Fakirlik ve cehaletten doğa katledilmiştir.Fattigdom och kärlek låter sig svårligen dölja.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.Under hans styre växte klyftan mellan rika och fattiga.
Ülke oldukça fakirdir.Як бачите, я достатньо бідний.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Останні роки його життя були затьмарені забуттям і бідністю.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985 В Лондоні і Філадельфії одночасно пройшли концерти «Live Aid» для допомоги голодаючих Африки.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Африка досить бідна родовищами викопного вугілля.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Я тільки брав від багатих і давав бідним.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Суперництво багатого з бідним.
Babası tekstil işçisiydi ve ailesi oldukça fakirdi.Його батьки були працівниками у текстильному виробництві й жили дуже скромно.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Лазаря, яке займалося допомогою сиротам та вдовицям.
Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzinlik yapıyordu.Він був сином багатих батьків, але їхній спадок продав.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.Вони опікувалися бідними і сиротами.
Fakir ailelerin çocuklarına para yardımı, giyecek ve ders kitapları verildi.Серед цілей товариства була вказана допомога дітям одягом, їжею, навчанням.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Його батьки були досить заможними людьми, мали рабів.
Ancak günlük geçinen fakir Yahudilerin oturdukları yerlerdi.Тут жили тільки бідні євреї.
Çok fakir olduğu için okula devam edememiştir.Через слабке здоров'я не ходила в школу.
Cartman onun fakirliğiyle sürekli dalga geçmektedir.Іноді він глузує з Кенні через його бідність.
Tabhane: Fakirlerin barındığı hayratlardır.Люди Малдуна захоплюють тих, хто вижив.
Ben fakirim.Я бідний.
O, çok fakirdi.Він був дуже бідний.
O fakir, ama dürüsttür.Він бідний, але чесний.
O fakirdir.Він бідний.
Tom fakir bir öğrencidir.Том — бідний студент.
Tom her zaman fakir.Том завжди був бідний.
Fakirdi ama dürüsttü.Вона була бідною, але чесною.
Fakirdi ama dürüsttü.Він був бідним, але чесним.
Zengin olsam fakirlere yardım ederim.Якби я був багатий, я б допомагав бідним.
Zengin olsam fakirlere yardım ederim.Якби я була багатою, я б допомагала бідним.
O, fakirlere yardım etti.Вона допомагала бідним.
Ben fakir bir öğrenciyim.Я бідний студент.
Ben fakir bir öğrenciyim.Я бідна студентка.
Tom ve Mary'nin fakir olduğunu biliyorum.Я знаю, що Том та Мері — бідні.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Vybíral si hlavně chudé.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Hayez pocházel z poměrně chudé rodiny.
Kyle'ın Yahudi olmasıyla, Kenny'nin ise fakirliğiyle sürekli dalga geçer.Často uráží Kyla kvůli jeho židovskému původu a Kennyho pro jeho chudobu.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Slušelo se také ochraňovat slabé a pomáhat vdovám a sirotkům.
On beş çocuklu fakir bir köylü ailesinin yedinci çocuğudur.Byl pátým ze sedmi dětí z chudé farmářské rodiny.
Bir rivayete göre fakir fakat saygın bir aristokrat aileden gelmekteydi.Pocházel z chudé, ale vážené aristokratické rodiny.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Indonésie má velké přírodní bohatství, ale přesto je zde chudoba rozšířeným problémem.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Je bohaté na nerosty.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Hlavní poslání je omezit korupci ve světě.
Şehrin daha fakir bölgeleri dağlık bölgelerdedir.Patří k nejmenším obcím regionu Jestřebí hory.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.Působil i jako mecenáš a přispíval na dobročinnost ve prospěch chudých.
Haiti, Batı Yarımküre'de en fakir ülke olup, İnsani Gelişme Endeksi'ne göre 182 ülke içinde 149ncu dur.Haiti je chudá země, 149. v indexu lidského rozvoje ze 182 zemí.
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.V zemi je asi 10% míra nezaměstnanosti a 11% míra inflace.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Jeho předci byli otroky.
Geum Jan-di fakir bir aileden gelmektedir.Chuej-neng pocházel z chudé rodiny.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Poslední roky života žil sám a v chudobě.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Robin Hood je archetyp anglického lidového hrdiny, který bohatým bere a chudým dává.
Alimlere, fakir ve muhtaçlara maaşlar bağlattı.Všechny desátky dával chudým a potřebným.
Fakirlikle başı beladadır ve bazen bunun için ağlar.Nechává se poškrábat a někdy se toho i nepříjemně dožaduje.
Babası bir alkoliktir ve bu yüzden ailesi çok fakirdir.Její otec nebyl prvorozený, proto rodina žila velmi chudě.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Své matky Viviane se celý život bojí.
Fakir bir aileden gelmektedir ve Evanjelik Hıristiyandır.Narodil se v chudé rolnické, křesťanské rodině.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.Cantor s-a pensionat în 1913, trăind în sărăcie și suferind de malnutriție în timpul Primului Război Mondial.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Majoritatea celor bolnavi provin din medii sărace și cei mai mulți nu realizează faptul că sunt infectați.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Al Pacino a fost toată viața burlac.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.Ahrens este angajată în acțiuni de ajutorare a oamenilor săraci.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Legenda spune că el lua de la bogați și dăruia celor săraci.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Oamenii săraci pot spera să se îmbogățească.