Yılın aynı zamanında farklı yerlerdeki sıcaklık önemli ölçüde değişebilir.The temperature in different places can vary greatly at the same time of year.
Dil farklı şekillerde kullanılabilir.Language can be used in different ways.
Kanji için Japonca ve Çince telaffuz çok farklı, değil mi?The Japanese and Chinese pronunciation for kanji is very different, isn't it?
Onlar çok farklıydılar.They were so different.
Onların farklı fikirleri vardı.They had different ideas.
Bir sürü farklı diller konuştular.They spoke many different languages.
Fiziksel olarak iki erkek çok farklıydı.Physically, the two men were very different.
Birçok yönden benden farklısın.You differ from me in many ways.
Bu düşündüğümden farklı.This is different from what I thought.
Ben her ay beş farklı dergi okurum.I read five different magazines each month.
Onlar geri kalanlardan çok farklı değil.They are not very different from anybody else.
Çin bana birçok farklı izlenimler verir.China gives me many different impressions.
Bir insan zengin ya da fakir olup olmamasına göre işleri farklı görür.One views things differently according to whether one is rich or poor.
İnsanlar zengin ya da fakir olmalarına bağlı olarak işlere farklı olarak bakarlar.People look at things differently depending on whether they are rich or poor.
Oda farklı görünüyor, şimdi daha çok beğeniyorum.The room looks different, now I like it more.
Yazar Hollandalı ve Amerikalı öğrencilerle çalışırken hangi kültürel farklılıkları buldu?What cultural differences did the author find in working with Dutch and American students?
Gerçek biraz farklı olmasına rağmen düzenli görünmede çok iyiyim.I am very good at appearing organised, although the reality is somewhat different.
Filler üç farklı türe ayrılır.Elephants are divided into three different species.
Afrika filleri savana ve orman filleri olmak üzere iki farklı türe ayrılır.African elephants are divided into two different species: savannah and forest elephants.
Kaç tane farklı okula devam ettin?How many different schools have you attended?
Ben şimdi hayata eskisinden daha farklı bakıyorum.I now view life differently than I used to.
Her nasılsa bugün farklı görünüyorsun.Somehow, you look different today.
Her nasılsa, farklı görünüyorsun.Somehow, you look different today.
Kullanımda farklılıklar var.There are differences in usage.
Tom başka herhangi birinden çok farklı değil.Tom isn't very different from anybody else.
Tom'un farklı bir yüreği vardı.Tom had a change of heart.
Tom ve Mary'nin hayat felsefeleri farklı.Tom and Mary have different philosophies of life.
Tom ve Mary farklı hayat felsefelerine sahiptir.Tom and Mary have different philosophies of life.
Tom ve Mary gece ve gündüz kadar farklı.Tom and Mary are as different as night and day.
Tom ve Mary siyah ve beyaz kadar farklı.Tom and Mary are as different as black and white.
Bu tamamıyla farklı bir konu.That's a horse of a different color.
Farklı bir mekana gidebilir miyiz?Can we go to a different venue?
Herkes farklı bir şeye inanıyor ama sadece bir gerçek vardır.Everyone believes something different, but there is only one truth.
Senin hayat felsefen benimkinden farklı.Your philosophy of life is different than mine.
Tom durumu daha farklı şekilde ele almalıydı.Tom should have handled the situation differently.
Tom işleri farklı şekilde yapmalıydı.Tom should have done things differently.
Tom'un kesinlikle şeylere farklı bakma şekli var.Tom certainly has a different way of looking at things.
Tom ve Mary çok farklı fikirlere sahiptir.Tom and Mary have very different opinions.
Bu havlular farklı renklerde.These towels are different colors.
Bunlar iki farklı bisiklet türü.These are two different kinds of bicycles.
Bu iki pantolon farklı malzemelerden yapılmaktadır.These two pairs of pants are made from different materials.
Her iki ahşap parçalar farklı şekillerde.Both wooden pieces are different shapes.
Bu böcekler farklı türlerdir.These insects are different species.
Bizim farklı renkte gözlerimiz var.We have different color eyes.
Bu nehirlerin su seviyeleri farklıdır.The water levels in these rivers are different.
Bu iki şişede farklı miktarlarda ilaç var.There are different amounts of medicine in these two bottles.
Bu hayvanlar farklı yönlere gidiyor.These animals are going in different directions.
Su ve yağ iki farklı tipteki akışkandırlar.Water and oil are two different types of fluid.
Aynı yaştayız ama farklı boydayız.We are the same age, but different heights.
Ben senin yaşındayken işler çok farklıydı.When I was your age, things were very different.
Bazen keşke farklı bir dinim olsa.Sometimes I wish I had a different religion.
Tom farklı bir şey istiyor.Tom wants something different.
Geniş bant hızında ve kalitesinde ülkeden ülkeye büyük farklılıklar vardır.There are big differences in broadband speed and quality from country to country.
Tom bunu farklı bir şekilde görür.Tom sees this in a different way.
Benim üniversitem farklı.My university is different.
Bir teori ve bir düşünce arasında büyük bir farklılık vardır.There's a great difference between a theory and an idea.
Şehirde yaşamak taşrada yaşamaya göre gerçekten farklıdır.Living in the city is really different to living in the country.
Seninkinden farklı bir düşüncem var.I have a different opinion than yours.
Bu biraz farklı bir şeydi ve beraber takıldığım insanlar bunlardan takıyordu.It's something a bit different and the people I was hanging around with wore them.
Bu tamamen farklı bir konu.That's a horse of a different colour.