Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.عندما فقط وعد المهدي بدفع 120،000 ريال لهم انسحبوا.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.هؤلاء الملاك يقومون بفعل ذلك مقابل أجور.
Fusob en büyük mobil fidye yazılımı türlerinden birisidir.يعتبره البعض أشد صانعي أفلام الموجة الجديدة تطرفا.
Mihraptan alındı, hayatına karşılık fidye önermesine rağmen öldürüldü.وفي أحد الايام يتهم بالقتل على الرغم من انه كان يحاول انقاذ الضحية.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Os sequestradores exigem um resgate de 17 milhões de dólares.
Fakat Bizanslılar hemen büyük bir fidye ödeyerek şehri geri aldılar.Contudo, os bizantinos prontamente recuperaram a cidade troca de um grande resgate.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Ele pagou a fiança e foi liberado.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Uma soma de 120 000 peças de ouro foi paga pela liberdade dos prisioneiros.
Korsanlar genellikle insanları fidye için kaçırırlardı.Geralmente, capturavam prisioneiros para os sacrifícios.
Suphal 400.000 dirhem gümüş fidye ödedikten sonra serbest bırakıldı.O seu servo libertou-o pagando um resgate de 4000 libras de prata.
Fidye karşılığında serbest kaldıktan sonra Yıldırım Bayezid kendisini çağırarak demiştir.Na een waarschuwing (verbanning uit de stad) vroeg hij om pardon, wat hij verkreeg.
80.000 $ tutarındaki fidye karşılığında kadın serbest bırakılacak, Jerry de bu paranın yarısını alacaktır.Er moet 80.000 dollar losgeld betaald worden om Jean terug te krijgen, waarvan de helft naar Jerry gaat.
Korsanlar ve haydutlar, ele geçirdiklerinin statüsü elveriyorsa fidye talebinde bulunurlardı.Piraten en struikrovers eisten losgeld wanneer de status van hun vangst dat kon garanderen.
Savaş sonunda belirgin toprak kayıpları yaşamasa da, büyük bir fidye ödemek zorunda kaldı.Het vergeten oorlogsavontuur kreeg eindelijk wat aandacht.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Szlachta była zwolniona od płacenia cła.
Amerikan Hükümeti'ni de fidye vermesi için tehdit etmektedir.W ten sposób chce zastraszyć amerykański rząd.
Suphal 400.000 dirhem gümüş fidye ödedikten sonra serbest bırakıldı.Wolność odzyskał po zapłaceniu 9000 grzywien srebra.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Hetman Potocki zalegał dla nich z żołdem na dużą sumę 300 tys.
Fusob en büyük mobil fidye yazılımı türlerinden birisidir.Było to bazowe źródło napędu dla samochodu na większości rynków zbytu.
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.I början av juli 2008 kidnappades hans yngre bror Norum Yobo i Port Harcourt, Rivers, Nigeria.
Fakat annesi hiçbir zarar görmeden fidye karşılığında altı hafta sonra serbest bırakıldı.Hon släpptes dock oskadd sex veckor senare efter att en lösesumma betalats.
462 yılında, Eudoxia ve kızı Placidia için Doğu Roma İmparatoru I. Leo büyük bir fidye ödedi.År 462 betalade den östromerska kejsaren Leo I en stor lösensumma för Eudoxia och hennes dotter Placidia.
FBI ve Wiltshire Polisi, saldırıyı ve fidye alma denemesini araştırdı.FBI och Wiltshirepolisen utredde attacken och utpressningsförsöket.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Provåker man får man en gratispresent.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Kidnapparna vill ha 2 miljoner i lösesumma.
Korsanlar genellikle insanları fidye için kaçırırlardı.Piráti tak běžně unášeli lidi a chtěli za ně výkupné.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Getty byl únosci žádán o výkupné 17 milionů dolarů.
Vaas ailelerinden fidye koparıp onları köle olarak satmayı planlamaktadır.Vaas plánuje získat výkupné od rodin zajatců, poté chce vězně prodat do otroctví.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Věznitelé jim mnohdy slibují propuštění za výkupné.
Rehineler için herhangi bir fidye ödenmedi, bırakılmaları karşılığında herhangi bir şart kabul edilmedi.Nešlo o kapitulaci – žádné území nebylo odstoupeno, žádní zajatci vráceni, žádní rukojmí přijati.
Symantec fidye virüsü saldırılarını en tehlikeli siber tehdit olarak sınıflandırmıştır.Ransomware-ul este atacul cibernetic cu cele mai grave consecințe.
