fena ile cümle

fena kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu sırada meyhanedeki çiçekçi kıza fena halde tutulmuştur.Спрятанная в цветах змея жалит девушку.
1994 - Danny fena bir sörf kazasında boynunu kırdı.В 1943 году Киселёв был тяжело ранен осколком в челюсть.
Tad olarak fena değildir.ليس لنا مثل السوء .
Fenâ, Allah’tan başka ne gören/şâhit ne de görülen olmadığını müşâhde etmektir.الاتصال أي أن ينفصل بسره عما سوى الله، فلا يرى بسره - بمعنى التعظيم - غيره، ولا يسمع إلا منه.
Ve dâhi alemde alçak ve denî ve kötü ve fena hiç yoktur.وضرب الرأس إيذاء للنفس، وهو عمل لا ينفع في الدنيا ولا الآخرة.
Tamam fena değil ama o kadar.إلا أنه ليس كلها.
Ama bu ilaç hastanın durumunu fenalaştırmıştır.على أي حال، هي تؤدي إلى تدهور نوعية حياة المريض.
Molla Fenârî küçük yaşta babasından tasavvuf öğrenmiştir.تعلم حسين علي القرآن على يد والده منذ صغره.
Usûl-i Fıkıh ve Fenarî de takrir ettiği dersler arasındadır.ثم يُصلي ركعتي الزيارة بما فيها من ذكر وتسبيح.
Galiba çok fena bir şey çektik!أحس لي أن هناك شيئاً ناقصاً.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.Na ilha, Claire desmaia por causa do calor e descobrem que a água restante foi roubada.
Bu korkunç manzarayı gören Marie Antoinette fenalık geçirerek bayıldı.Quando Maria Antonieta recebeu a notícia, desmaiou de dor.
Kitaplarla aram fena değil.Não é compatível com bots.
Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.Mas quando ele se mata, as coisas se complicam, e as manobras se tornam mais desesperadas.
Dördüncü klibi ise "Fenalardayım"dır.A quarta faixa é "Just Friends".
Tamam fena değil ama o kadar.Não é face e nem é heel.
Ama Undertaker, fena halde Maven'dan intikam aldı ve onu perişan etti.Irado, Undertaker eliminou Maven e o atacou brutalmente nos bastidores.
Galiba çok fena bir şey çektik!("Algo terrível aconteceu!
Tamam fena değil ama o kadar.Dat is waar, maar het is niet alles.
Kitaplarla aram fena değil.Dit gebeurt in de boeken niet.
Dördüncü klibi ise "Fenalardayım"dır.De vierde droom is "De Wereld van binnenuit".
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.In de mythe daadwerkelijk een slechte (duivelse) djinn.
Galiba çok fena bir şey çektik!Er is heel duidelijk iets mis!
"Azıcık minimalizm fena olmazdı"."Er zijn maar weinig tirannen die het niet slecht vergaat."
Fakat Federica Rodolfo'ya fena halde aşık olmuştur ve pek anlayış göstermek istememektedir.Federica is echter te zeer verliefd op Rodolfo om dit te accepteren.
Buna göre, şehâdet, Allah’ın zâtını müşâhade etmek ve onda fenâ olmaktır.Er wordt gesproken over de vrees voor God en over de woestijnbewoners, de bedoeïenen.
Kuyt ilk sezonunda fena olmayan bir performans sergiledi.Caffi behaalde geen punten in zijn eerste seizoen.
Oğullarını fena akıbet beklemekteydi.Zijn ouders waren daar misnoegd over.
Bu korkunç manzarayı gören Marie Antoinette fenalık geçirerek bayıldı.Marie Antoinette leed daar erg onder.
1994 - Danny fena bir sörf kazasında boynunu kırdı.In 2004 ging het weer mis en in Teutschenthal brak hij zijn nek.
Fena fikir değil!Da's niet gek!
Fena değil!Da's niet gek!
Fena değil.Niet slecht.
O, fena halde azarlanmış görünüyor.Het ziet er naar uit dat hij hard berispt was.
Fena sayılmaz.Niet slecht.
Ve dâhi alemde alçak ve denî ve kötü ve fena hiç yoktur.Jest niehigrofaniczny; w stanie wilgotnym nieprzeźroczysty i nieprążkowany.
O gece diş ağrısı artan Muhsin Bey fenalaşır.Pamiętam ten dzień, bo strasznie bolał mnie ząb.
1994 - Danny fena bir sörf kazasında boynunu kırdı.W 1994 złamał kark podczas surfingu.
Şayet zulüm ve fenalık kesinleşirse aslında onu görevden almakla yetinilmesi doğru değildir.Złem i grzechem było jedynie korzystanie z niego w niewłaściwy sposób.
Kitaplarla aram fena değil.Psy się nie mylą.
Bu kralın moraline gayet fena tesir etti ve onu gayet üzdü.Dzięki królewiczowi klątwa została teraz z niego zdjęta, za co jest wdzięczny.
Fenasetin 135 °C'de eriyen billurlar teşkil eder.Obracają pomnik o 135 stopni.. .
Eski idarelerin, eski hükümet sistemlerinin en büyük fenalıklarından biridir.Jego chyba najsłynniejszym utworem są Kłopoty starego komendanta.
İşler umduğu gibi gitmeyince fena halde dayak yer.Może czuć się przytłoczona kiedy rzeczy nie idą dobrze jak planowała.
Fakat nispeten yüksek rakımda fena hava şartları bazen geçici olarak bu yolu kapatmaktadır.Niestety, złe warunki atmosferyczne sprawiają, że ich lot w ostatniej chwili zostaje odwołany.
Fenakistiskop (Fransızca: phénakistiscope), ilk animasyon aletlerinden biridir.Mit antropogeniczny – jeden z mitów początków (obok kosmogenicznego).
"Azıcık minimalizm fena olmazdı".Lite mer sympati hade inte skadat!".
Xander yeni öğretmeni Bayan French'e fena hâlde aşık olmuştur.Den unge Dag förälskar sig i sin fransklärare, fröken Strøm.
Tamam fena değil ama o kadar.Inte riktigt, men nästan...
Odin fenalaşır.Otis längtar.
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.Den som gör fel (gör så att repet stannar) får slå.
Kitaplarla aram fena değil.Bokförlaget Bra Böcker.
Bade ise yardım etmek isterken Yeliz'e ağzından Cansu ile ilgili laflar kaçarınca ortalık fena karışır.Om något går fel så skyller han alltid på Heloise.
Dördüncü klibi ise "Fenalardayım"dır.Deras fjärde singel var "Follow Me".
Performansı fena olmasa da yaşıtlarına göre pek iyi bir işlemci değildir.Även om de fortfarande lever så är deras tillvaro långt ifrån god.
Kitaplarla aram fena değil.Нерідко видаються і книги.
İki kardeş fena kapışırlar.Двоє братів були глухими.
Tamam fena değil ama o kadar.Я хочу сказати, що це не так, точніше, не зовсім так.
O gece diş ağrısı artan Muhsin Bey fenalaşır.При цьому гострі зубці роздирають шкіру господаря.
Fenasetin 135 °C'de eriyen billurlar teşkil eder.Часто розглядають повернуту на 135° криву.

İlgili Sayfalar