Ana içeriğe geç
Sözlük

fakirlik ile cümle

fakirlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Fakirlik ve cehaletten doğa katledilmiştir.En éliminant la pauvreté et l'analphabétisme.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Il milite en effet contre la pauvreté dans le monde.
Fakirlik bütün kötülüklerin anasıdır.La pobreza es la madre de todos los males.
Fakirlikle büyüdü.Creció en la pobreza.
Odak noktası güç, fakirlik ve uluslararası su krizi üzerineydi.Más allá de la escasez: poder, pobreza y la crisis mundial del agua.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.El resto vive alrededor de ellos en la pobreza y la miseria.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Los últimos años de su vida estuvo condenado al olvido y en la miseria.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Ove muy grant riqueza, agora so en pobreza.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.El Banco tiene como su principal objetivo la lucha contra la pobreza.
Ancak bunnların dışında daha fakir Alman aileler de Anadolu'da yaşamlarını fakirlik içerisinde geçirmişlerdir.Pero hay casos de dueños más pobres que incluso habitaban en la propia ciudadela.
Regole monastiche e forma di vita, 2011 (Çok yüksek fakirlik.Regole monastiche e forma di vita, 2011 IV,2.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.I bambini poveri non potevano permettersi l'istruzione.
Libya’da fakirlik falan yok.В Ливии нет войны.
Fakirlikle büyüdü.Вырос в бедности.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985 — В Лондоне и Филадельфии одновременно прошли концерты «Live Aid» в помощь голодающим в Африке.
Odak noktası güç, fakirlik ve uluslararası su krizi üzerineydi.Что кроется за нехваткой воды: власть, бедность и глобальный кризис водных ресурсов.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Последние годы его жизни были омрачены забвением и бедностью.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.تقاعد كانتور في عام 1913 م وعانى من الفقر والجوع خلال الحرب العالمية الأولى.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.أمضى كلارك العقود الأخيرة من حياته في حالة من الفقر والغموض.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.يعيش المزارعون حياة حاجة وفقر.
Kent içinde yaşayan 10 aileden 3'nin gelir seviyesi ABD "ulusal fakirlik eşiği" altındadır.المقياس الأكثر شيوعاً للفقر في الولايات المتحدة هو "عتبة الفقر" التي وضعتها الحكومة الأمريكية.
Fakirlik neredeyse küfür olacaktı.كاد الفقر أن يكون كفرا.
Fakirlikle büyüdü.Ele cresceu na pobreza.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Eles mergulham na miséria e na pobreza.
Buna rağmen fakirlik oranın en yüksek olduğu kentlerden biridir.A pobreza é um dos maiores problemas enfrentados pelas cidades.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Eliminação da pobreza.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.A pobreza familiar não o impediu, contudo, de continuar estudando.
Bazı eleştirmenler Doré'nin Londra'daki fakirlik üzerine fazla odaklandığını düşünüyordu.Verscheidene critici schenen het vervelend te vinden dat Doré de armoede in Londen blootlegde in zijn werk.
Fakirlikle büyüdü.Hij groeide op in armoede.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Ze is verlost van de armoede.
Vigilantius şehitler kültüne ve kutsal emanetlere, fakirlik andına ve rahiplerin bakir kalmasına muhalifti.Priester Poppe had voorliefde en aandacht voor de armen, de jongeren en de heiligheid van de priesters.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.De laatste jaren van zijn leven brengt Nerval door in armoe en gewetensnood.
Fakirlik ayıp değil.Armoe is geen schande.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Ostatnie lata swego życia spędził w biedzie i zapomnieniu.
Regole monastiche e forma di vita, 2011 (Çok yüksek fakirlik.Medytacje w codzienności (2011) Aby życie było szczęśliwe.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Członkowie winni byli żyć w ubóstwie i czystości.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Jeżeli lękacie się ubóstwa.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Landet är rikt på naturresurser, men fattigdomen är utbredd i dagens Indonesien.
Fakirlik ve cehaletten doğa katledilmiştir.Fattigdom och kärlek låter sig svårligen dölja.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Останні роки його життя були затьмарені забуттям і бідністю.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985 В Лондоні і Філадельфії одночасно пройшли концерти «Live Aid» для допомоги голодаючих Африки.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Indonésie má velké přírodní bohatství, ale přesto je zde chudoba rozšířeným problémem.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Hlavní poslání je omezit korupci ve světě.
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.V zemi je asi 10% míra nezaměstnanosti a 11% míra inflace.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Poslední roky života žil sám a v chudobě.
Fakirlikle başı beladadır ve bazen bunun için ağlar.Nechává se poškrábat a někdy se toho i nepříjemně dožaduje.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.Cantor s-a pensionat în 1913, trăind în sărăcie și suferind de malnutriție în timpul Primului Război Mondial.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Eradicarea sărăciei.
Fakirlikle büyüdü.Szegénységben nőtt fel.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.A falu lakói szegénységben és félelemben élnek.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985: megtarják a Live Aid koncertet az afrikai éhezőkért.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Ensimmäisen tavoitteena on poistaa köyhyys maailmasta sen kaikissa muodoissa.
Libya’da fakirlik falan yok.Köyhyydessä ei ole kunniaa.
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.Työttömyysaste on Haitissa korkea, ja työttömänä on yli 40 prosenttia työvoimasta.
Libya’da fakirlik falan yok.Δε θα χάσουμε την Λιβύη.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Det første af verdensmålene går ud på at afskaffe fattigdom.
Libya’da fakirlik falan yok.I Danmark er der ingen fattigdomsgrænse.
Bazı eleştirmenler Doré'nin Londra'daki fakirlik üzerine fazla odaklandığını düşünüyordu.Noen kritikere var bekymret over at Doré så ut til å fokusere på fattigdommen som eksisterte i London.
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.I de senere årene har arbeidsløsheten ligget rundt 40 %, og andelen fattige er enda høyere.
Fakirlikle büyüdü.Han vokste opp i fattigdom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod