Saatim sizinkinden farklı.My watch is different from yours.
Benim zevklerim seninkilerden oldukça farklı.My tastes differ greatly from yours.
Damak tadım sizinkinden oldukça farklı.My taste is quite different from yours.
Kural olarak, geç kalkarım, ama bu sabah farklıydı.As a rule, I get up late, but this morning was different.
Farklı ülkelerden oyuncak bebekler toplarım.I collect dolls from different countries.
Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.I am looking at the matter from a different viewpoint.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağı bizim için bir farklılık yaratır.It makes a difference to us whether it rains tomorrow.
Farklı düşünme tarzlarımız var.We have different ways of thinking.
Seni bir dahaki sefere gördüğümde, oldukça farklı olacaksın.The next time that I see you, you will be quite different.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Bunu farklı olan biriyle değiştirir misiniz?Could you exchange it with a different one?
Lezzetler farklıdır.Tastes differ.
İnsanların yarın farklı düşünceleri olacak.People tomorrow will have different ideas.
Her insan farklı bir yol izlesede, hedeflerimiz aynıdır.Although each person follows a different path, our destinations are the same.
Farklı insanların farklı fikirleri vardır.Different people have different ideas.
Bir kişi zengin ya da fakir olup olmadığına göre işleri farklı görür.A person views things differently according to whether they are rich or poor.
İnsanlar düşünebildiklerinden ve konuşabildiklerinden dolayı hayvanlardan farklıdırlar.Human beings are different from animals in that they can think and speak.
İnsanlar düşünebildiğinden ve konuşabildiğinden dolayı diğer hayvanlardan farklıdır.Men differ from other animals in that they can think and speak.
İnsan oğlu konuşabilmeleri ve gülebilmeleri bakımından hayvanlardan farklıdır.Human beings differ from other animals in that they can speak and laugh.
İnsan oğlu konuşma kabiliyeti bakımından hayvanlardan farklıdır.Man is different from animals in that he has the faculty of speech.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
Yüzme birçok farklı kasları geliştirecektir.Swimming will develop many different muscles.
Dünyada birçok farklı ırk vardır.There are many different races in the world.
Üniformalar okuldan okula farklılık gösterir.Uniforms differ from school to school.
Hükümet hakkındaki fikirleriniz benimkinden farklı.Your ideas about the government are different from mine.
Uzi ve Shizuoka'dan gelen çaylar arasında herhangi bir farklılık var mı?Is there any difference between the tea from Shizuoka and that from Uzi?
Öğretmen bana ayın dünyadan nasıl farklı olduğunu sordu.The teacher asked me how the moon differs from the earth.
Neden farklı bir yol denemiyorsunuz?Why don't you try a different tack?
Dünya suyu olmasından dolayı diğer gezegenlerden farklıdır.The earth is different from the other planets in that it has water.
Çin ve Japonya birçok noktada farklılık gösterirler.China and Japan differ in many points.
Yazar Avrupa edebiyatının tüm farklı türlerini bir araya getirmiş.The author lumps all the different European literatures together.
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Tokyo'nun iklimi Londra'nınkinden farklıdır.The climate of Tokyo is different from that of London.
Farklı aklı olanlara, aynı dünya bir cehennem ve bir cennettir.To different minds, the same world is a hell, and a heaven.
25 yaşına gelinceye kadar beş farklı ülkede yaşadı.She lived in five different countries by age 25.
25'ine geldiğinde beş farklı ülkede yaşamıştı.She lived in five different countries by age 25.
İki oğlan arasında dikkat çekici farklılıklar vardı.Striking differences existed between the two boys.
Japonya ve Çin, pek çok yönden birbirinden farklıdır.Japan and China differ from each other in many ways.
Japon satrancında kaç tane farklı parça var?How many different pieces are there in Japanese chess?
Japonya elli yıl önce olduğundan çok farklı.Japan is very different from what it was fifty years ago.
Japonlar Amerikalılardan birçok yönden farklıdır.Japanese differ from American in many respects.
Onun düşüncesi bizimkinden oldukça farklı.His opinion is quite different from ours.
Onun fikri benimkinden farklı.His opinion is different from mine.
Onun fikri benimkinden çok farklı.His idea is very different from mine.
Görüşleri benimkinden çok farklı.His ideas are quite different from mine.
Onun fikirleri benimkilerden oldukça farklı.His ideas are quite different from mine.
Onun yetenekleri çok mükemmeldi ve farklıydı.His abilities were very great and various.
Onun bisikleti bundan farklıdır.His bicycle is different from this one.
Onun cevabı benimkinden farklıdır.His answer is different from mine.
O, bazı bakımlardan benden farklı.He differs from me in some ways.
O tamamen farklı birine hikaye yazdı.He rewrote the story into a completely different one.
O, öncekinden farklıdır.He's different from before.
Emin görünüyordu fakat onun iç duyguları tamamen farklıydı.He looked confident but his inner feelings were quite different.
O çok farklı metotlar denedi.He tried many different methods.
O, eskisinden farklı.He is different from what he used to be.
O, etrafındaki insanlardan farklı.He is different from the people around him.
Onların görüşleri benimkinden farklıdır.Their opinions differ from mine.
Çocuklarını yetiştirme tarzları oldukça farklı.Their manner of bringing up their children is extremely unusual.
Onlar kazanın farklı versiyonlarını verdiler.They gave different versions of the accident.
Onlar çocukların bakım ve yetiştirilmesinde birbirleriyle farklıydı.They differed with each other on the care and upbringing of their children.