1866'da siyasetten emekliye ayrıldı, iş hayatına başladı ve felaket sonuçlarla karşılaştı.В 1866 году он оставил политику и занялся бизнесом, но потерпел крах.
Başta her şey planlandığı gibi gittiyse de sonrası felaketle sonuçlandı.Сначала все шло по плану, но потом произошло непредвиденное.
Azerbaycan hükümeti Japonya'ya felaketin yaralarını sarma amaçlı olarak 1 milyon dolarlık yardım bağışladı.Азербайджан Азербайджан выделил Японии финансовую помощь в размере 1 миллиона долларов США.
Minyatür bir felaket tanrısı olan Yato'nun ne takipçisi ne de tapınağı vardır.Ято — малоизвестный, практически забытый бог погибели, без собственного храма.
STS-26: Uzay mekiği Challenger felaketinden sonra uzaya dönüş (STS-51-L).100-м пилотируемым полётом после гибели шаттла «Челенджер» (STS-51-L).
Alman basını uğranılan felaketi ancak Ocak ayı sonunda duyurdu.О её смерти общественности стало известно только в середине июня.
Paraguay,yüz yıldan beri bu felaketin izlerini silmeye çalışıyor.Над разгадкой этой схемы Ямагути бился в течение 30 лет.
İkinci dönemde, tufanla insanoğlunun uğradığı felaket vurgulanır.По ходу второго тайма стало понятно, что с арбитром что-то происходит.
Felaketzedelere Marshall Planı'ndan yardım geldi.Швеция также получила помощь по Плану Маршалла.
Etkisi biten felaketin sonunda sadece bir küçük grup canını kurtarabilmişti.Прибывшей на место катастрофы бронегруппе удалось спасти лишь несколько человек.
Bir felaket sonucu okyanusun sularına gömülmüştü.Его тело было погребено в океане.
Bu kaza, modern deniz tarihinin en büyük felaketlerindendir.Данная трагедия стала одной из самых крупных морских катастроф в истории гибели морских судов.
Böylece birliklerin büyük kısmı için sonuç, bir felakete doğru yöneldi.До этого подавляющее большинство команд были ориентированы на выносное нападение.
Bu yüzden yaşanan doğal felaketler ve saldırılar sonrasında yeniden iskan edilmeyip, terk edilmiştir.Агрессия и насилие, представленные здесь сегодня являются незаконными и не должны повторяться.
Felaketzedelere Marshall Planı'ndan yardım geldi.وقد ساعد مشروع مارشال ضحايا تلك الكارثة.
Genellikle bu “aktif tehlike” olarak değil, bir kaza, aciliyet, vaka veya felaket olarak atfedilir.غالبًا ما يشار إلى ذلك على أنه "خطر نشيط" وليس كحادث أو حادث أو حادث أو كارثة.
8 Ekim 1912'de başlayan Balkan Savaşı kısa sürede bir felakete dönüştü.وقد حملت حرب البلقان التي بدأت في 8 أكتوبر 1912م، معها مصائب عدة في فترة قصيرة.
Bu durum da felaketle sonuçlanan salgınların ortaya çıkmasına neden olmuştur.وكان ذلك على ما يبدو نتيجة لعملية الخداع الناجحة.
Edward Fletcher, Altıncı Subay James Moody rolünde: Felakette ölen tek düşük rütbeli subay.إدوارد فليتشر بدور الضابط السادس جيمس بول مودي: أصغر الضُباط على متن السفينة وقد توفي ليلتها.
Eğer bu başarısız olursa, türbin çoğunlukla felaket boyutlarında parçalanana kadar, hızlanmaya devam eder.وإذا فشل هذا فان العنفة قد يواصل التسارع حتى ينهار، بشكل مذهل.
Film, Raccoon City felaketinin 5 yıl sonrasını konu alıyor.تأخذ الأحداث مجراها بعد دمار مدينة "راكون" بثلاثة أشهر.
Mahalle sel felaketi ve depremden etkilenmiştir.تعد المنطقة عرضة للزلازل والانهيارات الأرضية.
Bunu bir felaket olarak kabul eden İmparator büyük bir yeise kapılmıştır.أمَّا الإمبراطور الذي اعتبر ذلك هزيمة كبيرة أُصيب بيأسٍ كبير.
Bu dönemdeki felaketin sonuçları tam olarak bilinmiyor.فضلاً عن هذا، لا تكون العواقب الخاصة بالزمن واضحة.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Felizmente, parei as minhas tropas a 5 de Dezembro, caso contrário, a catástrofe seria inevitável."
Bu bir felaket filmi değil.Não é um filme desastre.
İlk birkaç deniz muharebesi Roma için felaket boyutunda afetlerdi.As primeiras batalhas navais foram desastres catastróficos para Roma.
1800'lü yıllarda kasabayı iki büyük felaket etkiledi.Duas catástrofes atingiram a cidade durante os anos 1800.
Film neredeyse mali bir felaket oldu.O filme foi um fracasso financeiro.
