Ana içeriğe geç
Sözlük

fakir ile cümle

fakir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Ετσι το Δίκτυο της Μέλισσας λειτουργεί με την ιδέα ότι οι φτωχοί άνθρωποι είναι πλούσιοι. Και τι συνέβη;
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Поэтому Пчелиный Рой создаётся за счёт ресурса, благодаря которому бедные люди — богаты. И что произошло?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.אז "רשת הדבורים" נבנית מתוך המשאבים שהאנשים העניים עשירים בהם. ומה קרה?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.تُبنى شبكة نحل العسل على الموارد التي يعتبر الشعب غني بها. ثم ماذا حدث؟
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.何がおこるか 匿名で、顔も無く、名前も無い人が
"barrio"lardaki, fakir insan sayısı.Das sind die Barrios, die Menge armer Menschen.
"barrio"lardaki, fakir insan sayısı.To wszechobecne barrios, ilość ludzi żyjących w nędzy
"barrio"lardaki, fakir insan sayısı.אלו שכונות העוני. .מספר האנשים העניים
"barrio"lardaki, fakir insan sayısı.ベネズエラではオイルマネーが 何十億を稼ぎ
Başkaları gibi bana fakir ve uzaylı bir komşu muamelesi yapmıyor.Dia tidak memperlakukanku seperti tetang miskin dan terasing, tidak seperti seseorang.
Başkaları gibi bana fakir ve uzaylı bir komşu muamelesi yapmıyor.Nem úgy, mint egyesek, akik szegény, elhanyagolt szomszédnak néznek.
Başkaları gibi bana fakir ve uzaylı bir komşu muamelesi yapmıyor.Non come qualcun altro che mi tratta come una povera vicina trascurata.
Başkaları gibi bana fakir ve uzaylı bir komşu muamelesi yapmıyor.Pas comme une voisine pauvre et négligée.
Başkaları gibi bana fakir ve uzaylı bir komşu muamelesi yapmıyor.إنه لا يعاملني كفقيرة أو جارة غريبة كشخص اخر
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Altfel nu vor scăpa niciodată de sărăcie.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Altrimenti non riusciranno mai ad uscire dalla povertà.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Anderenfalls werden sie nie aus der Armut herauskommen.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Anders zullen zij nooit uit de armoede weggeraken.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Annars kan de aldrig ta sig ur fattigdomen.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Autrement ils ne sortiront jamais de la misère.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.De otro modo nunca saldrán de la pobreza.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.De outra forma, eles jamais sairão da pobreza.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Inaczej nie da im się pomóc wyjść z ubóstwa.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Inak sa z chudoby nikdy nedostanú.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Jika tidak mereka tidak akan pernah lepas dari kemiskinan.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Jinak se nikdy nedostanou z chudoby.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.그 외에는 가난에서 벗어날 수 없을 것입니다.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Máshogy soha nem fognak kijutni a szegénységből.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Nếu không thì họ sẽ không bao giờ thoát nghèo.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Ειδάλλως δε θα ξεφύγουν ποτέ από τη φτώχεια.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.В противен случай те никога няма да се измъкнат от бедността.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.Иначе они никогда не выберутся из бедности.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.אחרת הם לעולם לא יצאו מהעוני.
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.والا فان احداً لن يخرج من دائرة الفقر
Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok.お金を借りる前には 学ぶことが必要です
Batı dünyasına katılıyorlar. Ama hala 1 milyarlık en fakir nüfusa sahibiz.Mutta meillä on edelleen köyhin miljardi.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.A veces no tienen suficiente comida. Viven bajo el umbral de la pobreza.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Câteodată nici nu au suficientă hrană. Ei trăiesc sub limita sărăciei.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Czasami nie mają nawet wystarczająco jedzenia. Żyją poniżej granicy ubóstwa.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Emellanåt har de inte ens tillräckligt med mat. Och de lever sina liv under fattigdomsgränsen
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Kadang - kadang mereka bahkan tidak memiliki cukup makanan. Dan mereka hidup di bawah garis kemiskinan.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.때로는 그들은 충분한 음식 조차도 없습니다. 그들은 빈곤선 아래서 살고 있습니다.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Manchmal haben Sie nicht einmal genug Essen. Sie leben unterhalb der Armutsgrenze.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Néha nincs is elég ennivalójuk. És a szegénységi küszöb alatt élnek.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Niekedy dokonca nemajú dosť jedla. A žijú pod hranicou chudoby.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Nogen gange har de ikke engang nok mad. Og de lever under fattigdomsgrænsen.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Občas toho jídla ani nemají dostatek. A žijí pod hranicí chudoby.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Parfois ils n'ont même pas assez à manger. Et ils vivent sous le seuil de pauvreté
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Por vezes, não têm sequer comida suficiente. Vivem abaixo da linha da pobreza.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Qualche volta non hanno neanche abbastanza cibo. E vivono sotto la soglia di povertà.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Soms hebben ze niet eens genoeg voedsel. Ze leven onder de armoedegrens.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Thậm chí đôi khi họ không có đủ thức ăn. Và họ sống dưới mức nghèo đói.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Včasih nimajo niti dovolj hrane in živijo pod mejo revščine.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Μερικές φορές δεν έχουν καν αρκετό φαγητό. Και ζουν κάτω από το όριο της φτώχειας.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Деколи їм навіть бракує їжі. Вони живуть за межею бідності.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Иногда им даже не хватает еды. И они живут за чертой бедности.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.Понякога те дори не разполагат с достатъчно храна. И те живеят под прага на бедността.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.ולפעמים אין להם אפילו מספיק אוכל. והם חיים מתחת לקו העוני.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.واحيانا لا يملكون الطعام الكافي وهم يعيشون تحت خط الفقر
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile. ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.「貧困ライン」を下回る生活をしています 20億人の人々が
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod