Sanırım canım farklı bir şey yemek istemedi.I guess I felt like eating something different.
Farklı bir şey denemek zorunda kaldım.I had to try something different.
Granit ve kumtaşı arasındaki farklılığı söyleyebilir misiniz?Can you tell the difference between granite and sandstone?
Farklı bir düşüncem var.I have a different idea.
Şimdi farklı bir işim var.I have a different job now.
Biz sadece farklı sözcüklerle, aynı şey hakkında konuşuyoruz.We are speaking about the same thing, just in different words.
Senin hakkında farklı bir şey olduğunu biliyordum.I knew there was something different about you.
Burada işlerin farklı olduğunu biliyorum.I know things are different here.
Tom'un farklı olduğunu biliyorum.I know Tom is different.
Tom'da bir farklılık olduğunu biliyorum.I know Tom is different.
Farklı olduğumuzu biliyorum.I know we're different.
Dilbilgisinde ve kelime hazinesinde, bazı lehçeler standart dilden önemli ölçüde farklıdırIn grammar and vocabulary, some dialects differ significantly from the standard language.
Bence farklı şeyler arıyoruz.I think we're looking for different things.
Farklı bir katılım sistemine geçmemiz gerekiyor.We need to change over to a different system of participation.
Kızım dinozorların tüm farklı türlerin isimlerini biliyor.My daughter knows the names of all the different species of dinosaurs.
Farklı şekilde tepki vermeliydim.I should've reacted differently.
Farklı bir yaklaşım öneriyorum.I suggest a different approach.
Londra'daki iklim Tokyo'nunkinden farklıdır.The climate in London is different to that of Tokyo.
O model, kültürel farklılıkları silemez.That model cannot erase cultural differences.
Hava bile farklı kokuyordu.Even the air smelled different.
Bu sanatçının çok farklı bir tarzı var.This artist has a very distinctive style.
Bu tamamen farklı.This is altogether different.
Farklı işler farklı aletler gerektirir.Different jobs require different tools.
O farklı.She's different.
Her insan farklıdır.Every person is different.
Bir erkek ve bir kadın, farklı cinsiyetlerin insanlarıdır.A man and a woman are people of different genders.
Mary aynı anda iki farklı adamla çıkıyor.Mary is dating two different guys at the same time.
Farklı insanlar bu kazanın farklı versiyonlarını anlatırlar.Different people tell different versions of the incident.
Tom'u bugün üç farklı zamanda gördüm.I saw Tom three different times today.
Birçok açıdan farklılık gösterirler.They differ in many respects.
Bu içkinin gerçekten farklı bir tadı var.This drink has a really different flavor.
Tom beklediğimden oldukça farklı.Tom is quite different from what I expected.
Tom farklı olasılıkları düşünüyor.Tom is considering several possibilities.
Tom, Mary'nin saçını farklı bir renge boyamış olduğunu farketmedi bile.Tom didn't even notice Mary had dyed her hair a different color.
Tom, Mary'nin saçlarını farklı bir renge boyamış olduğunu farketmedi bile.Tom didn't even notice Mary had dyed her hair a different color.
Keşke işler farklı şekilde olabilseydi.I wish things could've happened differently.
Keşke koşullar farklı olsa.I wish the circumstances were different.
Ben olsam farklı anlamlar yüklemezdim buna.I wouldn't read too much into it.
Keşke onu farklı yapsaydım.I wish I'd done that differently.
Biz çok farklıyız, sen ve ben.We're very different, you and I.
Biz farklı değiliz, sen ve ben.We're no different, you and I.
Keşke şeyler farklı olsa.I wish things were different.
Senin farklı olduğunu düşündüm.I thought you were different.
Bunun farklı olduğunu biliyorsun.You know this is different.
Ben artık farklı bir kişiyim.I'm a different person now.
Ben senden farklı değilim.I'm no different than you.
Farklılıklar nelerdir?What are the differences?
Artık işler farklı.Things are different now.
Bizim farklılıklarımız var.We have our differences.
Sen çok farklısın.You're so different.
Bu ahçı her gün farklı yemekler pişirir.This cook cooks different meals every day.
O şef her gün farklı yemekler hazırlar.That chef prepares different meals every day.
Ben bir ay sonra doğmuş olsaydım hayatım muhtemelen oldukça farklı olurdu.My life would probably have been quite different if I had been born a month later.
O konuda farklı bir görüşüm var.I have a different opinion on that subject.
Erkek ve kadınlar birçok açıdan tamamen farklıdırlar.In many respects, women and men are totally different.
Japonya'nın birçok farklı özellikleri var.Japan has many different characteristics.
İnsanlar bana bugün farklı davranıyorlar gibi görünüyor.People seem to be treating me differently today.
Tom ve Mary farklı kapılardan ayrıldı.Tom and Mary left through different doors.
Tom'un ve benim farklı siyasi görüşlerimiz var.Tom and I have different political views.
Tom her gün farklı bir kravat takar.Tom wears a different tie every day.