Bu yüzden Moav için haykıracak, Bütün Moav için feryat edeceğim. Ağlayacağım Kîr-Hereset halkı için.因 此 、 我 要 為 摩 押 哀 號 、 為 摩 押 全 地 呼 喊 . 人 必 為 吉 珥 哈 列 設 人 歎 息
Bu yüzden Moav için haykıracak, Bütün Moav için feryat edeceğim. Ağlayacağım Kîr-Hereset halkı için.因此 、 我 要 為 摩押 哀號 、 為 摩押 全 地 呼喊 . 人 必為 吉珥 哈 列設 人 歎息
Cesetlerin ardından feryat edebilmeyi diliyorumDesearia poder llorar sobre todos sus cuerpos
Cesetlerin ardından feryat edebilmeyi diliyorumVorrei poter piangere sui loro corpi.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.A ihned zvolav otec mládence toho s slzami, řekl: Věřím, Pane, spomoz nedověře mé.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Aussitôt le père de l`enfant s`écria: Je crois! viens au secours de mon incrédulité!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.A zarazem zawoławszy ojciec onego młodzieńca, ze łzami rzekł: Wierzę, Panie! ty ratuj niedowiarstwa mego.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.diatamente o pai do menino, clamando, [com lágrimas] disse: Creio! Ajuda a minha incredulidade.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti."Ik geloof!" riep de man meteen. "En toch twijfel ik nog. Help mij!"
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Il padre del fanciullo rispose ad alta voce: «Credo, aiutami nella mia incredulità»
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Îndată tatăl copilului a strigat cu lacrămi: ,,Cred, Doamne! Ajută necredinţei mele!``
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Inmediatamente el padre del muchacho clamó diciendo: --¡Creo! ¡Ayuda mi incredulidad
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Ja heti lapsen isä huusi ja sanoi: "Minä uskon; auta minun epäuskoani".
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.곧 그 아이의 아비가 소리를 질러 가로되 내가 믿나이다 나의 믿음 없는 것을 도와 주소서 하더라
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Precej zavpije dečkov oče in s solzami reče: Verujem, Gospod, pomagaj neveri moji!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Straks råbte Barnets Fader og sagde med Tårer: "Jeg tror, hjælp min Vantro!"
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Straks ropte barnets far: Jeg tror; hjelp min vantro!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Strax ropade gossens fader och sade: »Jag tror! Hjälp min otro.»
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Tức thì cha đứa trẻ la lên rằng: Tôi tin; xin Chúa giúp đỡ trong sự không tin của tôi!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Tức_thì cha đứa trẻ la lên rằng : Tôi tin ; xin Chúa giúp_đỡ trong sự không tin của tôi !
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Tu hneď skríkol otec mládenca so slzami a povedal: Verím, Pane; pomôž mojej nevere!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Und alsbald schrie des Kindes Vater mit Tränen und sprach: Ich glaube, lieber HERR, hilf meinem Unglauben!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Και ευθυς κραξας ο πατηρ του παιδιου μετα δακρυων, ελεγε Πιστευω, Κυριε βοηθει εις την απιστιαν μου.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.днага бащата на детето извика, казвайки: Вярвам, [Господи]! Помогни на моето неверие.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.И тотчас отец отрока воскликнул со слезами: верую, Господи! помоги моему неверию.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.І зараз, заголосивши, батько хлопчика, каже кріз сльози: Вірую, Господи; поможи моєму недовірству.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.ויתן אבי הילד את קלו בבכי ויאמר אני מאמין עזר נא לחסרון אמונתי׃
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.فللوقت صرخ ابو الولد بدموع وقال اؤمن يا سيد فاعن عدم ايماني.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.孩 子 的 父 親 立 時 喊 著 說 、 我 信 . 但 我 信 不 足 、 求 主 幫 助 。 〔 有 古 卷 作 立 時 流 淚 的 喊 著 說
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.孩子 的 父親立 時喊 著說 、 我 信 . 但 我 信 不足 、 求主 幫助 。 〔 有 古 卷 作 立時 流淚 的 喊 著說
