dolayısıyla Kosova’daki idari birimler fiilen yoktur.Fluggesellschaften die aus dem Kosovo herausoperieren gibt es derzeit nicht.
"Kullanmak" fiildir.)"Schieber") Verwendung finden.
İğrenmek fiili yine bu kökten gelir.Ollie kommt als Affe wieder aus dem Becken heraus.
Yörük ~ Yürük kelimesi yörümek ~ yürümek fiilinden gelir.Spazierengehen und spazieren gehen erscheinen als ein Wort.
Erişim tarihi: 21 Ocak 2018. ^ "Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrin operasyonu sahada fiilen başlamıştır".19. Januar 2018, abgerufen am 21. Januar 2018. Erdogan: Operation in Syria’s Afrin has begun.
1609'da Birleşik Eyaletler'in bağımsızlığını fiilen tanıyan On İki Yıl Ateşkesi imzalandı.Es kam jedoch zu einem Kompromiss: 1609 schlossen die beiden Länder einen zwölfjährigen Waffenstillstand.
Sözcük, satmak fiilinden gelir.Kunst kommt von Verkaufen.
Tam ehliyetliler: Fiil ehliyetinin tüm koşullarına sahip kimselerdir.Ehrenwerte Familien: Sie beherrschen ganze Straßenzüge.
Rusya bu notaya kayıtsız kaldı ve tanınan sürenin sonunda savaş fiilen başladı.Es findet sich keine negative Darstellung Russlands, mit dem sich das Dritte Reich damals im Krieg befand.
(Savaşın bu aşamasında Osmanlı Devleti sadece İngiltere ile fiili çatışma halindeydi.)(Bei diesem Helden handelt es sich ohne Zweifel um Alexander.
İsmin "na" kısmı fiil eki ve mi kısmı ise dişilleştiren ektir.Ayo ohne Punkt unter dem „o“ ist der Name eines Brettspiels.
Bunlardan ilkinde özne ile birlikte fiilin birinci hali (infinitive) kullanılır.Normalerweise wird nach dem First-In-First-Out-Prinzip (FIFO) gearbeitet.
Ayrıca edilgen sıfat fiillerin de (-ata, -ita, -ota) buna benzer kullanımları vardır.So besitzen sie als urtümliche („niedere“) Froschlurche (Archaeobatrachia) noch echte Rippen.
(İşteş fiilde "karşılıklı" anlamı mevcuttur.)(Ebendies ist mit „bedeutungsunterscheidend“ gemeint.)
Zaten o zamanlarda Lenin partinin fiili lideriydi.Er war in dieser Zeit einer der wichtigsten Vertrauten von Lenin.
Karımak ve Kocamak fiilleri ihtiyarlamak demektir.Männchen und Weibchen erlangen als Jährlinge ihre Brutreife.
Bazı modal yardımcı fiillerin geçmiş subjonktif biçimi olur.Modale Partizipien sind durch Nebensätze mit Modalverben paraphrasierbar.
Arapçada fiiler genelde 3 harfli kök temeline dayalıdır.Im Arabischen liegt den meisten Wörtern eine dreiradikalige Wurzel zugrunde.
Üç fiil içeren bir cümle yaz.Écris une phrase contenant trois verbes.
IBM teknolojisi kısa bir sürede fiili endüstri standardı olmuştur.Cette technologie IBM n'a pas tardé à devenir le standard industriel de fait.