Film, fakirlik ve muhtaçlık hakkındaydı.Filmen handlet om utroskap og forsoning.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.Cantor nghỉ hưu năm 1913, sống trong nghèo khổ và đói khát trong những năm Chiến tranh thế giới thứ nhất.
Yedinci makamı, şevktir ve fakirliktir.Phường 7, thành phố Đà Lạt, tỉnh Lâm Đồng.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.災いから逃れる方法はただ一つ。
Libya’da fakirlik falan yok.バルセロナで貧窮のうちに没した。
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.失業率估計為53%左右,且貧困情形日益嚴重。
Fakirlikle başı beladadır ve bazen bunun için ağlar.對自己的貧乳十分介懷,甚至偶尔因此暴怒。
Fakirlikle büyüdü.그는 빈민가에서 성장했다.
Fakirlikle büyüdü.גדל בעוני.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.המשפחה חיה בעוני ובצפיפות.
Bazı eleştirmenler Doré'nin Londra'daki fakirlik üzerine fazla odaklandığını düşünüyordu.חלקם הוטרדו מהעובדה שהאמן התמקד בעוני שהתקיים בלונדון.
Fakirlikle büyüdü.Израства в бедност.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.Бедността не му дава възможност да продължи образованието си.
Regole monastiche e forma di vita, 2011 (Çok yüksek fakirlik.Правила и начин на живот на монашеството) (2011).
10 kardeşi ile birlikte fakirlik içinde yaşıyorlardı.Израства в бедни условия заедно със своите 10 братя и сестри.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Световната банка е изложила като своя цел намаляването на бедността.
Charlie ve ailesi fakirlikten kurtulup mutlu-mesut yaşarlar.Henry i njegova obitelj ostaju bez prebijene pare.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Indonézia má veľké prírodné bohatstvo, ale napriek tomu je rozšíreným problémom chudoba.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Cieľom je odstránenie chudoby.
Schiff, Filistin’deki Yahudilerin içinde bulundukları fakirlik ve çaresizlikten etkilendi.Tabuľu venovala Spoločnosť kresťanov a Židov na Slovensku.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Posledné roky života žil sám a v chudobe.
Fakirlikle başı beladadır ve bazen bunun için ağlar.Dojenček stalno joče, kar ga skrbi.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Gyvena skurde ir negandose.
Libya’da fakirlik falan yok.Lietuvoje laukinių nėra.
Fakirlikle büyüdü.Ta kasvas üles suures vaesuses.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.10억의 사람들이 비참한 가난속에 살고 있습니다.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Eén miljard mensen leeft in bittere armoede.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Jedna miliarda ľudí žije v naproste chudobe.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Miliard ludzi żyje w skrajnym ubóstwie.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Mil millones de personas viven en pobreza extrema.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Satu milyar orang hidup dalam kemiskinan
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Um milhão de pessoas vive na mais abjeta pobreza.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Un miliard de oameni trăiesc în sărăcie extremă.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Un miliardo di persone vivono in estrema povertà.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Un milliard de personnes vivent dans une pauvreté abjecte.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Ένα δισεκκατομύριο άνθρωποι ζουν σε αξιοθρήνητη φτώχεια.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Един милиард души живеят в крайна бедност.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.Мы слышим о них постоянно.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.מיליארד אנשים חיים בעתיד משפיל,
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.مليار شخص يعيشون في فقر مدقع.
1 milyar insan sefil fakirlik içinde yaşıyor.彼らのことは常に耳にします
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.Ahogy Afrikát kisegítjük a szegénységből, az AIDS csökken.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.그래서 아프리카를 가난에서 벗어나게 한다면, AIDS 감염률 역시 낮아질 것입니다.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.Dan jika kita dapat mengangkat Afrika dari kemiskinan, kita juga akan mengurangi AIDS.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.En dat als we armoede in Afrika zouden kunnen verminderen, aids ook zou verminderen.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.Et qu'en sortant l'Afrique de la pauvreté, nous pourrions y réduire le SIDA.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.Şi că dacă putem eradica sărăcia în Africa, vom reduce şi cazurile de SIDA.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.Und dass, wenn es uns gelänge, Afrika aus der Armut zu holen, wir auch AIDS verringern würden.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.Y, que si logramos sacar a Africa de la pobreza, podriamos además disminuir el SIDA también.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.И ако измъкнем Африка от бедността, ще можем да я измъкнем и от СПИН-а.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.Поэтому, если нам удастся вывести Африку из нищеты, мы сможем уменьшить и распространение СПИДа.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.ושאם נוכל לחלץ את אפריקה מהעוני, נוכל גם לצמצם את האיידס.
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.و قد نتمكن من تقليل نسبة الإصابة بالإيدز في أفريقيا إذا استطعنا انقاذها من الفقر
Afrika'yı fakirlikten kurtarabilirsek, AIDS'i de azaltmış olacağız.現在ウガンダが サブサハラアフリカで唯一
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.AIDS, malaria, povertà, non andando a scuola.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.El VIH, la malaria, la pobreza, no ir a la escuela.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.HIV, 말라리아, 기아, 때문에 교육받지 못해요
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.HIV, malaria, armoede en gaan niet naar school.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.HIV, Malaria, Armut, keine Schulbildung.
Aids, sıtma, fakirlik ve eğitimsizlik.HIV, malaria, saracie, lipsa de educatie.