Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Dnes to voláme chudoba.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Dziś nazywamy to nędzą.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Ezt ma szegénységnek hívjuk.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Heutzutage nennen wir das Armut.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Hoje em dia, isso chama-se pobreza.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Idag kalder vi det fattigdom.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Kita menyebutnya kemiskinan saat ini.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.우리는 오늘날 그것을 빈곤이라 부릅니다.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Ngày nay ta gọi đó là sự đói kém.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Nu noemen we dat armoede.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Oggi la chiamiamo povertà.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.On appelle ça de la pauvreté de nos jours.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.O numim, astăzi, sărăcie.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.To byla soběstačnost.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Αυτό το αποκαλούμε φτώχεια τη σήμερον ημέρα.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.В наши дни мы называем это бедностью.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.Ние днес наричаме това бедност.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.אנחנו קוראים לזה עוני בימינו.
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.نُسمي ذلك بالفقر هذه الأيام .
Bu günlerde buna fakirlik diyoruz.しかし 右のマウスは
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık, HIV ve AIDS, fakirlik ya da savaştan bahsediyor.De meeste Afrikaanse verhalen dezer dagen gaan over hongersnood, hiv en aids, armoede of oorlog.
Bu iyiydi ama bunlar yanlış 117 ülkeydi. Onlar en fakir ve en savunmasız ülkelerdi.لقد كان ذلك جيّد, لكنّهم كانوا الأمم الخطأ... لأنهم الأكثر فقراً من بين كل الأممّ
Bu kadar fakirlik, açlık yeter.Dovolj je bilo revščine, lakote.
Bu kadar fakirlik, açlık yeter.Elég ideig voltatok szegények, éheztetek ..."
Bu kadar fakirlik, açlık yeter.Lange genug arm gewesen, gehungert.'
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Als je deze vrouwen op straat in hun verschoten kleren tegenkwam, zou je ze als arm en eenvoudig afdoen.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Kdybyste ty ženy viděli na ulici v jejich zašlém oblečení, mohli byste je mylně považovat za chudé a hloupé.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.여러분이 빛바랜 옷을 입은 이 분들을 거리에서 봤다면 아마도 가난하고 평범한
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Se vedeste queste donne per strada nei loro abiti sbiaditi, potreste ignorarle in quanti povere e semplici.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Se vissem estas mulheres na rua com as suas roupas gastas, poderiam tomá-las por pobres e simples.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Si vieran a estas mujeres por la calle con sus ropas desteñidas, quizá las tacharían de pobres y humildes.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Якщо ви побачите цих жінок на вулиці в їх старенькому одязі то скажете що це звичайні біднячки
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.אם הייתם רואים את הנשים האלו ברחוב בבגדים הדהויים שלהן, הייתם פותרים אותן
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.ان رأيت أؤلئك النسوة في الطريق في ملابسهن الفضفاضة سوف تظن أنهن ..
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.色あせていたので 街中で見たら 地味で- 質素な人たちに思われがちですが
Bu kapında kilit yok ve de evinde fakir insanları besliyorsun anlamına mı geliyor?Не заключваш дома си, приемаш бедни хора в него и ги храниш?". "О, не"!
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.A proto jsem se rozhodl dodávat tyto stroje pouze chudým indickým ženám .
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.C'est pour ça que j'ai décidé de ne donner cette machine qu'aux femmes pauvres de toute l'Inde.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Daarom besloot ik deze machine aan de arme vrouwen van India te geven.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.De aceea ofer acest dispozitiv doar femeilor sărace din India.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Dlatego postanowiłem ofiarować maszynę biednym kobietom w Indiach.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Đó là lý do tại sao tôi quyết định sẽ chỉ trao tặng chiếc máy này cho phụ nữ nghèo trên khắp Ấn Độ.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Karena itulah saya memutuskan memberikan mesin ini hanya untuk wanita miskin di seluruh India.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.인도 전역의 가난한 여성들에게 나눠주기로 결정했습니다.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Per questo ho deciso di dare questa macchina solo alle donne povere dell'India.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Por eso decidí entregar esta máquina sólo a las mujeres rurales pobres de la India.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Und deshalb habe ich mich entschlossen, diese Maschine nur armen Frauen in Indien bereitzustellen.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Για αυτό αποφάσισα να δώσω αυτή τη μηχανή μόνο στις φτωχές γυναίκες σε όλη την Ινδία.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.Поэтому я собираюсь отдать это устройство только бедным женщинам Индии.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.לתת מכונה זו רק עבור נשים עניות בהודו.
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.اقرر تقديم هذه الآله للنساء الفقيرات فقط في الهند
Bu nedenle bu makineyi sadece Hindistan'daki fakir kadınlara vermeye karar verdim.これまでインドの23州 インド以外の6カ国で
- Bunlar aslında hücrenin kendisi tarafından çekiliyor Çünkü hücrenin içi pozitif iyon bakımından fakirEles provavelmente serão atraídos pela célula mesmo porque a célula é menos positiva do lado de dentro.
Bunlar aslında hücrenin kendisi tarafından çekiliyor Çünkü hücrenin içi pozitif iyon bakımından fakirEn realidad probablemente serían atraídos a la célula porque la célula es menos positiva en el interior.
Bunlar aslında hücrenin kendisi tarafından çekiliyor Çünkü hücrenin içi pozitif iyon bakımından fakirMereka akan benar-benar mungkin akan tertarik ke sel itu sendiri karena sel ini kurang positif di dalam.
- Bunlar aslında hücrenin kendisi tarafından çekiliyor Çünkü hücrenin içi pozitif iyon bakımından fakirVe skutečnosti jsou přitahovány k buňce protože, buňka je méně pozitivní než ony.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.Acestea nu sunt poze vechi si nu sunt dintr-un spital de mana a doua -- acesta este un spital important.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.Đây không phải là những bức ảnh cũ và cũng không phải là dạng nhà tế bần -- đây là 1 bệnh viện lớn.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.Ezek viszonylag friss képek, és nem is számítanak lepukkantnak -- ez az egyik fő kórház.
Bunlar eski resimler ya da cok fakir ve ezilmislerin resimleri degil bu buyuk bir hastane.이 사진들은 오래 된 것도 아니고 폐허가 된 곳도 아닙니다.