Ana içeriğe geç
Sözlük

fakir ile cümle

fakir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.După părerea mea, este o lume ce mântuieşte sufletele oamenilor săraci.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.En mi opinión, es este tipo de mundo el que puede redimir el espíritu de la gente pobre.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.제 생각엔 말이죠, 이런 공간은 가난한 사람들의 영혼을 보듬어야 해요.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.Véleményem szerint, ez a fajta világ az, ami megmentheti egy szegény ember lelkét.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.Volgens mij is het dit soort wereld dat de ziel van arme mensen kan verlossen.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.W moim przekonaniu jest to taki świat, który może wykupić dusze biednych ludzi z materialnej niewoli.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.Вярвам, че тази атмосфера може да пречисти душата на бедните хора.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.На мой взгляд, в данном окружении красота может излечить души несчастных людей.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.לפי השקפתי, עולם כזה הוא זה שיכול להביא גאולה לרוח האנשים העניים.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.في وجهة نظري، هذا هو العالم الذي يمكنه ان يخلص ارواح الفقراء.
Benim bakışıma göre, bu fakir insanların ruhlarını kurtarabilmeniz için dünya bu tarzda olmalı.貧しい人々の魂を救うことができるのです 役員室もここに作りました
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Anda mungkin tinggal di negara miskin yang kecil seperti saya.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Bạn có thể sống trong một đất nước nhỏ nghèo khó như tôi.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Élhetünk egy kicsi, szegény országban, mint én.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Ihr könnt wie ich in einem kleinen armen Land leben.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Je kan in een klein arm land leven zoals ik.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.여러분도 저와 같이 가난한 나라에 살고,
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Możesz mieszkać w małym, biednym kraju, tak jak ja.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Môžete žiť v malej chudobnej krajine ako ja.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.On peut vivre dans un petit pays pauvre, comme moi.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Podemos viver num país pequeno e pobre, como eu.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Poţi trăi într-o ţară mică şi săracă, aşa cum trăiesc eu.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Puedes vivir en un país pequeño y pobre, como yo.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Puoi vivere in un piccolo paese povero, come me.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Μπορείς να ζεις σε μια μικρή, φτωχή χώρα, σαν εμένα.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Ви можете жити в невеликій бідній країні, як я.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Вы можете жить в небольшой бедной стране, как я.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.Може да живеете в малка, бедна страна, като мен.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.אתם יכולים לחיות במדינה קטנה ודלה, כמוני.
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.تستطيع العيش في دولة صغيرة وفقيرة، مثلي
Benim gibi, küçük fakir bir ülkede yaşayabilirsiniz.小さな会社のつまらない部署で
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,Für mich bedeutet das
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla, TED'e gelme fırsatı bulamayanlarla konuşmak anlamına geliyor.Pienso que eso quiere decir pasar más tiempo pensando y hablando de los pobres, los desposeídos,
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla, TED'e gelme fırsatı bulamayanlarla konuşmak anlamına geliyor.Pro mě to znamená přemýšlet a mluvit o chudých, o znevýhodněných, kteří se na TED nikdy nedostanou.
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,제 경우, 그것은 TED 모임 같은데는 참석할 엄두도 못내는 가난하고
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,TED に決して参加できないような 貧乏で 不利益を背負った人たちのことを 考え話すことに
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,ובשבילי זה אומר להשקיע יותר זמן בלחשוב ולדבר
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,وهذا يعني بالنسبة لي قضاء وقتٍ أكبر في التفكير والتحدث
"Ben yaşayan en mutlu insanım. İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.¿Por qué? porque la felicidad puede ser sintetizada
Biricik kizima bir kiyafet bile alamiyorum. Cevremizde fakir oldugu icin güzel kiyefet getiren olmiyor.Imi pare rau JanDi. din Moment ce vecinii nostri sunt saraci, nu aduc haine frumoase la curatatorie.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.1단계는 탈레반의 먹잇감은 가족 수가 많고 가난한 시골마을의 가족이라는 것입니다.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Az első lépés, hogy a Tálibok olyan családokra vadásznak, amelyek nagyok és szegények, és vidéken élnek.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Bước 1, Taliban nhắm vào những gia đình đông con, nghèo khổ, sống ở nông thôn.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Fase uno es que el Talibán se aprovecha de las familias numerosas y pobres, que viven en áreas rurales.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Langkah pertama, Taliban mencari korban dari keluarga yang besar dan miskin, yang tinggal di pedesaan.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.O primieiro passo das famílias que são numerosas, que são pobres, que vivem em áreas rurais.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Per prima cosa, i Talebani scelgono come prede le famiglie povere e con molti figli che vivono in zone rurali.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Prvním krokem je, že Taliban využívá rodiny, které jsou velké, chudé a žijí ve venkovských oblastech.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Stap één is dat de Taliban uit zijn op families die groot en arm zijn en in rurale gebieden leven.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Talibowie wyszukują duże, ubogie rodziny mieszkające na wsi.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Перший крок: Талібан полює на родини великі, на родини бідні, які живуть у сільській місцевості.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Първа стъпка е, че талибаните дебнат семейства, които са големи, бедни и живеят в селски райони.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.Талибан, как ястреб, выискивает семью побольше да победнее и из сельской местности.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.בשלב הראשון, הטאליבן צד משפחות גדולות ועניות, שמתגוררות באזורים כפריים.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.الخطوة الأولى هي أن طالبان تصطاد من الأسر الكبيرة، الفقيرة، التي تعيش في المناطق الريفية.
Birincisi Taliban kırsalda yaşayan büyük ve fakir ailelere para yardımı yapıyor.大きく、貧しい家族を 獲物として狙います 彼らは子供たちに衣食住を
Bir şeylerin değişip fakirlerin de bir şanslarının olması bize bağlı.Cabe-nos a nós mudar as coisas de modo a que os pobres também tenham uma escolha.
Bir şeylerin değişip fakirlerin de bir şanslarının olması bize bağlı.C'est à nous de changer les choses pour que les pauvres aient à leur tour la possibilité de choisir.
Bir şeylerin değişip fakirlerin de bir şanslarının olması bize bağlı.De omslag moet van ons komen, zodat de armen ook een keus hebben.
Bir şeylerin değişip fakirlerin de bir şanslarının olması bize bağlı.Depende de nosotros cambiar las cosas para que los pobres también tengan una opción.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod