Ana içeriğe geç
Sözlük

felaket ile cümle

felaket kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
BAC Baas için tam bir felaket olmuştu.Bakufulle koitunut vahinko oli huomattava.
Yeryüzünde felaketlere neden olur.Ne toisivat tuhon maahan.
Film neredeyse mali bir felaket oldu.Elokuva oli kuitenkin taloudellinen tappio.
Havacılık tarihinin en büyük felaketinde 583 kişi öldü.Onnettomuudessa kuoli 583 ihmistä, ja se on edelleen ilmailuhistorian pahin lento-onnettomuus.
1920-21 kuraklığı bu felaketi derinleştirdi.Vuosien 1920 ja 1921 kadot ja niistä johtunut nälänhätä vain pahensivat tilannetta.
Felaket sonrasında ülkenin turizm endüstrisi de büyük zarar görmüştür.Samoin maan talous ja infrastruktuuri tuhoutui taas pahan kerran.
Felaketzedelere Marshall Planı'ndan yardım geldi.Yhdysvaltain Marshall suunnitelman tukemana aloitettiin jälleenrakennus.
Felaket, 64 Milyon insanın ölümüne sebep oldu."Kaikkiaan sairaus on vienyt maassa 104 ihmisen hengen.
Kentler bir felakete uğramayacaklardı ve her şey eskisi gibi olacaktı.Tilalla ei asu koko suku kuten joskus aiemmin saattoi olla tilanne.
Kent, 1681, 1727, 1822 ve 1827'de büyük yangın felaketleriyle boğuştu.Vuosien 1694, 1758, 1833 ja 1872 tulipalot hävittivät kaupunkia.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Ευτυχώς σταμάτησα τα στρατεύματά μου στις 5 Δεκεμβρίου αλλιώς η καταστροφή θα ήταν αναπόφευκτη.»
Bu bir felaket filmi değil.Δεν είναι μια ταινία καταστροφής.
Asurlular felakete uğrayacak, İsrail'in cezalandırılması diğer ulusların cezalandırılmasına sebep olacak.Η Ασσυρία θα χτυπηθεί και η τιμωρία του Ισραήλ θα οδηγήσει στην τιμωρία των Εθνών.
Kentler bir felakete uğramayacaklardı ve her şey eskisi gibi olacaktı.Το ηφαίστειο είχε εκραγεί και τίποτα πια δεν ήταν όπως πριν.
Geç Dönem Orta Çağ felaketler ve zorluklar dönemiydi.Ο ύστερος Μεσαίωνας σημαδεύτηκε από μεγάλες δυσκολίες και συμφορές.
Ancak bu görev neredeyse bir felaketle sonuçlandı.Τέτοια γεγονότα με οδήγησαν σχεδόν στην απόγνωση.
Niteroi şehri bazı büyük felaketlere de sahne oldu.Τεράστιες καταστροφές υπέστη και η πόλη Χίνις.
BAC Baas için tam bir felaket olmuştu.Ήταν μια δαπανηρή υπόθεση για τον Πασά.
Bakınız Oksijen Felaketi.Καταδύσεις με Οξυγόνο.
Yeryüzünde felaketlere neden olur.Νεκροί σωριάζονται στη γη.
Haçlılar imzalanan teslim olma antlaşması ile felaketin eşiğinden geri dönmüşlerdir.Οι σταυροφόροι προχώρησαν σε συμφωνία διαμοιρασμού των εδαφών της Βυζαντινής Αυτοκρατορίας.
Rus ekonomisi bu sırada felakete doğru gidiyordu.Η Ρωσία βρισκόταν σε συνεχή κατάσταση οικονομικής κρίσης.
Mu kıtası felakete kurban gitti.Ο ίππος θυσιάζεται αιφνιδιαστικά.
Bu patlamaların etkileri bir felaketti.Τα αποτελέσματα του πολέμου αυτού ήταν καταστροφικά.
2010 Çin sellerinin en ölümcül felaketiydi.Πρόκειται για τον πιο θανατηφόρο τυφώνα του Καναδά.
Ancak 561 yılında ikinci kez deprem felaketine ve bunu hemen izleyen büyük bir veba salgınına uğramıştır.Το 561 υπέστη για δεύτερη φορά καταστροφές από σεισμό.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Heldigvis stoppede jeg mine tropper den 5. december, ellers havde en katastrofe været uundgåelig".
İlk birkaç hafta içindeki Sovyet savunmasındaki taktik hatalar bir felakete neden oldu.De sovjetiske styrkers taktiske fejltagelser i de første uger af krigen viste sig katastrofale.
Polonya'nın sınır savunması planı tam bir felaketti.Den polske plan for grænseforsvar havde vist sig at være en katastrofal fejltagelse.
Ancak 1556 Şensi Depremi, Çin tarihinin en kötü felaketi değildir.Shaanxi jordskælvet i 1556 var under alle omstændigheder ikke den værste naturkatastrofe i Kinas historie.
Hindistan'da Bhopal felaketi meydana geldi.Bhopalulykken i Indien.
Bu felaketin ardından lejyonlar için XVII, XVIII, XIX numaraları asla bir daha kullanılmadı.Numrene for de tre legionerne, XVII, XVIII og XIX, blev aldrig siden brugt.
Bu savaş Konfederasyon Devletleri Ordusu için en kötü felaketlerden biri oldu.Det var en af de værste katastrofer under krigen for den konfødererede hær.
Moskova başlarda Sovyetler Birliği'nin başına gelen felaketin boyutlarının ağırlığını tam olarak kavrayamadı.Overkommandoen i Moskva forstod i starten ikke omfanget af den katastrofe, som havde ramt Sovjetunionen.
1866'da siyasetten emekliye ayrıldı, iş hayatına başladı ve felaket sonuçlarla karşılaştı.I 1866 trak han sig tilbage fra politik og blev forretningsmand – med katastrofale resultater.
1986'daki Challenger felaketini araştıran Rogers komisyonunda yer aldı.Feynman blev bedt om at være med i præsidentens Rogers-kommission, som undersøgte Challenger-ulykken i 1986.
Darien girişiminin başarısızlığı İskoçya ekonomisi için tam bir felaket olmuştur.Episoden i Wien havde negativ betydning for Wolfgangs karriere.
Ancak bu görev neredeyse bir felaketle sonuçlandı.Denne virksomhed afsluttedes med en katastrofe.
Tarihi hamam ve yöresi yaşanan bir sel felaketinden sonra terkedilmiştir.Historien gentager sig katastrofe efter katastrofe.
Katedral'i almak için yapılan saldırılar ise felaketle sonuçlanmıştı.At vente på at Squire skulle dukke op var det værste.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Heldigvis stoppet jeg mine styrker den 5. desember, ellers ville katastrofen vært uunngåelig.»
Bu belge (lettre de cachet) daha sonra marquis için felaket olacaktı.Brevet ble senere særdeles ulykksalig for marquis de Sade.
Ancak bu görev neredeyse bir felaketle sonuçlandı.Oppdraget ble nesten en katastrofe.
Bu felaketin ardından lejyonlar için XVII, XVIII, XIX numaraları asla bir daha kullanılmadı.Numrene for de tre legionene, XVII, XVIII og XIX, ble aldri siden brukt.
Zafer bir felakete dönüştü ve savaşı ve inisiyatifini kaybeden Antonius geri çekilmek zorunda kaldı.Seier ble snudd til katastrofe for Antonius, som hadde mistet initiativet og slaget.
Felaket, 64 Milyon insanın ölümüne sebep oldu."Dysenteri tok livet av 64 innbyggere.
Film neredeyse mali bir felaket oldu.Filmen ble en økonomisk fiasko.
Almanya’daki gıda sorunu 1946-47 kışında felaket boyutlarını aldı.Denne fikk feilaktig skylden for matmangelen i Tyskland vinteren 1916/17.
1920-21 kuraklığı bu felaketi derinleştirdi.I 1920-21 ble Bislet bad bygd.
Fakat onun yardımları genellikle felaketle sonuçlanır.Som regel med katastrofale resultat.
Bölgede bir haftadır süren şiddetli yağmurlar felaketin yaşanmasında etkili oldu.Kraftig regn natten før fikk mye av skylden for ulykken.
BAC Baas için tam bir felaket olmuştu.Det ble tap for SB.
Risk: Bir kayıp, felaket ya da diğer istenmeyen sonuçları içeren bazı ihtimallerin olduğu durum.Risikoen omfatter avhengighet, ulykker og andre uønskede effekter.
23 bin kişinin ölümüne neden olan afet, 20. yüzyılın en ölümcül ikinci yanardağ felaketi oldu.Bare to av 30 000 innbyggere overlevde i den mest dødbringende vulkankatastrofe på 1900-tallet.
Bir yıl sonrası tam bir felaket oldu.Året etter fikk en katastrofal start.
Savaşların yanı sıra kent 1777, 1809, 1846 ve 1901 yıllarında büyük yangın felaketleri yaşadı.Den har blitt rammet av bybranner i 1777, 1809, 1846 og i 1901.
Homer hemen Springfield halkını yaklaşan felaket hakkında uyarmaya gider.I episoden blir Homer en forkjemper for innbyggernes sikkerhet i Springfield.
Tüm bunlar, ekonomik bir felaket olan Dördüncü Haçlı Seferi'nin gelişiyle birlikte değişti.Semuanya berubah pada masa Perang Salib Keempat, yang membawa bencana ekonomi.
Ancak felaket burada da peşlerine bırakacak gibi değildir.Ia pun tidak mampu lagi melanjutkan pertandingan dan dinyatakan kalah dalam gelanggang tersebut.
Lightoller felaketten kurtulan en yüksek rütbeli subaydı.Lightoller merupakan petugas paling senior yang selamat dari bencana Titanic.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod