fakir ile cümle

fakir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.V zemi je asi 10% míra nezaměstnanosti a 11% míra inflace.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Jeho předci byli otroky.
Geum Jan-di fakir bir aileden gelmektedir.Chuej-neng pocházel z chudé rodiny.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Poslední roky života žil sám a v chudobě.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin Hood je archetyp anglického lidového hrdiny, který bohatým bere a chudým dává.
Alimlere, fakir ve muhtaçlara maaşlar bağlattı.Všechny desátky dával chudým a potřebným.
Fakirlikle başı beladadır ve bazen bunun için ağlar.Nechává se poškrábat a někdy se toho i nepříjemně dožaduje.
Babası bir alkoliktir ve bu yüzden ailesi çok fakirdir.Její otec nebyl prvorozený, proto rodina žila velmi chudě.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Své matky Viviane se celý život bojí.
Fakir bir aileden gelmektedir ve Evanjelik Hıristiyandır.Narodil se v chudé rolnické, křesťanské rodině.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.Cantor s-a pensionat în 1913, trăind în sărăcie și suferind de malnutriție în timpul Primului Război Mondial.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Majoritatea celor bolnavi provin din medii sărace și cei mai mulți nu realizează faptul că sunt infectați.
Tanrıların yaptıkları bir şölende Penia (fakirliği tecessümü) ile evlenmiştir.Femeile cinstitesunt pioase, păstrând în taină ceea ce Dumnezeu păstrează.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Al Pacino a fost toată viața burlac.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.Ahrens este angajată în acțiuni de ajutorare a oamenilor săraci.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Legenda spune că el lua de la bogați și dăruia celor săraci.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Oamenii săraci pot spera să se îmbogățească.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.De-asta am si fost saraci toata viata.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.Republica Cehă este una dintre cele mai puțin religioase țări din lume.
Fakir ve çılgın biridir.A murit sărac și orb.
Kendisi genç, yakışıklı ve fakir bir gençtir.David este tânăr, frumos și singur.
Napoléon, kitlesel destek arayışını fakir köylülerde somutlaştırdı.Burghezia le-a revândut în loturi mici țăranilor.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.În același timp a crescut decalajul dintre săraci și bogați.
Doğal bitki örtüsü bakımından fakirdir.Fauna Naurului este săracă.
Fakir bir aileden gelmektedir ve Evanjelik Hıristiyandır.Provine dintr-o familie săracă și este orfan de tată.
Ülke oldukça fakirdir.Solurile sunt foarte sărace.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Eradicarea sărăciei.
GSYİH, fakirle zengininin gelirleri arasındaki eşitsizliği hesaba katmaz.Să lipsească concurența între resurse.
George fakirdir ancak her zaman mutludur.George e sărac dar fericit întotdeauna.
Fakir olmasına rağmen, o mutluydu.Cu toate că era sărac, a fost fericit.
Fakir olmasına rağmen, o mutluydu.Cu toate că era săracă, a fost fericită.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.Cu toate că este muncitor, el a rămas sărac.
Fakirlikle büyüdü.Szegénységben nőtt fel.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Támogatta az árvákat és az özvegyeket.
Kendisi çok fakirdi, aylık geliri sadece 16–20 dirhemdi.Élelmezésük ingyenes volt, havi fizetésük minimum 1600-1800 forint volt.
Şehrin fakir bölgeleri hızla zenginleşti.A hegyek gazdag érceiből a város gyorsan meggazdagodott.
Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir durum hasıl olur.A gazdag gazdagabb lesz, a szegény szegényebb.
Ülke oldukça fakirdir.Az ország elszegényedett.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.A falu lakói szegénységben és félelemben élnek.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.A szegények és elesettek támogatója volt.
Hâlâ, tüm hayatımda olduğu kadar fakirim.Egész életében szegény maradt.
Positano 20. yüzyılın ilk yarısında fakir bir balıkçı köyü durumundaydı.A 20. század első felében még szegény halászfalunak számított.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Gazdagon kell fűszerezni.
Kültür 1970'lerin ABD'siyle aynı olsa da fakirliğin etkileri görülmektedir.A kulturális környezet az 1970-es évek amerikai kultúrájának felel meg, de ahhoz képest elszegényedett.
Ülkenin nispeten fakir olmasına rağmen Napolyon çok ağır yeni vergiler ve ödemeler talep etti.Ígéretei ellenére Napóleon csak igen sovány javadalmazást nyújtott nekik, szűkösen éltek.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985: megtarják a Live Aid koncertet az afrikai éhezőkért.
Ninetta konuştuğu kişinin babası olduğunu saklar ve onun bir fakir dilenci olduğunu bildirir.Ninetta még mindig aggódik apja miatt, akiről azt hiszi, bebörtönözték.
Fakir ailelerin çocuklarına para yardımı, giyecek ve ders kitapları verildi.A szegény szorgalmas iskolás gyerekeket ellátják tankönyvekkel, íróeszközökkel és téli ruhával.
Fakir bir ailenin çocuğu idi.Szegény szülők gyermeke volt.
Aynı zamanda az gelirliler ve fakir ve fukaraya karşı gayet eli açıktı.Elsősorban az ökumené és a szegények ügyét képviselte itt is.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Izrael ásványkincsekben szegény ország.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.Az öngyilkossági kockázat a szegénységgel is összefügg.
Aşık Fakiri Sındı, Rusçuk doğumlu şair, destancı.Nobel-díjas orosz költő, esszéíró.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Az emléktáblára babérkoszorút illik helyezni.
Las Colinas, Playa del Seville, Doğu Los Santos, Willowfield gibi bölgelerde oturanlarsa aşırı fakirdir.Terület: Los Santos: Playa Del Seville, Willowfield, Keleti Part és az Óceáni-Dokkok.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.A betegség leginkább a szegények közül szedte áldozatait.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.Ödön jövedelmét a szegények segítésére adta.
Adı geçen kumaş, fakirlerin soğuk gecelerde kullandığı bir çeşit büyük kare örtüdür.A három kutyás éjszaka egy aborigó kifejezés a nagyon hideg éjszakára.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.De Moivre pysyi köyhänä koko ikänsä.
Marksizm-Leninizm ideolojisine göre kulaklar daha fakir köylülerin sınıf düşmanıydı.Marxismi-leninismin mukaan kulakit olivat köyhien maanviljelijöiden luokkavihollisia.lähde?

İlgili Sayfalar