Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.De-asta am si fost saraci toata viata.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.Republica Cehă este una dintre cele mai puțin religioase țări din lume.
Fakir ve çılgın biridir.A murit sărac și orb.
Kendisi genç, yakışıklı ve fakir bir gençtir.David este tânăr, frumos și singur.
Napoléon, kitlesel destek arayışını fakir köylülerde somutlaştırdı.Burghezia le-a revândut în loturi mici țăranilor.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.În același timp a crescut decalajul dintre săraci și bogați.
Doğal bitki örtüsü bakımından fakirdir.Fauna Naurului este săracă.
Fakir bir aileden gelmektedir ve Evanjelik Hıristiyandır.Provine dintr-o familie săracă și este orfan de tată.
Ülke oldukça fakirdir.Solurile sunt foarte sărace.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Eradicarea sărăciei.
GSYİH, fakirle zengininin gelirleri arasındaki eşitsizliği hesaba katmaz.Să lipsească concurența între resurse.
George fakirdir ancak her zaman mutludur.George e sărac dar fericit întotdeauna.
Fakir olmasına rağmen, o mutluydu.Cu toate că era sărac, a fost fericit.
Fakir olmasına rağmen, o mutluydu.Cu toate că era săracă, a fost fericită.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.Cu toate că este muncitor, el a rămas sărac.
Fakirlikle büyüdü.Szegénységben nőtt fel.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Támogatta az árvákat és az özvegyeket.
Kendisi çok fakirdi, aylık geliri sadece 16–20 dirhemdi.Élelmezésük ingyenes volt, havi fizetésük minimum 1600-1800 forint volt.
Şehrin fakir bölgeleri hızla zenginleşti.A hegyek gazdag érceiből a város gyorsan meggazdagodott.
Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir durum hasıl olur.A gazdag gazdagabb lesz, a szegény szegényebb.
Ülke oldukça fakirdir.Az ország elszegényedett.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.A falu lakói szegénységben és félelemben élnek.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.A szegények és elesettek támogatója volt.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.Egész életében szegény maradt.
Positano 20. yüzyılın ilk yarısında fakir bir balıkçı köyü durumundaydı.A 20. század első felében még szegény halászfalunak számított.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Gazdagon kell fűszerezni.
Kültür 1970'lerin ABD'siyle aynı olsa da fakirliğin etkileri görülmektedir.A kulturális környezet az 1970-es évek amerikai kultúrájának felel meg, de ahhoz képest elszegényedett.
Ülkenin nispeten fakir olmasına rağmen Napolyon çok ağır yeni vergiler ve ödemeler talep etti.Ígéretei ellenére Napóleon csak igen sovány javadalmazást nyújtott nekik, szűkösen éltek.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985: megtarják a Live Aid koncertet az afrikai éhezőkért.
Ninetta konuştuğu kişinin babası olduğunu saklar ve onun bir fakir dilenci olduğunu bildirir.Ninetta még mindig aggódik apja miatt, akiről azt hiszi, bebörtönözték.
Fakir ailelerin çocuklarına para yardımı, giyecek ve ders kitapları verildi.A szegény szorgalmas iskolás gyerekeket ellátják tankönyvekkel, íróeszközökkel és téli ruhával.
Fakir bir ailenin çocuğu idi.Szegény szülők gyermeke volt.
Aynı zamanda az gelirliler ve fakir ve fukaraya karşı gayet eli açıktı.Elsősorban az ökumené és a szegények ügyét képviselte itt is.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Izrael ásványkincsekben szegény ország.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.Az öngyilkossági kockázat a szegénységgel is összefügg.
Aşık Fakiri Sındı, Rusçuk doğumlu şair, destancı.Nobel-díjas orosz költő, esszéíró.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Az emléktáblára babérkoszorút illik helyezni.
Las Colinas, Playa del Seville, Doğu Los Santos, Willowfield gibi bölgelerde oturanlarsa aşırı fakirdir.Terület: Los Santos: Playa Del Seville, Willowfield, Keleti Part és az Óceáni-Dokkok.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.A betegség leginkább a szegények közül szedte áldozatait.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.Ödön jövedelmét a szegények segítésére adta.
Adı geçen kumaş, fakirlerin soğuk gecelerde kullandığı bir çeşit büyük kare örtüdür.A három kutyás éjszaka egy aborigó kifejezés a nagyon hideg éjszakára.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.De Moivre pysyi köyhänä koko ikänsä.
Marksizm-Leninizm ideolojisine göre kulaklar daha fakir köylülerin sınıf düşmanıydı.Marxismi-leninismin mukaan kulakit olivat köyhien maanviljelijöiden luokkavihollisia.lähde?
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hannu ja Kerttu ovat köyhän puunhakkaajan lapsia.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Ensimmäisen tavoitteena on poistaa köyhyys maailmasta sen kaikissa muodoissa.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Köyhistä on tullut rikkaita ja rikkaista köyhiä.
Fakir bir aile olmalarına rağmen tüm çocuklar Hogwarts’ta okumaktadır.Vaikka perheen toimeentulo oli niukkaa kaikki lapset pääsivät käymään oppikoulua Mikkelissä.
Libya’da fakirlik falan yok.Köyhyydessä ei ole kunniaa.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.Hänet tunnetaan köyhien ja vaivaisten suojelijana.
Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir durum hasıl olur.Vaurastuminen lisää onnellisuutta, köyhimmillä nopeimmin.
Cartman onun fakirliğiyle sürekli dalga geçmektedir.Feminismiä hän pilkkasi jatkuvasti.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.Ollut pitkin elämää masentunut.
Fakat bu kısım diğerlerine nazaran fakirdi.Muut osat maasta pysyivät kuitenkin köyhinä.
Bu nedenle miskin ile fakir arasında önemli bir fark vardır.Syntyi valtava ero rikkaiden ja köyhien välille.
Fakirler zekât vermek zorunda değildirler.Toisaalta köyhiä ei haluta jättää ilman apua.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Harding tuli hyvin köyhästä perheestä.
Film, çok zengin ama hasta olan ve fakir bir gencin hüzünlü aşk hikâyesini anlatır.Elokuva kertoo menestyneen kirurgin ja köyhän naisen intohimoisesta mutta traagisesta rakkaussuhteesta.
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.Työttömyysaste on Haitissa korkea, ja työttömänä on yli 40 prosenttia työvoimasta.
Kendisi çok fakirdi, aylık geliri sadece 16–20 dirhemdi.Kirvesmiehen vasaroiden tavallinen paino on 16-20 unssia.
İnguşetya, Rusya’nın en fakir bölgelerinden biridir.Asukasluvultaan Verhojansk on yksi Venäjän pienimmistä kaupungeista.