Onun farklı bir İngilizce aksanı var.She has a distinct English accent.
Çeşitli farklı yollardan onun evine gidebilirsin.You can get to her house in a variety of different ways.
Onun eğitim üzerine fikirleri benimkinden çok farklı.Her ideas on education are very different from mine.
O, Los Angeles'ta iken, en az altı farklı işi vardı.When she was in Los Angeles, she had at least six different jobs.
O, farklı görüşten insanlara açık.She is open to people who have a different point of view.
O her bakımdan kız kardeşinden farklıdır.She is different from her sister in every way.
Onun benimkinden farklı olan bir fikri var.She has a view that is different from mine.
Ülkeler kültür olarak farklıdır.Countries differ in culture.
Biz problemi kültürel farklılıklar ışığında düşünmek zorundayız.We have to consider the problem in the light of cultural differences.
Probleme farklı bir açıdan yaklaş.Approach the problem from a different angle.
Annem ve ben her yönümüzle farklıyız.Mother and I are different in every way.
Benim fikrim seninkinden farklıdır.My opinion differs from yours.
Gerçek bir arkadaş farklı davranırdı.A true friend would have acted differently.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Beyzbol kriketten farklıdır.Baseball is different from cricket.
İkisinin arasında dikkate değer farklılıklar var.There are noticeable differences between the two.
İki bölge dinde ve kültürde farklıdır.The two regions differ in religion and culture.
Biz farklı konular hakkında konuştuk.We talked about a variety of topics.
Belli ki o erkekler ve kadınlar için farklı.Obviously that's different for men and women.
Farklı insanlar farklı şeyler inanır, ama sadece bir gerçek var.Different people believe in different things, but there is only one truth.
Bunlar tamamen farklı düşünceler.These are completely different opinions.
Farklı çiçeklerin farklı anlamları vardır.Different flowers represent different meanings.
Bu dağlarda bulunan tuzlar ve mineraller oldukça farklıdır.The salts and minerals found in these mountains are quite diverse.
Her kişi için farklı bir yemek yapmak zorunda değilsin.You don't have to make a different dish for every person.
Yaşlandım ve bu yüzden işlere farklı olarak bakmaya başladım.I got older, and so I started looking at things differently.
Hukuk ve siyaset iki farklı şeydir.Law and politics are two different things.
Benim fikrim seninkinden tamamen farklı.My opinion is completely different from yours.
Farklı dillerde bir sürü cümle ekleyebilirim.I can add many sentences in different languages.
Şakamı yapıyorsun? farklı bir şey işittim.Are you joking? I heard something else.
İnsanlar ayakta duruyorken ve oturuyorken tamamen farklı olarak düşünüyor.People think completely differently when they're standing and when they're sitting.
Aşçı her gün farklı yemekler hazırlar.The cook prepares different dishes every day.
Bu sandalyeler farklı.These chairs are different.
Bu kravatlar farklı.These ties are different.
Bu havlular aynı renkte fakat farklı boyutlardadır.These towels are the same color but different sizes.
O farklı bir şekilde beni görmeye geldi.He came to see me in a different way.
Papua Yeni Gine'de, Papualılar tarafından konuşulan 850 farklı dil vardır.In Papua New Guinea, there are 850 different languages spoken by Papuans.
Bunu farklı olan biriyle değiştirir misin?Could you change it for a different one?
Onlar farklılıklarını giderdi.They ironed out their differences.
Bu cümleler zamana göre farklı.These sentences only differ with respect to tense.
Hiç kimsenin üç farklı doğum tarihi olamaz.No one can have three different birth dates.
Tüm ülkelerin plakaları farklıdır.All license number plates of all countries are different.
Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.
25 yaşına kadar, o beş farklı ülkede yaşamıştı..By the age of 25, she had lived in 5 different countries.
Kaldığım birçok farklı otelden çaldığım bir havlu koleksiyonum var.I have a collection of towels I've stolen from many different hotels I've stayed at.
Kanser tek değil fakat yüzlerce farklı hastalıklardan biridir.Cancer is not one but more than one hundred distinct diseases.
Hepimiz aptalız, sadece farklı konularda.We are all stupid, just on different subjects.
Farklı ülkeler, pek çok mal ithal etmektedirler.Different countries import many goods.
Onların çiftliğinde beş farklı türde atları var.They have five different kinds of horses on their farm.
Proje, üç farklı sınıftan öğrencinin ortak çalışmasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Proje üç farklı sınıftan gelen öğrencilerin ortak bir çabasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Bir karıştırıcıda farklı yiyecekleri karıştırabilirsin.You can mix different foods in a blender.
Kanser farklı organlara yayıldı.The cancer had spread to several organs.
Ormanda çok farklı bitkiler var.The forest contains many different plants.
Her mevsimde farklı çiçekler çiçek açar.Different flowers bloom in each season.
İki köpek farklı olabilir fakat benzer.Two dogs can be different, but similar.
Buna farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach this from a different angle.
Tatlar farklıdır.Tastes are diverse.
Avrupa'da birçok farklı insanlar var.There are many different people in Europe.
İspanyolcada, değişiklikleri ve dönüşümleri göstermek için birçok farklı ifadeler vardır.In Spanish, there are many different expressions to indicate changes and transformations.
Farklı bir trompetçinin ritmine göre yürür.He marches to the beat of a different drummer.