fakir ile cümle
fakir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ayrıldığı zaman yatağa elbisesiz girecek kadar fakir olduğu söylenir.Vid denna tidpunkt sades han vara så fattig att han ofta stannade till sängs i brist på kläder.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.De små barnen Hansel och Gretel blir övergivna ute i skogen.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Hör, syndare, är nu tid på att sofva.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Bái kom från en fattig familj.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Vilhelm hade dålig hälsa under hela sitt liv.
Gerek fakir gerek zengin olsun.För förkortningen, se RIK.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Många av de familjer som bor kvar har inte råd att flytta då de inte får sålt sina hus.
On beş çocuklu fakir bir köylü ailesinin yedinci çocuğudur.Han var det femte av sju barn, i en fattig jordbrukarfamilj.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.I de rikaste hushållen kunde det nu finnas hundratals slavar.
İnguşetya, Rusya’nın en fakir bölgelerinden biridir.Tjuvasjien hör till de rikare regionerna i Ryssland.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Den avvattnas genom Svartån till Pojoviken.
Kültür 1970'lerin ABD'siyle aynı olsa da fakirliğin etkileri görülmektedir.Dessutom hade man i USA i mitten av 1970-talet inte längre samma fokus på att bekämpa fattigdomen.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Framför allt svarta män drabbades.
Fakir ailelerde yokluğun verdiği eksiklik nedeniyle iç çatışmalar yaşanmaktadır.Deras känslor hade lidit avbräck på grund av avsaknaden av gemensamma barn.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Mrima Mines är en gruva i Kenya.
Fakir bir aileden olduğu için küçük yaşta manastıra verilmiştir.Hon placerades i klostret av sina föräldrar i mycket ung ålder.
Fakirlik ve cehaletten doğa katledilmiştir.Fattigdom och kärlek låter sig svårligen dölja.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.Under hans styre växte klyftan mellan rika och fattiga.
Ülke oldukça fakirdir.Як бачите, я достатньо бідний.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Останні роки його життя були затьмарені забуттям і бідністю.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985 В Лондоні і Філадельфії одночасно пройшли концерти «Live Aid» для допомоги голодаючих Африки.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Африка досить бідна родовищами викопного вугілля.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Я тільки брав від багатих і давав бідним.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Суперництво багатого з бідним.
Babası tekstil işçisiydi ve ailesi oldukça fakirdi.Його батьки були працівниками у текстильному виробництві й жили дуже скромно.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Лазаря, яке займалося допомогою сиротам та вдовицям.
Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzinlik yapıyordu.Він був сином багатих батьків, але їхній спадок продав.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.Вони опікувалися бідними і сиротами.
Fakir ailelerin çocuklarına para yardımı, giyecek ve ders kitapları verildi.Серед цілей товариства була вказана допомога дітям одягом, їжею, навчанням.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Його батьки були досить заможними людьми, мали рабів.
Ancak günlük geçinen fakir Yahudilerin oturdukları yerlerdi.Тут жили тільки бідні євреї.
Çok fakir olduğu için okula devam edememiştir.Через слабке здоров'я не ходила в школу.
Cartman onun fakirliğiyle sürekli dalga geçmektedir.Іноді він глузує з Кенні через його бідність.
Tabhane: Fakirlerin barındığı hayratlardır.Люди Малдуна захоплюють тих, хто вижив.
Ben fakirim.Я бідний.
O, çok fakirdi.Він був дуже бідний.
O fakir, ama dürüsttür.Він бідний, але чесний.
O fakirdir.Він бідний.
Tom fakir bir öğrencidir.Том — бідний студент.
Tom her zaman fakir.Том завжди був бідний.
Fakirdi ama dürüsttü.Вона була бідною, але чесною.
Fakirdi ama dürüsttü.Він був бідним, але чесним.
Zengin olsam fakirlere yardım ederim.Якби я був багатий, я б допомагав бідним.
Zengin olsam fakirlere yardım ederim.Якби я була багатою, я б допомагала бідним.
O, fakirlere yardım etti.Вона допомагала бідним.
Ben fakir bir öğrenciyim.Я бідний студент.
Ben fakir bir öğrenciyim.Я бідна студентка.
Tom ve Mary'nin fakir olduğunu biliyorum.Я знаю, що Том та Мері — бідні.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Vybíral si hlavně chudé.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Hayez pocházel z poměrně chudé rodiny.
Kyle'ın Yahudi olmasıyla, Kenny'nin ise fakirliğiyle sürekli dalga geçer.Často uráží Kyla kvůli jeho židovskému původu a Kennyho pro jeho chudobu.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Slušelo se také ochraňovat slabé a pomáhat vdovám a sirotkům.
On beş çocuklu fakir bir köylü ailesinin yedinci çocuğudur.Byl pátým ze sedmi dětí z chudé farmářské rodiny.
Bir rivayete göre fakir fakat saygın bir aristokrat aileden gelmekteydi.Pocházel z chudé, ale vážené aristokratické rodiny.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Indonésie má velké přírodní bohatství, ale přesto je zde chudoba rozšířeným problémem.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Je bohaté na nerosty.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Hlavní poslání je omezit korupci ve světě.
Şehrin daha fakir bölgeleri dağlık bölgelerdedir.Patří k nejmenším obcím regionu Jestřebí hory.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.Působil i jako mecenáš a přispíval na dobročinnost ve prospěch chudých.
Haiti, Batı Yarımküre'de en fakir ülke olup, İnsani Gelişme Endeksi'ne göre 182 ülke içinde 149ncu dur.Haiti je chudá země, 149. v indexu lidského rozvoje ze 182 zemí.