Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.HIV, malaria, ubóstwo.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.HIV, sốt rét, thất học.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.VIH, paludisme, pauvreté, pas d'éducation.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.איידס, מלריה, עוני, לא הולכים לבתי ספר.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.الايدز ,الملاريا ,الفقر لايذهبون الى المدرسة
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.あなた方は、生産能力の増強を支援できます
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Natomiast problem ubóstwa jest inny.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.O problema da pobreza não é assim.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Problema sărăciei este diferită.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Problemet med fattigdom är annorlunda.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Tuy nhiên vấn đề đói nghèo thì ko giống như vậy.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Y el problema con la pobreza no es así.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.А проблемът с бедността не е такъв.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.А с бедностью всё не так.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.והבעיה עם עוני היא לא כזו.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.والمشكلة هي أن الفقر ليس هكذا.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.まず 大半は目に見えない問題で
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Aber das Problem mit Armut ist, es ist nicht so.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.A szegénység nem ilyen.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Dan permasalahannya dengan kemiskinan bukan seperti ini.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Il problema con la povertà non è così.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.하지만 빈곤문제는 그렇지가 않습니다.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Le problème de la pauvreté est différent.
Ama fakirlikle olan problemimiz bunun gibi değil.Maar het probleem met armoede is anders.
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,Aneddoticamente, potremmo dimostrare che se la povertà fosse l'unico fattore,
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,A propósito, podemos demonstrar que, se a pobreza fosse o único fator,
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,Au passage, nous pouvons démontrer que si la pauvreté était le seul facteur,
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,Dari bukti yang ada, kita dapat menunjukkan bahwa jika kemiskinan adalah satu-satunya faktor,
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,일화적으로, 저희는 가난이 유일한 요인인지 아닌지를 보여드릴 수 있습니다
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,Som en anekdot kan vi demonstrera att om fattigdom var den enda faktorn...
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,We kunnen anekdotisch laten zien dat als armoede de enige factor was --
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,כהמחשה אנקדוטית לכך, אילו העוני היה הגורם היחיד -
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,إعتماداً على الروايات ، يمكننا أن نستعرض إذا كان الفقر هو العامل الوحيد ،
Anektod olarak, fakirlik tek unsur muydu bunu gösterebiliriz,貧困を唯一の原因とすれば ビンラディンは サウジアラビアの最も裕福な一族出身です
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Altfel nu vor scăpa niciodată de sărăcie.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Altrimenti non riusciranno mai ad uscire dalla povertà.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Anderenfalls werden sie nie aus der Armut herauskommen.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Anders zullen zij nooit uit de armoede weggeraken.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Annars kan de aldrig ta sig ur fattigdomen.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Autrement ils ne sortiront jamais de la misère.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.De otro modo nunca saldrán de la pobreza.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.De outra forma, eles jamais sairão da pobreza.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Inaczej nie da im się pomóc wyjść z ubóstwa.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Inak sa z chudoby nikdy nedostanú.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Jika tidak mereka tidak akan pernah lepas dari kemiskinan.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Jinak se nikdy nedostanou z chudoby.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.그 외에는 가난에서 벗어날 수 없을 것입니다.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Máshogy soha nem fognak kijutni a szegénységből.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Nếu không thì họ sẽ không bao giờ thoát nghèo.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Ειδάλλως δε θα ξεφύγουν ποτέ από τη φτώχεια.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.В противен случай те никога няма да се измъкнат от бедността.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Иначе они никогда не выберутся из бедности.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.אחרת הם לעולם לא יצאו מהעוני.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.والا فان احداً لن يخرج من دائرة الفقر
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.お金を借りる前には 学ぶことが必要です
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.A veces no tienen suficiente comida. Viven bajo el umbral de la pobreza.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Câteodată nici nu au suficientă hrană. Ei trăiesc sub limita sărăciei.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Czasami nie mają nawet wystarczająco jedzenia. Żyją poniżej granicy ubóstwa.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Emellanåt har de inte ens tillräckligt med mat. Och de lever sina liv under fattigdomsgränsen
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Kadang - kadang mereka bahkan tidak memiliki cukup makanan. Dan mereka hidup di bawah garis kemiskinan.