Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.때로는 그들은 충분한 음식 조차도 없습니다. 그들은 빈곤선 아래서 살고 있습니다.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Manchmal haben Sie nicht einmal genug Essen. Sie leben unterhalb der Armutsgrenze.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Néha nincs is elég ennivalójuk. És a szegénységi küszöb alatt élnek.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Niekedy dokonca nemajú dosť jedla. A žijú pod hranicou chudoby.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Nogen gange har de ikke engang nok mad. Og de lever under fattigdomsgrænsen.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Občas toho jídla ani nemají dostatek. A žijí pod hranicí chudoby.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Parfois ils n'ont même pas assez à manger. Et ils vivent sous le seuil de pauvreté
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Por vezes, não têm sequer comida suficiente. Vivem abaixo da linha da pobreza.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Qualche volta non hanno neanche abbastanza cibo. E vivono sotto la soglia di povertà.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Soms hebben ze niet eens genoeg voedsel. Ze leven onder de armoedegrens.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Thậm chí đôi khi họ không có đủ thức ăn. Và họ sống dưới mức nghèo đói.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Včasih nimajo niti dovolj hrane in živijo pod mejo revščine.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Μερικές φορές δεν έχουν καν αρκετό φαγητό. Και ζουν κάτω από το όριο της φτώχειας.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Деколи їм навіть бракує їжі. Вони живуть за межею бідності.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Иногда им даже не хватает еды. И они живут за чертой бедности.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Понякога те дори не разполагат с достатъчно храна. И те живеят под прага на бедността.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.ולפעמים אין להם אפילו מספיק אוכל. והם חיים מתחת לקו העוני.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.واحيانا لا يملكون الطعام الكافي وهم يعيشون تحت خط الفقر
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.「貧困ライン」を下回る生活をしています 20億人の人々が
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.Also ist unser Empfinden, wenn es fürs Rugby-Team reicht, dann reicht es auch für Gesundheit und Armut.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.Cảm xúc của chúng tôi là, nếu nó đủ tốt cho đội bóng bầu dục. Nó đủ tốt cho y tế và nghèo đói.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.그러니 우리가 느끼기엔, 럭비 팀에도 효과가 있다면, 건강과 가난에도 효과가 있겠죠.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.La nostra sensazione è che se va bene per la squadra di rugby, va bene per la salute e per la povertà.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.Så vores fornemmelse er, hvis det er godt nok til rugbyholdet, er det godt nok til helbred og fattigdom.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.Szóval úgy érezzük, hogy ha ez elég jó a rögbicsapatnak, elég jó lesz az egészségügynek és a szegénységnek is.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.Πιστεύουμε λοιπόν, πως αν είναι καλό για το ράγκμπι, είναι καλό και για την υγεία και τη φτώχεια.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.Мы считаем, что если такой подход хорош для команды по регби, то его можно применить и в нашем случае.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.אז ההרגשה שלנו היא, שאם זה מספיק טוב לקבוצת הרגבי, זה מספיק טוב לבריאות ועוני.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.ما نشعر به، انه اذا كان جيد بما فيه الكفاية لفريق لعبة الرجبي، فانه جيد بما فيه الكفاية من أجل الصحة والفقر.
Bizim düşüncemiz şu ki, eğer ragbi takımı için yeterliyse, sağlık ve fakirlik için de yeterlidir.ラグビー チームに使える手段は 健康と貧困についても使えるだろうと ヘルス・リーズも良い採用条件を示し
Bu derin bir fakirlik değil.Bukanlah tingkat kemiskinan yang parah.
Bu derin bir fakirlik değil.Ce n'est pas la pauvreté extrême. C'est une situation spéciale.
Bu derin bir fakirlik değil.Es ist keine tiefe Armut.
Bu derin bir fakirlik değil.Het is niet diepe armoede.
Bu derin bir fakirlik değil.즉 극심한 가난이 요인이 아닌 특별한 상황인겁니다.
Bu derin bir fakirlik değil.Não é pobreza extrema.
Bu derin bir fakirlik değil.Nem a mély szegénység.
Bu derin bir fakirlik değil.Není to velkou chudobou.
Bu derin bir fakirlik değil.Nie chodzi o biedę.
Bu derin bir fakirlik değil.Nie je to hlboká chudoba.
Bu derin bir fakirlik değil.No es pobreza profunda.
Bu derin bir fakirlik değil.Nó không phải là sự nghèo đói.
Bu derin bir fakirlik değil.Non è la grande povertà.
Bu derin bir fakirlik değil.Nu este sărăcie extremă.
Bu derin bir fakirlik değil.Δεν είναι βαθιά φτώχεια.
Bu derin bir fakirlik değil.И это не нищета.
Bu derin bir fakirlik değil.Това не е дълбока бедност.
Bu derin bir fakirlik değil.Це не глибока бідність.
Bu derin bir fakirlik değil.זהו אינו עוני עמוק. זהו מצב מיוחד.
Bu derin bir fakirlik değil.انها ليست بسبب الفقر المدقع. انها حالة خاصة
Bu derin bir fakirlik değil.アフリカの東部や南部の ある国々や地域における
Bu fakirlik çizgisinin ne olduğudur --이게 빈곤선 입니다.
Bu fakirlik çizgisinin ne olduğudur --זו המשמעות של קו העוני..
Bu fakirlik çizgisinin ne olduğudur --هذا هو خط الفقر--
Bu fakirlik çizgisinin ne olduğudur --世帯収入の80%が、エネルギーと
Bu gördüğünüz durum. Bu derin bir fakirlik değil.Det här är situationen förstår ni, det är inte djup fattigdom.
Bugün, Başkan ofisi devraldığından beri, 3.5 milyon kadın daha fakirlik içinde yaşıyor.Es gibt 3,5 Millionen mehr Frauen in Armut heute als als der Präsident übernahm
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Ahora llamamos a esto pobreza.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Dnes to voláme chudoba.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Dziś nazywamy to nędzą.