Biz çok farklı değiliz, sen ve ben.We're not so different, you and I.
Biz çok farklı değiliz, biliyorsun.We're not so different, you know.
Tom ve Mary'nin farklı düşünceleri vardı.Tom and Mary had different ideas.
Tom bir şekilde farklı görünüyor.Tom seems different somehow.
Tom senin farklı olduğunu söyledi.Tom said you were different.
Tom'un farklı olduğunu söyledin.You said Tom was different.
Tom ve Mary farklılar.Tom and Mary are different.
Tom o kadar farklı değil.Tom isn't that different.
Bu ne kadar farklı?How is it different?
Kültür onun alışkın olduğundan tamamen farklıydı.The culture was completely different from the one she was used to.
Soruna daha farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach the problem from a different angle.
Konuşma ve yazma farklıdırlar.Speaking and writing are different.
Bu, etnik açıdan farklı bir okul.It is an ethnically diverse school.
Onlar farklı sokakları izliyordu.They were following different streets.
Her yıl kendimi farklı bir yerde buluyorum.Every year I find myself at a different location.
Onlar farklı yollar izliyordu.They were taking different streets.
Onun kitapları farklı dillere tercüme edildi.His books have been translated into several languages.
Şu andan itibaren, farklı olacağım ve en itaatkar çocuk olmaya çalışacağım.From now on, I'll be different and I'll try to become a most obedient boy.
Tom erkek arkadaşı John'dan tamamen farklıydı, o dostane ve hayırseverdi.Completely different from Tom was his boyfriend John, who was amicable and philanthropic.
İki komşu ülke her açıdan birbirinden farklıdır.The two neighbouring countries differ from each other in all respects.
Görüş farklılıkları işbirlikçi projede kaçınılmazdır.Differences of opinion are inevitable in a collaborative project.
Farklı bir şey olacağını umuyor muydun?Were you expecting something different to happen?
Orada bir şey tamamen farklı.There, something completely different.
Kuşlar farklı yönlere uçtu.The birds flew off in different directions.
Orman, bitkilerin ve hayvanların birçok farklı türleri için yuvadır.The forest is home to many different kinds of plants and animals.
Üç farklı grup halinde ders kitabı göndereceğiz.We'll send the textbooks in three different lots.
Sen farklı davranıyorsun.You are out of step.
Farklı davranıyorsun.You are out of step.
O her zaman farklıydı.She was always different.
Ben her zaman farklıydım.I was always different.
Tom diğer çocuklardan her zaman farklıydı.Tom was always different from other children.
O diğer çocuklardan her zaman farklıydı.He was always different from other children.
Onların denemek için birçok farklı balıkları var.They have many different fish to try.
Onların denemek için birçok farklı yemekleri var.They have many different dishes to try.
O, İskoç lehçelerinin farklı yönlerini kullanır.She uses different aspects of Scottish dialects.
Karımın elbiselerdeki zevki benimkinden farklıdır.My wife's taste in clothes is different from mine.
Farklılık yaratacağız.We will make the difference.
İngilizce ve Almanca cümleler tamamen farklı anlamlara sahiptir.The English and German sentences have totally different meanings.
İngilizce ve Almanca cümlelerin tamamen farklı anlamları var.The English and German sentences have totally different meanings.
Farklı bir ülkeye taşınmam gerekiyor.I need to move to a different country.
Herkesin fikri farklıdır.Everyone's idea is different.
Farklı olarak ne yapardın?What would you have done differently?
Şimdi işleri farklı olarak görüyorum.I see things differently now.
İngilizler Amerikalılardan sadece konuştukları dilde farklıdır.Englishmen differ from Americans only in the language they speak.
Bizim yollarımız farklıdır.Our ways differ.
Her biri farklıdır.Each one is different.
Bu farklı olurdu.It would be different.
Onun hepsi çok farklı.It's all so different.
Bu farklı olur.That would be different.
Bu farklı bir şey.This is something different.
Bu kez farklı olacak.This time's going to be different.
Bunu çok farklı yapan ne?What makes this so different?
Tom neden farklı olurdu?Why would Tom be different?
Yumurtayı kaç farklı yolla pişirmeyi biliyorsun?How many different ways do you know how to cook eggs?
Bir yumurtayı pişirmenin kaç farklı yolunu biliyorsun?How many different ways do you know how to cook an egg?
Menüde kaç tane farklı pizza çeşidi var?How many different kinds of pizzas are on the menu?
Tom mükemmel bir adam ama biz gerçekten farklıyız.Tom is a great guy, but we're really different.
Yargı ve hüküm farklı şeylerdir.A verdict and a sentence are different things.
Bu kadar çok farklı türde böcekler olduğunu bilmiyordum.I never knew there were so many different kinds of insects.
O bakımdan senden farklı değilim.I'm no different than you are in that respect.