Oruca (güç) dayananların fidye vermesi, bir yoksulu doyurması lazımdır.For those who are able: a ransom of feeding a needy person.
Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır).For those who are able: a ransom of feeding a needy person.
Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin).Then, either release them by grace, or by ransom, until war lays down its burdens.
Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır.For those who are able: a ransom of feeding a needy person.
Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez.It has no helper or intercessor besides God.
O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez.Even if it offers every equivalent, none will be accepted from it.
Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir.For those who are able: a ransom of feeding a needy person.
Bununla beraber, onlar esir olarak gelirlerse fidyelerini verip onları kurtarıyorsunuz.And if they come to you as captives, you ransom them, although it was forbidden to you.
Zulmetmiş bir can yeryüzündeki her şeye sahip olsa, onu fidye olarak vermek isteyecektir.Had every soul which had done wrong possessed everything on earth, it would offer it as a ransom.
Zulmetmiş her benlik, yeryüzündekiler kendinin olsa, kurtulmak için tümünü fidye verecektir.If a wrong-doer had all that is in the earth he would surely offer it to ransom himself.
Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir.That is for you to do.
Bugün artık ne sizden fidye alınır ne de küfre sapanlardan.So no ransom shall be accepted from you today, nor from those who disbelieved.
“Bugün artık ne sizden, ne de kâfirlerden kurtuluş fidyesi kabul edilmez.So no ransom shall be accepted from you today, nor from those who disbelieved.
(Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez.And if it should offer every compensation, it would not be taken from it.
Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir.Good deeds performed on one's own initiative will be rewarded.
Fidyeciler ilk önce Romanya'nın 800 askerini Irak'tan çekmesini talep ettiler.First the kidnappers demanded Romania's 800 troops leave Iraq.
Hayssam, adam kaçırma olayı sonrasında faillerin kendisini arayıp fidye istediklerini söylüyor.After the abductions, Hayssam says the kidnappers contacted him, demanding ransom.
Hırsızlar, hazır olmayacak bir fidye yolu arıyor.We'll have to see the caliber of the criminal," he told SETimes.
Sadece fidye sahibi bazı zengin Mançular ve Mançu kadınları hayatta kaldı.Only some wealthy Manchus who were ransomed and Manchu females survived.
Arapça'da kelime hem kan parası hem de fidye anlamına gelir.In Arabic the word means both blood money and ransom.
Moğollar tarafından defalarca yakalandı, ancak ailesi onu fidye ödeyerek kurtarabildi.He was captured several times by the Mongols yet his family was able to free him by paying a ransom.
Leer, geri döndüklerinde tüm ortaklarını fidye ile öldürür, araba alev alır.Leer kills all his partners in crime on their return with the ransom, the car catching fire.
1475'te, kuzeni Fransa Kralı XI. Louis tarafından fidye ödenerek serbest bıraktırıldı.In 1475, she was ransomed by her cousin, King Louis XI of France.
Herakles, peçesini fidye olarak vermesi karşılığında, kızın kardeşini almasına izin verir.Heracles allowed her to ransom him in exchange for her veil.
Brennus tepeyi kuşatığında Romalılar ona kent için fidye ödemeyi teklif etti.Brennus besieged the hill, and finally the Romans asked to ransom their city.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Baranow wurde gezwungen, 10.000 Rubel Lösegeld für den sicheren Abzug der überlebenden Siedler zu zahlen.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Die Entführer fordern ein Lösegeld von 17 Millionen Dollar.
Sonunda Morgan yüklü bir fidye ödenmesi karşılığında kentten geri çekilmiştir.Schließlich kam Richard gegen ein hohes Lösegeld frei.
Fidye yoluyla esirlikten kurtulmak için İslam Peygamberinden yardım istedi.Danach sandte der Prophet jemanden, um für ihn selbst um ihre Hand anzuhalten.
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.Im Juli 2008 wurde Joseph Yobos jüngerer Bruder Norum in Port Harcourt von Kidnappern entführt.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Die Mannschaft wurde ausbezahlt und entlassen.
Sonunda Morgan yüklü bir fidye ödenmesi karşılığında kentten geri çekilmiştir.Morgan acceptera finalement de partir en échange d'une lourde rançon.
Sözde kendisi kaçırılmıştır ve fidye olarak 1 milyon dolar istemektedir.Ce dernier a été enlevé par des terroristes qui réclament une rançon d'1 million de dollars.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Seuls les nobles sont retenus prisonniers à des fins de rançon.
