Geç Dönem Orta Çağ felaketler ve zorluklar dönemiydi.The Late Middle Ages were marked by difficulties and calamities.
Erken Okuyucular için bir Felaket Henry kitabıdır.It is a graphic novel for early readers.
Bu felaketi her taraf duydu...”It is making mistakes all over the place . . .
"Fütürizm bir felaket değildi"."Catastroika has not only been a disaster for Russia".
Bunlar 1986’da Ukraynada meydana gelen Çernobil nükleer felaketinin sonuçlarıydı.Such was the outcome of the 1986 Chernobyl nuclear disaster in the Ukraine.
Felaketzedelere Marshall Planı'ndan yardım geldi.Sweden also received aid from the Marshall Plan.
Bu felaketin ardından lejyonlar için XVII, XVIII, XIX numaraları asla bir daha kullanılmadı.After their destruction, the Romans never used these legion numbers (XVII, XVIII and XIX) again.
Felaket sonrasında ülkenin turizm endüstrisi de büyük zarar görmüştür.Worse, the country's critical agricultural infrastructure had been badly damaged.
Yerlilerin uğradığı bu felaket, insanlık tarihindeki en büyük yıkımdı.For Native American peoples, their coming meant the largest genocide in human history.
Sürekli birlikte gittikleri her yere felaket getirmişlerdir.They caused massive destruction wherever they went.
Bu patlamaların etkileri bir felaketti.The effects of these eruptions were disastrous.
Açıkça yanlış olan bu sonuç morötesi felaket olarak bilinir.They realize what they have done is morally wrong.
Yenilgilerin bir felaket olmadığına inanmaya çalıştılar.They were fortunate that they did not suffer disaster.
Birçok Arap vatandaşı da, savaşa felaket olarak bakar.Many Germans feel guilty about the war.
Ancak bu görev neredeyse bir felaketle sonuçlandı.This almost results in a catastrophe.
Felaket teorisinin bilimde uygulanması kayan model olarak nitelendirilmiştir.Application of catastrophe theory in science has been characterized as a floating model.
Savaşların yanı sıra kent 1777, 1809, 1846 ve 1901 yıllarında büyük yangın felaketleri yaşadı.The town suffered devastating fires in 1777, 1809, 1846 and 1901.
Fakat bu yy. ilerledikçe şehir bir ekonomik felaket alanı halini almıştır.This point was generally reached when the city reached a certain stage of economic development.
Muharebenin sonu, Bizans ordusu için felaketti.The end of the battle was disastrous for the Byzantine army.
Film neredeyse mali bir felaket oldu.The film became a disaster.
Bu durum morötesi felaketi olarak bilinmektedir.They therefore found abortion morally acceptable.
Mart 1989’da Exxon Valdez kazası ya da diğer bir deyişle petrol felaketi yaşandı.March 24, 1989: Exxon Valdez oil spill.
1986'daki Challenger felaketini araştıran Rogers komisyonunda yer aldı.Scobee was killed in the 1986 Challenger disaster.
Şehir 2008 yılındaki yoğun yağışlar nedeniyle bir sel felaketi geçirdi.The city was heavily affected by flooding from a tropical cyclone in 2008.
Dikkat çeken şey sadece 45 kişi çukurluklarda yaşayıp felaketten kaçabildi.Only fifteen persons succeeded in escaping from the cave.
Felakette 74 kişi öldü.374 people died there.
Yapı tekrar 1966 yılındaki sel felaketinden sonra tekrar restore edildi.It was restored again after damage by massive flooding in 1966.
1204'te Latin Haçlılar tarafından Konstantinopolis'in yağmalaması ekonomik bir felaketti.The sack of Constantinople by Latin crusaders in 1204 was an economic catastrophe.
Toplumsal ve ekonomik sorunlar daha büyük felaketleri tetiklemekte gecikmeyecektir.The ecological and socioeconomic consequences take longer to happen but can be more far-reaching.
İş devamlılığı ve felaket kurtarma için yedekli planlar daha uygundur.In truth, proper planning and procedures are more likely to help than anything else.