252 parça gemiyle gelen Viking donanması bölgeye saldırmadan önce fidye talep etmiştir.O flotă de 271 de trireme a fost trimisă acolo să aștepte sosirea perșilor.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Ajunge erou și este eliberat.
Roma Cumhuriyeti ise elindeki savaş esirlerinin iadesi için oldukça ağır fidye talep etmektedir.României i s-a impus plata unor despăgubiri de război înrobitoare.
Danişmend Gazi, elinde esir bulunan Boemondo’yu 1103 yazında 100bin altın fidye karşılığı serbest bıraktı.A fejedelmet 1103 tavaszán hatalmas, 110 000 bizánci arany váltságdíj fejében engedték el.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Öt dollár büntetést fizettek, és szabadon engedték őket.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Baranov maksoi jäljelle jääneistä uudisasukkaista 10 000 ruplan lunnaat.
Antlaşmaya uygun olarak Bizanslılar, her bir Rus botu için on iki grivna fidye ödediler.Sopimuksen mukaan Oleg sai 12 griveniä jokaisesta venehankaimesta sekä maksaa veroja rusien kaupungeille.
Aksi takdirde, cihazı kilitlemeye ve fidye istemeye devam etmektedir.Αλλιώς, προχωράει στο κλείδωμα της συσκευής και απαιτεί λύτρα.
Symantec fidye virüsü saldırılarını en tehlikeli siber tehdit olarak sınıflandırmıştır.Η Symantec κατατάσσει το ransomware ως την πιο επικίνδυνη απειλή στον κυβερνοχώρο.
2012’de, Reveton olarak bilinen büyük bir fidye virüsü Truva atı yayılmaya başladı.Το 2012, άρχισε να κυκλοφορεί ένας σοβαρός ransomware Trojan γνωστός ως Reveton.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Οι υπόλοιποι αιχμάλωτοι αφέθηκαν σταδιακά ελεύθεροι, πληρώνοντας λύτρα.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Το αδίκημά του ήταν ότι είχε κλέψει 70 δολάρια για να βρει κάτι να φάει.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Baranov måtte betale en løsesum på 10.000 rubler for frit lejde for sig selv og de overlevende af nybyggerne.
Vaas ailelerinden fidye koparıp onları köle olarak satmayı planlamaktadır.Vaas har planer om at få en løsesum fra de unges forældre, og derefter sælge dem som slaver.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Han betalte en løsesum for at blive løsladt.
Niyeti ona tecavüz etmek veya fidye istemek filan değildir.Han skal ikke kunne underkastes noen form for anholdelse eller tilbakeholdelse.
Hard fork teklifi reddedildi ve fonların bazıları müzakereler ve fidye ödemeleri sonrasında geri alındı.Usulan hard fork tersebut ditolak, dan beberapa dana dipulihkan setelah negosiasi dan pembayaran tebusan.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.120.000 lempengan emas dibayarkan untuk kebebasan tahanan itu.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Para penculik menuntut tebusan $17 juta.
462 yılında, Eudoxia ve kızı Placidia için Doğu Roma İmparatoru I. Leo büyük bir fidye ödedi.Pada tahun 461 atau 462, Leo I, Kaisar Romawi Timur, membayar uang tebusan besar untuk Eudoxia dan Placidia.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Ia diadili dan dibebaskan setelah membayar denda.
Bunun üzerine fidyeciler parayı son teklif olarak 3 Milyon Dolara indirdiler.Penjualannya meningkat lebih dari US$3 juta untuk tujuan tersebut.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Bà nộp tiền phạt và được trả tự do.
Fakat annesi hiçbir zarar görmeden fidye karşılığında altı hafta sonra serbest bırakıldı.Sáu tuần sau, nhờ một món tiền chuộc, bà mới được thả ra mà không tổn hại gì.
Birçok esir sonradan fidye toplamak üzere Kıbrıs'a getirilmişti.Một số nạn nhân đã bị bắt cóc để đòi tiền chuộc.
Fidye yoluyla esirlikten kurtulmak için İslam Peygamberinden yardım istedi.あなた方の預言者ムハンマドは人類を救うために何をしたのですか」と応じたという。
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.2008年7月5日、ポートハーコートで弟のノルム・ヨボが武装集団に誘拐された。
Yahudi femisintler bunu "fidye" olarak yorumlarlar.何人かのユダヤ人が「保護拘束」された。
Ancak daha sonra II. Murad fidye karşılığı esirleri serbest bıraktı.また、アレクサンドロス3世は身代金を要求することなく捕虜を解放した。