Bu felaketin ardından lejyonlar için XVII, XVIII, XIX numaraları asla bir daha kullanılmadı.Os números destas três legiões, a XVII, a XVIII e a XIX legião, nunca foram utilizados de novo.
1348'de Kara veba ve diğer felaketler, önceki felsefi ve bilimsel gelişim dönemine ani bir son vermiştir.Em 1348, a Peste Negra levou este período de intenso desenvolvimento científico a um fim repentino.
Alman basını uğranılan felaketi ancak Ocak ayı sonunda duyurdu.A opinião pública alemã não foi oficialmente informada do desastre até o fim de janeiro de 1943.
En çok bilinen hidrojen yangını LZ 129 Hindenburg felaketidir.Para o zepelim, veja LZ 129 Hindenburg.
Bütün o yangınlardan ve harp felaketlerinden sonra hepsi bir hayal oldu."De todos os pontos da cidade se soltam rojões e fogos de artifício".
Oluşan deniz kirliliği o zaman kadar görülmüş en büyük felaketti.A perda do Atlantic foi o maior desastre marítimo na história até então.
1920-21 kuraklığı bu felaketi derinleştirdi.As secas de 1920 e 1921 ajudaram a completar um cenário catastrófico para o país.
Pekiştirilmiş surlar bu felaketin önüne geçebildi.Felizmente o Gatas sobreviveu a essa catástrofe.
Film bu felaketin tamamen harabeye çevirdiği İngiltere'de geçer.TV no Reino Unido, que retire a narrativa completamente.
Tüm işaretler gelecekte gerçekleşecek korkunç felaketin belirtileridir.Todos nós cremos que o passado é um guia confiável para o futuro.
"Bu filmin felaket olduğu yönünde bazı söylentilere yol açtı.""Isso aumentou as especulações de que o filme seria um desastre".
1204'te Latin Haçlılar tarafından Konstantinopolis'in yağmalaması ekonomik bir felaketti.O saque de Constantinopla pelos cruzados latinos em 1204 representou uma catástrofe económica.
Hesko beriyerleri halen doğal felaketlere karşı da kullanılmaktadır.Contudo, as barreiras hesco continuam a ser usadas para os seus fins originais.
Ancak ertesi gün bir deprem dışında felaket yaşanmaz.O evento não foi precedido por terremoto.
Homo erectus'un Toba felaketi sonucu yok olduğu düşünülmektedir.Apesar disso, parece que o Vico Toscano manteve uma reputação desagradável.
2012, Roland Emmerich tarafından yönetilen 2009 ABD yapımı bir felaket filmidir.2012 (2009), um filme de catástrofe dirigido por Roland Emmerich, sobre um provável apocalipse.
Bu dönemdeki felaketin sonuçları tam olarak bilinmiyor.Os efeitos a longo prazo deste derrame são desconhecidos.
Bir yıl sonrası tam bir felaket oldu.O ano seguinte, porém, foi um desastre.
Bunlar 1986’da Ukraynada meydana gelen Çernobil nükleer felaketinin sonuçlarıydı.1986 — Ocorre o acidente nuclear de Chernobil.
Kluivert açısından felaketle geçen bir sezon oldu.Na semifinal veio uma desilusão.
Dar sokaklarda, en yakını 1632 yılında gerçekleşmiş birçok yangın felaketi yaşandı.Mas o pequeno povoado foi assolado por diversos surtos, entre eles o mais mortífero ocorreu em 1693.
Ancak bu karşı karşıya kalınacak felaketlerin en küçüğü olacaktır.Porém, seria na Ásia Menor que o maior desastre aconteceria.
Tüm bunlar, ekonomik bir felaket olan Dördüncü Haçlı Seferi'nin gelişiyle birlikte değişti.Dit alles veranderde na de komst van de Vierde Kruistocht, die een economische ramp was.
Bu nedenle denizin gücünü temsil eder, fırtınalar ve felaketler meydana getirir.Hij is degene die over stormen en rampen heerst.
Ancak bu görev neredeyse bir felaketle sonuçlandı.De missie eindigde bijna in een catastrofe.
Göbü bu sebepten dolayı devamlı sel felaketleri ile karşılaşmaktadır.Vanwege deze eigenschap hebben de Lamaars het continu aan de stok met de Woefs.
Şehir 2008 yılındaki yoğun yağışlar nedeniyle bir sel felaketi geçirdi.In 2008 werd de stad getroffen door overstromingen als gevolg van zware regenval.
Olacak felaketi engellemek için dünyayı kurtarmaya çalışırlar.Ze proberen het noodlot te ontlopen.
3 Aralık 1984 yılında tarihi Bhopal felaketine sahne oldu.Op 3 december 1984 deed zich in Bhopal een enorme giframp voor.
Felakette 74 kişi öldü.Er vielen zeker 74 doden.
Bunun yolu da Osmanoğulları'nın felaketinden geçiyor.Het slaat op de besnijdenis van de zonen van Mozes.