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.De meesten van ons gaan ten onder aan psychosociaal en fysiek vergif, aan de toxines van onze wereld.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Kebanyakan dari kita tenggelam dalam menghadapi racun fisik dan psikologis, dari racun dunia kita.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.대부분의 사람들은 이 세상의 심리사회적이고 물질적인 독소에 노출되어 힘들어하고 있습니다
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Legtöbbünk összehúzódik a sok pszicho-szociális és fizikai méreggel, a világunk mérgeivel szembesülvén.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Molti di noi deperiscono per via dei veleni psico-sociali e fisici delle tossine del nostro mondo.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Muitos de nós estão a encolher, face a venenos psicossociais e físicos, das toxinas do nosso mundo.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Mulţi dintre noi se pierd în faţa psiho-socialului şi a otrăvurilor fizice, a toxinelor lumii.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Viele von uns schrumpfen im Angesicht der psychosozialen und körperlichen Gifte in unserer Welt.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Większość z nas cofa się w obliczu trucizn psychospołecznych i fizycznych, toksyn naszego świata.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Більшість з нас корчиться перед лицем психо-соціальних і фізичних отрут, токсинів нашого часу.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.Многие из нас теряются перед лицом психо-социальных и материальных ядов и токсинов нашего мира.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.רובנו מתכווצים אל מול הרעלים הפסיכו-חברתיים והרעלים הפיזיים של עולמנו.
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.العديد منا يواجه المصاعب ونواجه مجتمع معقد وسموم فيزيائية و العديد من السموم تحيط بنا
Çoğumuz acı feryat etmekte psiko-sosyal ve fiziksel zehirlerle karşılaştığımızda, dünyadaki zehirleyicilerle.心理社会的・身体的な毒によって 縮こまっています。 しかし、慈悲によって、慈悲を生み出すことによって
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.czáin gyászruhába öltöznek, házfedelein és piaczain jajgat minden, [és] könyekben olvad el!
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.Dans les rues, ils sont couverts de sacs; Sur les toits et dans les places, Tout gémit et fond en larmes.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.En sus calles se ciñen de cilicio; todos lamentan en sus azoteas y en sus plazas, deshechos en llanto
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.In zakken gekleed lopen zij door de straten en vanuit elk huis is het geklaag van de rouwenden te horen.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.Kaduilla he kääriytyvät säkkeihin, katoilla ja toreilla kaikki valittavat, menehtyvät itkuun.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.거리에서는 굵은 베로 몸을 동였으며 지붕과 넓은 곳에서는 각기 애통하여 심히 울며
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.Na ulicích jeho přepáší se žíní, na střechách jeho i na ryncích jeho každý kvíliti bude, s pláčem se vraceje.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.På dess gator bär man sorgdräkt, så ock på dess tak; på dess torg jämra sig alla och flyta i tårar.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.På dets gater binder de sekk om sig; på dets tak og på dets streder skal alle hyle og la sine tårer strømme.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.på Gader og oppe på Tage bærer de Sæk, på Torvene jamrer de alle, opløst i Gråd.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.Pe uliţe, sînt încinşi cu saci, pe acoperişuri şi în pieţe, totul geme, şi se topesc plîngînd.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.Thảy đều thắt bao gai trong các đường phố; thảy đều khóc lóc, sa nhiều nước mắt, trên nóc nhà và nơi sân chợ.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.На улицах его препоясываются вретищем; на кровлях его и площадях его все рыдает, утопает в слезах.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.בחוצתיו חגרו שק על גגותיה וברחבתיה כלה ייליל ירד בבכי׃
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.في ازقتها يأتزرون بمسح. على سطوحها وفي ساحاتها يولول كل واحد منها سيّالا بالبكاء.
Çul giyiyorlar sokaklarda, Damlarda, meydanlarda herkes feryat ediyor, Gözyaşları sel gibi.他 們 在 街 市 上 都 腰 束 麻 布 、 在 房 頂 上 和 寬 闊 處 、 俱 各 哀 號 、 眼 淚 汪 汪