fakir ile cümle
fakir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Ze is verlost van de armoede.
Fakir ve yetimlere Kızılay ve Yeşilay üzerinden de yardım etmiştir.Hij bracht de jonge erfgenaam en diens voogd daarna om het leven.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.De Centraal-Afrikaanse Republiek is een van de armste landen ter wereld.
Kendisi çok fakirdi, aylık geliri sadece 16–20 dirhemdi.Het is een klein muntje, met een middellijn van circa 16 à 20 mm.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Tavener had zijn leven lang een zwakke gezondheid.
Rosalinda, Meksikalı fakir bir ailenin kızıdır.DeSoto is een dochter van Mexicaanse ouders.
Fakir bir çiftin altı çocuğundan biridir.Ze zijn twee kinderen uit een gezin van zes.
Vigilantius şehitler kültüne ve kutsal emanetlere, fakirlik andına ve rahiplerin bakir kalmasına muhalifti.Priester Poppe had voorliefde en aandacht voor de armen, de jongeren en de heiligheid van de priesters.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Ze hadden plannen om een kind te krijgen en ze hadden al een kamer tot babykamer omgebouwd.
Bor elementi boş bir p orbitaline sahip olduğu için elektronca fakirdir.Boor is immers een elektrondeficiënt element: het bezit slechts 5 elektronen en een leeg p-orbitaal.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.De bende besteelt enkel de rijken en deelt de buit uit aan de armen.
2011 Eylül’de, 6 fakir aile için evler yapıldı.In 2010 werden bij de gemeenteraadsverkiezingen 6 zetels behaald.
Ülke oldukça fakirdir.De stad is erg arm.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.De laatste jaren van zijn leven brengt Nerval door in armoe en gewetensnood.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Het is een typische soort van de drogere gebieden van Kenia.
Fakir, çok az şeye sahip olan değildir fakat çok isteyendir.Een arme is niet hij die te weinig heeft, maar hij die te veel wil.
Fakir olmak ayıp değil.Arm zijn is geen schande.
Fakirlik ayıp değil.Armoe is geen schande.
Fakire bir sadaka!Aalmoes voor de arme!
Senin gibi fakirdim.Ik was arm zoals jij.
Mary fakir bir kadındır.Mary is een arme vrouw.
Ben fakirim. Sen zenginsin.Ik ben arm. Jij bent rijk.
Ben fakirim. Siz zenginsiniz.Ik ben arm. U bent rijk.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isan jest najbiedniejszym regionem Tajlandii.
Ali Baba ise fakir bir kadınla evlenerek odunculuk yapar.Tymczasem Ali Baba, który poślubił kobietę ubogą, szybko znalazł się w nędzy.
Sonra Paris'e gitti ve burada iki yıl hiç ismi duyulmadan bir fakir hayat yaşadı.Udał się wówczas do Paryża, gdzie mieszkał przez kolejne dwa lata w kiepskich warunkach.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Hayez pochodził ze stosunkowo biednej rodziny.
Tanrıların yaptıkları bir şölende Penia (fakirliği tecessümü) ile evlenmiştir.Kobietom niezamężnym Allah da męża, z którego będą zadowolone .
Daha fakir çiftçiler herhangi bir dış binaya sahip olmayacaktı.Biedniejsi wieśniacy często nie posiadali zewnętrznej części.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Szczególnie opiekował się biednymi.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Ostatnie lata swego życia spędził w biedzie i zapomnieniu.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Nie budź śpiących psów, Lubimyczytać.pl (pol.).
Regole monastiche e forma di vita, 2011 (Çok yüksek fakirlik.Medytacje w codzienności (2011) Aby życie było szczęśliwe.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.Odwiedzał chorych i ubogich wspomagając ich ze skromnego uposażenia.
Ülke oldukça fakirdir.Wnętrze jest dosyć ubogie.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Kraje te są najbiedniejszym regionem świata.
Amik I ise mimari açıdan oldukça fakir bulunmaktadır.Jest przecież tylko ubogim wygnańcem.
Servetini cömertçe dağıtmaya, özellikle fakir ressamlara destek olmaya başladı.Rozwinęła na Powązkach szeroką działalność charytatywną, głównie dla ubogich dzieci.
Köy halkı fakirdir.Mieszkańcy żyli ubogo.
Yağ bakımından fakirdir.Roślinność jest uboga.
Babası bir alkoliktir ve bu yüzden ailesi çok fakirdir.Jej ojciec był alkoholikiem, z tego też powodu rodzice mieszkali osobno.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Członkowie winni byli żyć w ubóstwie i czystości.
Bu sayede motor, oldukça fakir karışımlarda çalışabilmektedir.Silnik strumieniowy może pracować w bardzo wąskim zakresie ciągu.
Kendisi çok bir mütevazı ve hatta fakirlere layık bir hayat yaşamaya başladı.Rodzina żyła w skromnych, wręcz biednych warunkach.
Eskenazi (Sarah Skinazi) İstanbul’da, fakir bir Yahudi Seferad ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Eskenazi urodziła się jako Sarah Skinazi w Stambule, w zubożałej rodzinie Żydów sefardyjskich.
Vito Sicilya göçmenidir ve fakir bir ailede büyümüştür.Cecylia Eusepi urodziła się w ubogiej, bardzo religijnej rodzinie.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Jeżeli lękacie się ubóstwa.
Lod'un fakir mahallelerinin birinde büyüdü.Wychowywał się w biednej rodzinie rzemieślników.
Ardından tavuk kesilir ve oruç öncesi öğün olarak fakirlere verilir.Ptak był potem zabijany, a mięso przekazywane biednym.
Bu konuşmalarda zengin ve fakir arasında hukuksal bir eşitliğin şart olması gerektiğini ileri sürer.Zwolennicy ustawy mówili o konieczności wyrównywania szans między bogatymi i ubogimi warstwami społeczeństwa.
Fakir fukaranın gölgesinin kesilmesine izin vermeyeceğiz." dedi.Nie mogłem oderwać oczu od rozpryskującej się szyby”.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Zarabiał wynajmując jeden z pokojów swojego domu.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Uznawany jest również za opiekuna ludzi biednych, patrona wdów i sierot.
Tezkiretülbünyan'da "bu fakirin mescidi" diye anlatır.Sam ujmuje to jednym zdaniem: Jestem przekonany, że "ludzie średniowiecza" to my.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Ich podstawowym towarem byli niewolnicy.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.De flesta som har sjukdomen är fattiga och de flesta som är smittade vet inte om det.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Provinsen anses idag vara den fattigaste regionen i landet.
Yerli kökenden olan Juárez fakir bir aileden geliyordu.Juaréz utgick från en fattig indianfamilj.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Landet är rikt på naturresurser, men fattigdomen är utbredd i dagens Indonesien.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isǎn är Thailands fattigaste region.