Fakir, çok az şeye sahip olan değildir fakat çok isteyendir.Een arme is niet hij die te weinig heeft, maar hij die te veel wil.
Fakir olmak ayıp değil.Arm zijn is geen schande.
Fakirlik ayıp değil.Armoe is geen schande.
Fakire bir sadaka!Aalmoes voor de arme!
Senin gibi fakirdim.Ik was arm zoals jij.
Mary fakir bir kadındır.Mary is een arme vrouw.
Ben fakirim. Sen zenginsin.Ik ben arm. Jij bent rijk.
Ben fakirim. Siz zenginsiniz.Ik ben arm. U bent rijk.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isan jest najbiedniejszym regionem Tajlandii.
Ali Baba ise fakir bir kadınla evlenerek odunculuk yapar.Tymczasem Ali Baba, który poślubił kobietę ubogą, szybko znalazł się w nędzy.
Sonra Paris'e gitti ve burada iki yıl hiç ismi duyulmadan bir fakir hayat yaşadı.Udał się wówczas do Paryża, gdzie mieszkał przez kolejne dwa lata w kiepskich warunkach.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Hayez pochodził ze stosunkowo biednej rodziny.
Daha fakir çiftçiler herhangi bir dış binaya sahip olmayacaktı.Biedniejsi wieśniacy często nie posiadali zewnętrznej części.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Szczególnie opiekował się biednymi.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Ostatnie lata swego życia spędził w biedzie i zapomnieniu.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Nie budź śpiących psów, Lubimyczytać.pl (pol.).
Regole monastiche e forma di vita, 2011 (Çok yüksek fakirlik.Medytacje w codzienności (2011) Aby życie było szczęśliwe.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.Odwiedzał chorych i ubogich wspomagając ich ze skromnego uposażenia.
Ülke oldukça fakirdir.Wnętrze jest dosyć ubogie.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Kraje te są najbiedniejszym regionem świata.
Amik I ise mimari açıdan oldukça fakir bulunmaktadır.Jest przecież tylko ubogim wygnańcem.
Servetini cömertçe dağıtmaya, özellikle fakir ressamlara destek olmaya başladı.Rozwinęła na Powązkach szeroką działalność charytatywną, głównie dla ubogich dzieci.
Köy halkı fakirdir.Mieszkańcy żyli ubogo.
Yağ bakımından fakirdir.Roślinność jest uboga.
Babası bir alkoliktir ve bu yüzden ailesi çok fakirdir.Jej ojciec był alkoholikiem, z tego też powodu rodzice mieszkali osobno.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Członkowie winni byli żyć w ubóstwie i czystości.
Bu sayede motor, oldukça fakir karışımlarda çalışabilmektedir.Silnik strumieniowy może pracować w bardzo wąskim zakresie ciągu.
Kendisi çok bir mütevazı ve hatta fakirlere layık bir hayat yaşamaya başladı.Rodzina żyła w skromnych, wręcz biednych warunkach.
Eskenazi (Sarah Skinazi) İstanbul’da, fakir bir Yahudi Seferad ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Eskenazi urodziła się jako Sarah Skinazi w Stambule, w zubożałej rodzinie Żydów sefardyjskich.
Vito Sicilya göçmenidir ve fakir bir ailede büyümüştür.Cecylia Eusepi urodziła się w ubogiej, bardzo religijnej rodzinie.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Jeżeli lękacie się ubóstwa.
Lod'un fakir mahallelerinin birinde büyüdü.Wychowywał się w biednej rodzinie rzemieślników.
Ardından tavuk kesilir ve oruç öncesi öğün olarak fakirlere verilir.Ptak był potem zabijany, a mięso przekazywane biednym.
Bu konuşmalarda zengin ve fakir arasında hukuksal bir eşitliğin şart olması gerektiğini ileri sürer.Zwolennicy ustawy mówili o konieczności wyrównywania szans między bogatymi i ubogimi warstwami społeczeństwa.
Fakir fukaranın gölgesinin kesilmesine izin vermeyeceğiz." dedi.Nie mogłem oderwać oczu od rozpryskującej się szyby”.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Zarabiał wynajmując jeden z pokojów swojego domu.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Uznawany jest również za opiekuna ludzi biednych, patrona wdów i sierot.
Tezkiretülbünyan'da "bu fakirin mescidi" diye anlatır.Sam ujmuje to jednym zdaniem: Jestem przekonany, że "ludzie średniowiecza" to my.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Ich podstawowym towarem byli niewolnicy.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.De flesta som har sjukdomen är fattiga och de flesta som är smittade vet inte om det.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Provinsen anses idag vara den fattigaste regionen i landet.
Yerli kökenden olan Juárez fakir bir aileden geliyordu.Juaréz utgick från en fattig indianfamilj.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isǎn är Thailands fattigaste region.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Landet är rikt på naturresurser, men fattigdomen är utbredd i dagens Indonesien.
Ayrıldığı zaman yatağa elbisesiz girecek kadar fakir olduğu söylenir.Vid denna tidpunkt sades han vara så fattig att han ofta stannade till sängs i brist på kläder.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.De små barnen Hansel och Gretel blir övergivna ute i skogen.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Hör, syndare, är nu tid på att sofva.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Bái kom från en fattig familj.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Vilhelm hade dålig hälsa under hela sitt liv.
Gerek fakir gerek zengin olsun.För förkortningen, se RIK.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Många av de familjer som bor kvar har inte råd att flytta då de inte får sålt sina hus.
On beş çocuklu fakir bir köylü ailesinin yedinci çocuğudur.Han var det femte av sju barn, i en fattig jordbrukarfamilj.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.I de rikaste hushållen kunde det nu finnas hundratals slavar.
İnguşetya, Rusya’nın en fakir bölgelerinden biridir.Tjuvasjien hör till de rikare regionerna i Ryssland.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Den avvattnas genom Svartån till Pojoviken.
Kültür 1970'lerin ABD'siyle aynı olsa da fakirliğin etkileri görülmektedir.Dessutom hade man i USA i mitten av 1970-talet inte längre samma fokus på att bekämpa fattigdomen.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Framför allt svarta män drabbades.
Fakir ailelerde yokluğun verdiği eksiklik nedeniyle iç çatışmalar yaşanmaktadır.Deras känslor hade lidit avbräck på grund av avsaknaden av gemensamma barn.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Mrima Mines är en gruva i Kenya.
Fakir bir aileden olduğu için küçük yaşta manastıra verilmiştir.Hon placerades i klostret av sina föräldrar i mycket ung ålder.