Ransom insanoğlunun kurtuluşu için önerilen bir fidye -ransom- olan İsa gibidir.Ce beau poisson d'amour qu'est Jésus mon sauveur ; 3.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Sus captores solicitaron un rescate de 17 millones de dólares.
Vaas ailelerinden fidye koparıp onları köle olarak satmayı planlamaktadır.Vaas planea extorsionar el dinero de rescate de sus padres, para luego venderlos como esclavos.
Birçok esir sonradan fidye toplamak üzere Kıbrıs'a getirilmişti.La mayoría de los porteros fueron enviados de vuelta para traer otra carga.
Fidye yazılımları teknik olarak virüs değildir.En sentido literal los zasuules no son técnicamente entrenadores.
Gabras, fidye mukabilinde kurtulmuş, İshak ise Danişmend Gazi'nin damadı olduğundan serbest bırakılmıştır.Está profundamente agradecida de Takashi, debido a que liberó a su señor Riou de un sello.
Antlaşmaya uygun olarak Bizanslılar, her bir Rus botu için on iki grivna fidye ödediler.In base al trattato, i Bizantini pagarono un tributo di dodici grivnie per ogni nave rus'.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Una somma di 120 000 monete d'oro fu versata per il pagamento della libertà dei prigionieri.
Fakat Bizanslılar hemen büyük bir fidye ödeyerek şehri geri aldılar.Tuttavia, i Bizantini prontamente riguadagnarono la città tramite il pagamento di un riscatto.
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.Nel luglio 2008 suo fratello minore Norum è stato rapito a Port Harcourt a scopo di estorsione.
Haçlılar şehir sakinlerinden 300'ünü fidye toplamak için ayırdılar.Solo 300 federali rimasero a difendere la città.
Fidyesi ödendi ve serbest bırakıldı.Venne assolto e rilasciato.
Üçlü, fidye olarak Stella'nın yüzüğünü ister.Le Trix chiedono l'anello della ragazza come riscatto.
Fidye istenmeyen bu kaçırmada onu bulmak için yapılan ilk girişimler sonuç vermez.Susan sa che questo fallimento non sarà perdonato come il primo.
Suphal 400.000 dirhem gümüş fidye ödedikten sonra serbest bırakıldı.Vennero liberati dietro il pagamento di un riscatto di cento lire.
Kaçıranlar çocuğu sağ salim teslim etmek için 17 Milyon Dolar fidye istediler.Похитители потребовали выкуп в 17 миллионов долларов в обмен на безопасное возвращение юноши.
FBI ve Wiltshire Polisi, saldırıyı ve fidye alma denemesini araştırdı.ФБР и Уилтширская полиция проводили расследование по атаке и попытке вымогательства.
Fidye karşılığında serbest kaldıktan sonra Yıldırım Bayezid kendisini çağırarak demiştir.Они зовут к Огню, а Аллах зовет к Раю и прощению со Своего соизволения.
Korsanlar genellikle insanları fidye için kaçırırlardı.Как правило, пираты захватывают корабли ради получения выкупа.
Teröristlerin benden istediği 400 bin lira fidye çok büyük para idi.Из собственных средств он выделил 400 тысяч злотых на военные нужды.
Bu notta kızın hayatına karşılık babasından 118.000 dolar fidye istenmektedir.Получила 4 000 фунтов по завещанию отца.
Bizans İmparatoru Selçuklu esirlerine çok iyi muamele yapmış; onları fidye karşılığı serbest bırakmıştır.Лев принял послов Византии почтительно и отпустил их с дарами.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Почётные члены были освобождены от уплаты взносов.
Nisan 2015 ve Mart 2016 arasında, bildirilen mobil fidye virüslerinin yaklaşık yüzde 56’sı Fusob’dur.По оценкам, на март 2014 было отмечено от 5 до 6 тысяч случаев применения бочковых бомб.
Eğer fidye ödenmezse, köle olarak satılıyorlardı.أما الرهائن، فكان يتم ردهم مقابل فدية أو بيعهم كـعبيد.
Sözde kendisi kaçırılmıştır ve fidye olarak 1 milyon dolar istemektedir.ويشتبه في أن أحد حراسه خانه وقام بقتله للحصول على المكافأة 1 مليون دولار.