Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.No son fotos antiguas, y ni son de ningún tugurio... se trata de un hospital importante.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.To nie są stare zdjęcia ze sponiewieranego szpitala.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.Voilà où ils vont.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.Това не са стари снимки и не са от някоя потисната... това е голяма болница.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.Это не старые фотографии и не фотографии из окраин — это центральная больница.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.אלו אינן תמונות ישנות והם לא נלקחו מאיזה מקום מדוכא --
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.هذه ليست صوراً قديمة وهذه ليست لبعض المضطهدين--
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.これは大型の病院の一つで 実はナイジェリアの教育研究病院のものです
Bunlarin buyuk cogunlugu fakir insanlardi그 대부분이 가난한 분들이었습니다.
Bunlarin buyuk cogunlugu fakir insanlardila stragrande maggioranza per i poveri.
Bunlarin buyuk cogunlugu fakir insanlardi Simdi yilda 300.000 ameliyat gerceklestiriyoruzAhora, cada año hacemos cerca de 300.000 cirugías
Bunlarin buyuk cogunlugu fakir insanlardiרובם המכריע באנשים עניים.
Bunlarin buyuk cogunlugu fakir insanlardiالغالبية العظمى منها لأناس فقراء.
Bunlarin buyuk cogunlugu fakir insanlardi現在では 毎年30万件の手術を行っています
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.이건 과학이에요, 제가 아닙니다 -- 우리의 가난한 아이들이 여름방학동안 설 자리를 잃어버린다고 한다면 --
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.lo dice la scienza, non io -- - che i nostri figli più poveri perdono terreno nel periodo estivo...
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.זה המדע, לא אני -- שהתלמידים החלשים ביותר שלנו מדרדרים ברמתם בזמן חופשת הקיץ --
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.العلم و ليس أنا- بأن أولادنا المساكين خلال الصيف ينسون ماتعلّموه -
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.夏の間に落ちこぼれていく と示唆されたら - 6月の時点では よしまだ大丈夫
-bunu bilim söylüyor, ben değil- en fakir öğrencilerimiz yaz tatili geldiğinde (başarı yönünden) geriliyor.我哋最差嘅細路 會喺暑假期間已經跟唔上
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Chúng ta đang đề nghị nó như là một món vật phẩm đối với những nước nghèo này
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Felajánljuk adományként ennek a szegény országnak.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Kita akan tawarkan sebagai donasi untuk negara miskin ini.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.이 돈을 이 가난한 나라에 기부하려고 합니다.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Le vom oferi ca donaţie acestei ţări sărace.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Li offriremo in dono a questa nazione povera.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Nabídneme je jako dar chudé zemi.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Nous allons le donner à ce pays pauvre.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Ponúkneme ich ako dar tejto chudobnej krajine.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Przekażmy je w formie darowizny najbiedniejszemu państwu.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz."Vamos oferecê-los como doação a este país pobre.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Vi erbjuder det som en donation till det här fattiga landet.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Vi vil gerne tilbyde det som en donation til dette fattige land.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.We zullen dit aanbieden als donatie aan dit arme land.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Wir bieten sie diesem armen Land als Spende.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Θα τα δώσουμε δωρεά σε αυτή τη φτωχή χώρα.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Мы предоставляем их как денеженое пожертвование этой бедной стране.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.Ще ги предложим като дарение на тази бедна държава.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.אנחנו הולכים להציע את זה כתרומה למדינה הענייה הזאת.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.و سنقوم بتقديم ذلك إلى الدولة الفقيرة.
Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.彼らが受けいれれば、彼らの資産価値を上げられ、ゲームが終わります
Bunun bir örneği, çok fakir bir ailede doğmuş bir çocuktur.Esto puede ser ilustrado por un niño naciedo en una familia extremadamente pobre,
Bunun bir örneği, çok fakir bir ailede doğmuş bir çocuktur.Ini dapat diilustrasikan seperti seorang anak
Bunun bir örneği, çok fakir bir ailede doğmuş bir çocuktur.貧しさゆえに、餓死したり病気になったりするかもしれない。
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Azt hiszem semmi okunk, hogy megfosszuk magunkat az élménytől.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Er is geen reden waarom alleen arme mensen dit mee moeten kunnen maken.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Es gibt keinen Grund, dass nur arme Menschen diese Erfahrung machen.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok. (Kahkaha) (Alkış)Chẳng có lý do nào khiến chỉ người nghèo mới phải chịu cảnh này. cười, vỗ tay
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.가난한 사람만 말라리아로 고생하란 법은 없습니다.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Não há razão para que apenas os pobres tenham esta experiência.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.No hay motivo para que sólo la gente pobre deba pasar por esta experiencia.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Non c'é motivo per cui questo privilegio debba essere riservato ai poveri.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Nu doar oamenii saraci ar trebui sa aiba aceasta experienta.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Pas de raison que seuls les pauvres y aient droit.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Prečo by túto skúsenosť mali mať iba chudobní ľudia?
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Proč by tuto zkušenost měli mít jen chudí lidé?
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Tak ada alasan bahwa hanya orang miskin yang bisa mengidap penyakit ini.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.To niesprawiedliwe, żeby tylko biedni ludzie mogli tego doświadczać.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Δεν υπάρχει λόγος μόνο οι φτωχοί άνθρωποι να έχουν αυτή την εμπειρία.
Bunu sadece fakir insanlar yaşayacak diye bir şey yok.Нет причин, чтобы только бедные люди могли испытать это.