Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket.Dôsledky toho sú katastrofálne.
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Das Ergebnis davon war katastrophal, katastrophal wegen dieser Tatsache:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:De gevolgen waren rampzalig, rampzalig en wel om dit feit:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:El resultado de ello ha sido desastroso, desastroso por este hecho:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Ennek a következményei katasztrofálisak, katasztrofálisak, mert íme egy tény:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Le résultat a été désastreux parce que voici un fait :
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Rezultatele au fost dezastruoase şi iată de ce:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Rezultat takiego zachowania okazał się katastrofalny, katastrofalny i oto kilka faktów:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Výsledek toho byl katastrofální, katastrofální, protože se stalo tohle:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Το αποτέλεσμα ήταν καταστροφικό, καταστροφικό και να γιατί:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket. İşte size bir veri:Итог этого был катастрофичен, катастрофичен из-за простого факта:
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket.그 결과는 처참합니다.
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket.O resultado tem sido desastroso.
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket.Резултатът от това беше пагубен.
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket.התוצאה הרסנית,
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket.النتيجة لذلك كانت كارثية ,
Bunun sonuçları felaket oldu, tam bir felaket.悲惨な事実です
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.1850년대 중반의 이 시기에 그같은 생활 방식은 여러모로 완전히 엉망이었어요.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Dan dalam banyak hal, pada titik ini di pertengahan 1850-an, sebuah bencana menyeluruh.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Dat was rond 1850 op veel manieren een enorme ramp.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.És ez akkor, az 1850-es évek közepén sok tekintetben teljes katasztrófának bizonyult.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Et c'était de bien des manières, à ce moment du milieu des années 1850, un désastre complet.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.In quel periodo, a metà degli anni '50, la vita metropolitana era un completo disastro.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Naquela altura dos meados de 1850 era, de certo modo, um desastre absoluto.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Şi a fost în multe moduri, în acest punct de la jumătatea anilor 1850, un dezastru complet.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Ta je bil takrat, sredi 50-ih let 19. st., v številnih pogledih še popolna polomija.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Und das war in vielerlei Hinsicht in der Mitte der 1850er ein reines Disaster.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Y en este punto, alrededor de 1850, esta sociedad urbana era un completo desastre.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Z różnych powodów w połowie lat 50 XIX wieku życie takie było totalną katastrofą.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.Κατά πολλές έννοιες, σ' αυτό το σημείο, στα μέσα του 1850, είχαν αποτύχει εντελώς.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.И в много отношения, в този момент в средата на 50-те години на XIX век, пълна катастрофа.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.И во многом, в то время, в середине 1850-х, это было полным провалом.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.היקף המגורים שאנו מכנים חיי כרך.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.والتي كانت عموماً في تلك الفترة من خمسينيات القرن قبل الماضي بمثابة كارثة حقيقية.
Bu olay birçok açıdan 1850'lerin ortasında tam bir felaketti.当時の人たちはエリザベス朝の社会インフラと
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Cum ar fi să avem aceste sisteme gata de lucru într-un loc înainte de dezastru?
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Hãy tưởng tượng những hệ thống này có thể đến nơi trước khi thảm họa xảy ra.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Imaginen que estos sistemas pudieran estar disponibles antes de una catástrofe.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Imaginez si nous pouvions avoir ces systèmes prêts à marcher dans un endroit avant une catastrophe.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Képzeljék el, ha ezeket a rendszereket már egy katasztrófa előtt elő tudnánk készíteni egyes helyeken.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.생각해보세요. 만약 우리가 이런 체계를 재난이 일어나기 전에 가지고 있다면 어떨까요?
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Pensate se questi sistemi fossero pronti all'uso prima di una catastrofe.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Seria bom podermos estar com estes sistemas prontos num local antes duma catástrofe.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Stel je eens voor dat je deze systemen ergens klaar hebt staan voor de ramp plaatsvindt.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Stellen Sie sich vor, diese System könnten betriebsbereit vor einer Katastrophe vorhanden sein.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Wyobraźcie sobie, że te systemy mogłyby być gotowe, jeszcze zanim nadciągnie klęska żywiołowa.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.Представьте, если бы мы только могли установить подобные системы на месте ещё до стихийного бедствия.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.תארו לעצמכם שנוכל להכין מערכות אלה לצורך הכנסה למקום מסוים, לפני שמתרחש האסון.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.تخيلوا لو أننا نستطيع الحصول على هذه الأنظمة على اهبة الاستعداد في وقت ما قبل الكارثة.
Bu sistemlerin, bizde felaketten önce kullanmaya hazır halde olduğunu hayal edin.すばらしいですね それが現在のゴールです
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Asta ne duce cu gândul la descrierea istoriei ca fiind "o drăcovenie după alta", nu?
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Cela fait penser à la description de l'Histoire "un fichu évènement après un autre", non?
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Es erinnert an die Beschreibung der Geschichte als "eine verdammte Sache nach der anderen", nicht wahr?
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Es una reminiscencia de la descripción de la historia de "una cosa tras la otra", ¿verdad?
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Faz lembrar a descrição da História "uma maldita coisa de cada vez", não é? Número um:
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Het doet denken aan de omschrijving van geschiedenis als "het ene verdomde ding na het andere," toch?
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.마치, 역사라는 것을 정의내린 그 격언을 떠올릴만하죠. "하나의 빌어먹을 일 다음에 또 닥치는 그런 일들".
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Nó gợi nhớ đến những mô tả của lịch sử như "lại thêm một điều vớ vẩn nữa", phải không nào?
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Przypomina to opisywanie historii jako "jedną cholerną rzecz po drugiej".
Bu tarih için söylenen "felaket felaket üstüne" söylemini hatırlatıyor.Ricorda quella definizione della Storia come "un maledetto avvenimento dopo l'altro", vero?