Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Cansado estoy de llamar; mi garganta se ha enronquecido. Mis ojos han desfallecido esperando a mi Dios
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Estou cansado de clamar; secou-se-me a garganta; os meus olhos desfalecem de esperar por meu Deus.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Hrúžam sa v hlbokom bahne, a nieto na čom zastať. Vošiel som do hlbín vôd, a zalial ma valiaci sa prúd.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.내가 부르짖음으로 피곤하여 내 목이 마르며 내 하나님을 바람으로 내 눈이 쇠하였나이다
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Mély sárba estem be, hol meg nem állhatok; feneketlen örvénybe jutottam, és az áradat elborít engem.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Nu mai pot strigînd, mi se usucă gîtlejul, mi se topesc ochii, privind spre Dumnezeul meu.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Pohřížen jsem v hlubokém bahně, v němž dna není; všel jsem do hlubokosti vod, jejichž proud zachvátil mne.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.S kričanjem sem se utrudil, vnelo se je grlo moje, oči moje pešajo, ko čakam svojega Boga.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Tôi la mệt , cuống_họng tôi khô ; Mắt tôi hao_mòn đương khi trông_đợi Ðức_Chúa_Trời tôi .
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Tôi la mệt, cuống họng tôi khô; Mắt tôi hao mòn đương khi trông đợi Ðức Chúa Trời tôi.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.træt har jeg skreget mig, Struben brænder, mit Øje er mat af at bie på min Gud;
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Ητονησα κραζων ο λαρυγξ μου εξηρανθη απεκαμον οι οφθαλμοι μου απο του να περιμενω τον Θεον μου.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.Изнемогвам от викане; гърлото ми е изсъхнало; Очите ми чезнат, докато чакам моя Бог.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.יגעתי בקראי נחר גרוני כלו עיני מיחל לאלהי׃
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.تعبت من صراخي. يبس حلقي. كلّت عيناي من انتظار الهي.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.我 因 呼 求 困 乏 、 喉 嚨 發 乾 . 我 因 等 候 神 、 眼 睛 失 明
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.我 因 呼求 困乏 、 喉嚨 發乾 . 我 因 等候 神 、 眼睛 失明
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Ando enlutado y sin consuelo; me levanto en la asamblea y clamo
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Avanzo con il volto scuro, senza conforto, nell'assemblea mi alzo per invocare aiuto
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Chodím osmahlý, ne od slunce, povstávaje, i mezi mnohými křičím.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Chodím smutný bez svitu slnca; stojím v shromaždení a volám o pomoc.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Chodzę szczerniawszy, ale nie od słońca; powstaję i wołam w zgromadzeniu.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Denegrido ando, mas não do sol; levanto-me na congregação, e clamo por socorro.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Di dalam kelam, tanpa cahaya, aku berkeliaran; aku berdiri di muka umum, minta pertolongan
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Ich gehe schwarz einher, und brennt mich doch die Sonne nicht; ich stehe auf in der Gemeinde und schreie.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Je marche noirci, mais non par le soleil; Je me lève en pleine assemblée, et je crie.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.ketülten járok, de nem a nap hõsége miatt; felkelek a gyülekezetben [és] kiáltozom.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.나는 햇볕에 쬐지 않고 검어진 살을 가지고 걸으며 공회 중에 서서 도움을 부르짖고 있느니라
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Med mörknad hud går jag, fastän ej bränd av solen; mitt i församlingen står jag upp och skriar.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Minä käyn murheasussa, ilman päivänpaistetta; minä nousen ja huudan väkijoukossa.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Sort går jeg omkring, men ikke av solens hete; midt iblandt folk reiser jeg mig og roper om hjelp.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Tôi đi mình mảy bằm đen , nhưng chẳng phải bị nắng ăn ; Tôi chổi dậy giữa hội chúng và kêu_cầu tiếp_cứu .
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Tôi đi mình mảy bằm đen, nhưng chẳng phải bị nắng ăn; Tôi chổi dậy giữa hội chúng và kêu cầu tiếp cứu.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.trøstesløs går jeg i Sorg, i Forsamlingen rejser jeg mig og råber;
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Umblu înegrit, dar nu de soare. Mă scol în plină adunare, şi strig ajutor.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Žalujoč hodim semtertja, brez solnca, stojim v zboru in vpijem za pomoč.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Περιεπατησα μελαγχροινος ουχι υπο ηλιου εσηκωθην, εβοησα εν συναξει.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Ходя почернял, но не от слънцето; Ставам в събранието и викам за помощ.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.Я хожу почернелый, но не от солнца; встаю в собрании и кричу.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.קדר הלכתי בלא חמה קמתי בקהל אשוע׃
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.اسوددت لكن بلا شمس. قمت في الجماعة اصرخ.
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.我 沒 有 日 光 就 哀 哭 行 去 . 〔 或 作 我 面 發 黑 並 非 因 日 曬 〕 我 在 會 中 站 著 求 救
Yaslı yaslı dolaşıyorum, güneş yok, Topluluk içinde kalkıp feryat ediyorum.我 沒 有 日光 就 哀哭 行去 . 〔 或 作 我 面 發黑 並 非 因 日曬 〕 我 在 會中 站著 求救
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.22:22 Wirst du sie bedrängen, so werden sie zu mir schreien, und ich werde ihr Schreien erhören;
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.als u dat toch doet en zij roepen mijn hulp in,
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Behandlar du dem illa, så skall jag förvisso höra deras rop, när de ropa till mig;
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Če jih kakorkoli razžališ in bodo vpile k meni, gotovo uslišim njih vpitje;
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Dacă -i asupreşti, şi ei strigă la Mine după ajutor, Eu le voi auzi strigătele;
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.dersom du plager dem, og de roper til mig, skal jeg visselig høre deres rop,
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Ha nyomorgatod azt, és hozzám kiált, meghallgatom az õ kiáltását.
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.hvis I mishandler dem, og de råber om Hjælp til mig, vil jeg visselig høre på deres Klageråb,
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.I rozgniewa się zapalczywość moja, a pobiję was mieczem, i będą żony wasze wdowami, a synowie wasi sierotami.
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Kalau kamu menjahati mereka, Aku, TUHAN akan mendengar mereka bila mereka berseru minta tolong kepada-Ku
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Keby si ju trápil, sirotu, vtedy vedz, že ak bude kričať ku mne o pomoc, istotne počujem jej krik,
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.네가 만일 그들을 해롭게 하므로 그들이 내게 부르짖으면 내가 반드시 그 부르짖음을 들을지라
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.la mia collera si accenderà e vi farò morire di spada: le vostre mogli saranno vedove e i vostri figli orfani
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Nếu ức hiếp họ, và họ kêu van ta, chắc ta sẽ nghe tiếng kêu của họ;
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Nếu ức_hiếp họ , và họ kêu_van ta , chắc ta sẽ nghe tiếng kêu của họ ;
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Pakli bez lítosti trápiti je budete, a oni by volali ke mně, vězte, že vyslyším křik jejich.
Yerseniz, bana feryat ettiklerinde onları kesinlikle işitirim.Porque si llegas a afligirle y él clama a mí, ciertamente oiré su clamor