fena ile cümle

fena kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu gemi onları Adalara götürdü; fakat orada yeni fena akıbet bekliyordu.Хотів служити на флоті, але цьому завадив його поганий зір.
Tamam fena değil ama o kadar.Ale ne tak úplně všechno.
Kitaplarla aram fena değil.Co v učebnicích dějepisu nebylo.
Kasım gelince yağmurlar geldi ve fena deniz şartları başladı.Zanedlouho se však nebe zatáhlo a začal padat prudký déšť.
Bursa'da Molla Fenârî'nin oğlu Bursa Kadısı Yûsuf Bâlî'den icâzet aldı.Prodej sodovky poté zdědil (resp. po Ludmile Hruščákové) nevlastní syn Josef.
Hastanın ağzı fena kokar.Dítě dýchá nesprávně ústy.
Bu kralın moraline gayet fena tesir etti ve onu gayet üzdü.Královnu jeho smrt hluboce zasáhla a oplakala ho.
Ücretler de fena değil.Jejich platy nebyly vysoké.
Hastanın ağzı fena kokar.Omului îi duhnea îngrozitor gura.
Tamam fena değil ama o kadar.Dar nu numai atât.
Ama veremden muzdaripdi ve sıhhati gayet fena idi.A dobândit cunoștințe medicale și s-a vindecat complet.
Sizi Thunderbird'den daha fena yapar ve çok daha ucuzdur."Este foarte diferit de "Euphoria", este mult mai indecent și mai mult hip-hop."
Her şeye rağmen, sanırım bu fena değil.În ciuda tuturor lucrurilor, cred că nu e rău deloc.
Kitaplarla aram fena değil.Problémák a könyvekkel.
"Azıcık minimalizm fena olmazdı".De azért minimalizmus.”
Webber yarıştan sonra telsizden: "İkinci pilot için fena değil." diyerek tepkisini ortaya koydu.A győzelme után rádión azt mondta csapatának: "nem is rossz egy második számú pilótától".
Kimse hakkında fena söz söylemeyeceksin.Nem mond rosszat másokról.
Hastanın ağzı fena kokar.A beteg bőbeszédű.
Bu görüşler İstanbul'da gayet fena karşılandı.Bolognában egyébként különösen jól érezte magát.
Tamam fena değil ama o kadar.Igen, ennyit értünk – de hát már ezt sem igazán.
Kürsüdeki konuşması sırasında fenalaşmıştır ve ardından Lal Oldum konuşamadım. sözlerini söylemiştir.A világ pocsolyába süllyedt, s az egyenes beszédet nem érti már – úgy tartotta.
İmlan fena değil, ama tam doğru da değil.Jó pletyka, de nem hiszem, hogy igaz.
Tamam fena değil ama o kadar.Täydellinen se ei ole, mutta lähellä.
O gece diş ağrısı artan Muhsin Bey fenalaşır.Hammassärky on hampaassa tuntuvaa kipua.
Charlie eve artık fena halde dövülmüş bir şekilde döner.Catherine palaa onnettomana kotiin.
Ama bu ilaç hastanın durumunu fenalaştırmıştır.Ne kuitenkin vain pahensivat potilaan vointia.
İmlan fena değil, ama tam doğru da değil.Selitys on hyvä, mutta se ei pidä paikkaansa.
Ücretler de fena değil.Verholehdet ovat puikeita.
Kitaplarla aram fena değil.Ελάχιστα πωλήθηκαν στα βιβλιοπωλεία.
Yazar yorumunu şu sözlerle bitirdi: "Asıl oyun fena değildi.Το Gamezone είπε χαρακτηριστικά: "Απλώς ένα τέλειο παιχνίδι.
İşler fena gitmemekte, geçimini sağlamaktadır.Να δουλεύει σωστά χωρίς προβλήματα.
Altı yaşına geldiğinde babasının fena sağlık durumu dolayısıyla aile Paris'e taşındı.Da han var seks år gammel, flyttede hans familie til Paris på grund af faderens dårlige helbred.
Bu sırada meyhanedeki çiçekçi kıza fena halde tutulmuştur.Imens bliver Fru Utrolig kastet opad af Hr.
Kitaplarla aram fena değil.Optræder kun i bøgerne.
2002'de böbrek nakli yapsa da durumu daha da fenalaştı.Selv om han i 2002 havde fået en nyretransplantation, blev hans helbred stadig dårligere.
Kitaplarla aram fena değil.Bøkene er ellers ikke tilrettelagt.
Oğullarını fena akıbet beklemekteydi.Deres sønner var Angantyr og Heidrek.
Tamam fena değil ama o kadar.Den var alt annet enn god.
Bu gemi onları Adalara götürdü; fakat orada yeni fena akıbet bekliyordu.Bak denne fant han store deler av skipet, men det var dårlig bevart.
İki kardeş fena kapışırlar.Dan kedua kakak beradik itu bertarung habis-habisan.
Tamam fena değil ama o kadar.Ini tidak salah, namun kurang tepat.
Fenâ, Allah’tan başka ne gören/şâhit ne de görülen olmadığını müşâhde etmektir.(脇息になった女がどんな気持ちでいるかを考えると)天稚彦にはとても見ていられない光景である。
Tamam fena değil ama o kadar.ただし、それだけではない。
Beverly Hills'teki evinin önünde fenalaşan Heavy D, Cedars-Sinai Medical Center'a kaldırıldı.救急車を呼び、Cedars-Sinai Medical Center の救急センターに運ばれた。
Kimse hakkında fena söz söylemeyeceksin.誰に対しても遠慮がない物言いをする。
Bu kralın moraline gayet fena tesir etti ve onu gayet üzdü.その王様は非常に気まぐれで我侭であり、すべての物事に飽いてしまっていた。
Adanalı, İdil'i fena halde gıcık eder.障り達はキレたいろり(くろがね)を主に恐れている。
Bunun üzerine Ali Bey fenalık geçirir, günden güne deliliğe gider.また、利子は半年ごとに支払われ、償還日には一括償還される。
Galiba çok fena bir şey çektik!結構そそっかしい所がある。
Fena Hüsrev'e Adudüddevle ismini dönemin Abbasi halifesi vermiştir.名を竹帛(ちくはく)に垂る 竹藪焼けた(たけやぶやけた)- 回文の一つ。
Kitaplarla aram fena değil.本項目では扱わない。
Fena değil.悪くないね。
Fenâ, Allah’tan başka ne gören/şâhit ne de görülen olmadığını müşâhde etmektir.環顧,則捨己以外,他無所見。
İki kardeş fena kapışırlar.两兄弟一下傻了眼。
Galiba çok fena bir şey çektik!可能发生了不祥的事情。
Burada fena olan bunu tespit edip ortaya koymak mı yoksa bunu yapıp çıkar sağlayanlar mı?且彼人交頸砥舌之事, 亦豈嬪之所宜知乎?
Bunun üzerine Ali Bey fenalık geçirir, günden güne deliliğe gider.” 卫思因,经日不得,遂成病。
Ücretler de fena değil.報酬還不錯。
O yıllarda ülkenin durumu oldukça fenalaşmış, insanların bugüne ve geleceğe inançları ortadan çıkmıştı.」 13. 「十多年來,共產黨員受的壓力太大了,今天這樣,明天那樣,大家把信心完全失掉了。
Kitaplarla aram fena değil.并善於書法。

İlgili Sayfalar