‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Man skriger over den megen Vold, råber om Hjælp mod de mægtiges Arm,
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Oamenii strigă împotriva mulţimii apăsătorilor, se plîng de silnicia multora;
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.On crie contre la multitude des oppresseurs, On se plaint de la violence d`un grand nombre;
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Orang-orang yang ditindas, akan mengerang; mereka berteriak minta pertolongan
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Over de mange undertrykkelser klager de; de skriker om hjelp mot de mektiges arm.
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Por causa da multidão das opressões os homens clamam; clamam por socorro por causa do braço dos poderosos.
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Si grida per la gravità dell'oppressione, si invoca aiuto sotto il braccio dei potenti
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Sorron suuruutta valitetaan, huudetaan apua suurten käsivartta vastaan,
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Tại vì nhiều sự hà hiếp, nên người ta kêu oan, Bởi tay kẻ có cường quyền áp chế, nên họ kêu cứu.
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Tại vì nhiều sự hà_hiếp , nên người_ta kêu_oan , Bởi tay kẻ có cường_quyền áp_chế , nên họ kêu_cứu .
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Väl klagar man, när våldsgärningarna äro många, man ropar om hjälp mot de övermäktigas arm;
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Zaradi mnogega nasilstva vpijejo, kriče za pomoč zaradi rame mogočnežev.
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Z mnóstwa uciśnionych, którzy do tego przywiedzieni są; aby narzekali i wołali dla ramienia mocarzów,
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Z množství nátisk trpících, kteréž k tomu přivodí, aby úpěli a křičeli pro ukrutnost povýšených,
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Εκ του πληθους των καταθλιβοντων καταβοωσι κραυγαζουσιν ενεκεν του βραχιονος των ισχυρων
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.От множества притеснителей стонут притесняемые, и от руки сильных вопиют.
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.Поради много угнетения викат праведниците, Пищят поради насилието на мощните;
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.מרב עשוקים יזעיקו ישועו מזרוע רבים׃
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.من كثرة المظالم يصرخون. يستغيثون من ذراع الاعزاء.
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.人 因 多 受 欺 壓 就 哀 求 . 因 受 能 者 的 轄 制 〔 轄 制 原 文 作 膀 臂 〕 便 求 救
‹‹İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor, Güçlülere karşı yardım istiyor.人 因 多受 欺壓 就 哀求 . 因受 能者 的 轄制 〔 轄制 原文 作 膀臂 〕 便 求救
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.A gdy Jezus odchodził stamtąd, szli za nim dwaj ślepi, wołając i mówiąc: Synu Dawidowy! zmiłuj się nad nami.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.A když šel odtud Ježíš, šli za ním dva slepí, volajíce a řkouce: Smiluj se nad námi, Synu Davidův.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.A keď išiel odtiaľ Ježiš, išli za ním dvaja slepí, ktorí kričali a hovorili: Zmiluj sa nad nami, Synu Dávidov!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.És mikor Jézus tovább ment onnét, két vak követé õt, kiáltozva és ezt mondva: Könyörülj rajtunk, Dávidnak fia!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Étant parti de là, Jésus fut suivi par deux aveugles, qui criaient: Aie pitié de nous, Fils de David!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.In ko gre Jezus dalje odtod, prideta za njim dva slepca in vpijeta, rekoč: Usmili se naju, sin Davidov!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Ja kun Jeesus kulki sieltä, seurasi häntä kaksi sokeaa huutaen ja sanoen: "Daavidin poika, armahda meitä".
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.예수께서 거기서 떠나 가실쌔 두 소경이 따라 오며 소리질러 가로되 다윗의 자손이여 우리를 불쌍히 여기소서 하더니
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Mentre Gesù si allontanava di là, due ciechi lo seguivano urlando: «Figlio di Davide, abbi pietà di noi»
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.När Jesus gick därifrån, följde honom två blinda som ropade och sade: »Davids son, förbarma dig över oss.»
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Og da Jesus gikk derfra, fulgte der ham to blinde, som ropte: Miskunn dig over oss, du Davids sønn!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Partindo Jesus dali, seguiram-no dois cegos, que clamavam, dizendo: Tem compaixão de nós, Filho de Davi.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.І як вийшов Ісус ізвідтіля, ійшліо слїдом за Ним двоє слїпих, і, порикуючи, казали: Сину Давидів, помилуй нас.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.Когда Иисус шел оттуда, за Ним следовали двое слепыхи кричали: помилуй нас, Иисус, сын Давидов!
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.ויעבר ישוע משם וילכו אחריו שני אנשים עורים והמה צעקעם ואמרים חננו בן דוד׃
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.وفيما يسوع مجتاز من هناك تبعه اعميان يصرخان ويقولان ارحمنا يا ابن داود.
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.耶 穌 從 那 裡 往 前 走 、 有 兩 個 瞎 子 跟 著 他 、 喊 叫 說 、 大 衛 的 子 孫 、 可 憐 我 們 罷
İsa oradan ayrılırken iki kör, ‹‹Ey Davut Oğlu, halimize acı!›› diye feryat ederek Onun ardından gittiler.耶穌從 那 裡 往前 走 、 有 兩個 瞎子 跟著 他 、 喊叫說 、 大衛 的 子孫 、 可憐 我 們罷
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Aj, rekové jejich naříkali vně, jednatelé pokoje hořce plakali.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Ecco gli araldi gridano di fuori, i messaggeri di pace piangono amaramente
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Eis que os valentes estão clamando de fora; e os embaixadores da paz estão chorando amargamente.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Glej, njih junaki vpijejo zunaj, poslanci miru jokajo bridko.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.He aquí que sus héroes claman en las calles; los embajadores de la paz lloran amargamente
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Hľa, ich hrdinovia kričia vonku; poslovia pokoja plačú horko;
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Hör, deras hjältar klaga därute, fredsbudbärarna gråta bitterligen.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Iată, vitejii strigă afară; solii păcii plîng cu amar.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Ímé, erõseik ott künn kiáltanak, a békesség követei keservesen sírnak.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Katso, sankarit huutavat ulkona, rauhan sanansaattajat itkevät katkerasti.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.보라 그들의 용사가 밖에서 부르짖으며 평화의 사신들이 슬피 곡하며
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Maar nu huilen uw gezanten van bittere teleurstelling, want de vredesregeling is verworpen.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Nầy , những kẻ mạnh_bạo đương kêu_rêu ở ngoài ; các sứ_giả cầu_hòa khóc_lóc đắng_cay .
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Nầy, những kẻ mạnh bạo đương kêu rêu ở ngoài; các sứ giả cầu hòa khóc lóc đắng cay.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Oto mocarze ich wołają na dworze, posłowie pokoju gorzko płaczą.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Se, deres Helte skriger derude, Fredens Sendebud græder bittert;
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Se, deres løvehelter* skriker der ute, fredsbudene gråter sårt. / {* 2SA 23, 20.}
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Siehe, ihre Helden schreien draußen, die Boten des Friedens weinen bitterlich.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Voici, les héros Poussent des cris au dehors; Les messagers de paix Pleurent amèrement.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Ιδου, οι ανδρειοι αυτων θελουσι βοησει εξωθεν, και οι πρεσβεις της ειρηνης θελουσι κλαυσει πικρως.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Вот, сильные их кричат на улицах; послы для мирагорько плачут.