Ülke, ekonomik olarak tam bir felaketin eşiğine geldi.The country is moving towards an economic disaster.
Çalışma takvimi tam anlamıyla felaket, bazı sahneler sıkıcı.The research is convincing, the plotting taut, the scenes wonderfully vivid.
Bütün o yangınlardan ve harp felaketlerinden sonra hepsi bir hayal oldu."After that, they would use bombs and fires to kill all those warriors.
Bu kuşkuya bir neden Halkın Haçlı Ordusu ile olan felaketli ilişkiler ve feci sonuçtu.Such judgments were both a cause and effect of deteriorating relations with the English crown.
Felaket Henry kitabından Felaket Henry'nin Tatili romanının karikatür hali.A good example of this is Henry VIII's writing desk.
Katedral'i almak için yapılan saldırılar ise felaketle sonuçlanmıştı.The proposal to build a cathedral was carried by acclamation.
Aşkelon valisi, “okulun açık olması durumunda bir felaket olacaktı” dedi .As one parent rightly commented, 'It is a school of which to be proud'".
Cenazede büyükbaba bir felaket senaryosu haykırır fakat sadece Marge dinler.At their memorial, Grampa foresees the destruction of the town, but only Marge takes this seriously.
Kentler bir felakete uğramayacaklardı ve her şey eskisi gibi olacaktı.One brief moment and all will be as it was before.
SSCB'de yaşanan kıtlığa paralel olarak, Kazakistan'da bu felaketten ağır biçimde etkilendi.The PCP split severely affected the CPI in Punjab at the time.
Dünya bir felakete doğru dolu dizgin koşuyor.The party heads for a complete disaster.
Bu durum, Bizans için ekonomik bir felaket anlamına geliyordu.The trade turned out to be a disaster for the Giants.
Bu kaza, modern deniz tarihinin en büyük felaketlerindendir.The disaster remains the worst in Danish maritime history.
Dün gece seninle uyumak tam bir felaketti.It was a disaster sleeping with you last night.
Beslenme, sağlık, çatışmalar ve doğal felaketler en önemlileridir.To name the most important: nutrition, health, conflicts and natural disasters.
Aral Denizi'nin tahribi dünyanın en büyük insan yapımı felaketlerinden biri olarak kabul edilir.The destruction of the Aral Sea is considered one of the largest man made disasters in the world.
Önlenebilecek felaketler, önlenmeyenenler kadar ilginç değil.Catastrophes that we can avert are not as interesting as ones we could avert.
Hatta onun girişinde kendisi için bir felaket oldu.Even her entrance was terrible for him.
Bu meydana gelmesi beklenen bir felaket.This is a catastrophe waiting to happen again.
Haddini aţan bir ţeydi, bir felaketti.This was over the top, I mean, this was a catastrophe.
Ve, felaket evi vuruyor.So, disaster hits home.
Fletcher plakalar ve iki sandalye - felaketsel sonuçları ile.Fletcher's planks and two chairs--with cataclysmic results.
Genellikle içinde bulunduğumuz durumun nedeni büyük felaketler değildir.Generally, we haven't got ourselves into this mess through big disasters.
Nasıl bir felaket!What a catastrophe!
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.It's reminiscent of the description of history as "one damn thing after another," right?
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.We asked them to estimate their likelihood of experiencing different terrible events in their lives.
Sonra da onlar gibi birisinin bu felaketlerle karşılaşma olasılığının kaç olabileceğini söyledik.And then we told them the average likelihood of someone like them to suffer these misfortunes.
Akabinde, yaşadıkları felaket kuraklıktan dolayı bunu kısmen idrak etmeye başladılar.Now, they came to an awareness partly because of the horrible drought that they have had.
Ah, meydana gelmeyi bekleyen büyük bir felaket olacak.Oh, that's going to be a disaster waiting to happen.
Bu tür metinler, felaketlere karşı sigorta poliçesidir.Scripts like these are insurance policies against disaster.