“Zina fakirliğe yol açar.”لأهرب من الفقر».
Aynı zamanda az gelirliler ve fakir ve fukaraya karşı gayet eli açıktı.كما اتسعت الفجوة بين الأغنياء والفقراء وازدادت وضوحًا.
Kent içinde yaşayan 10 aileden 3'nin gelir seviyesi ABD "ulusal fakirlik eşiği" altındadır.المقياس الأكثر شيوعاً للفقر في الولايات المتحدة هو "عتبة الفقر" التي وضعتها الحكومة الأمريكية.
Fakirlik neredeyse küfür olacaktı.كاد الفقر أن يكون كفرا.
Her iki galaksi de yaşlı ve metal fakiridir.Ambas as galáxias são antigas e deficientes em metais.
Mr. Camden Farebrother — Fakir ama zeki bir papaz ve amatör doğa bilimci.Camden Farebrother – Um vigário pobre mas inteligente e naturalista amador.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Era a teriaga dos pobres.
Fakirlikle büyüdü.Ele cresceu na pobreza.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isan constitui a mais pobre das regiões tailandesas.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.As suas ações eram encaminhadas a melhorar a situação econômica dos pobres.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Eles mergulham na miséria e na pobreza.
Fakir fukaranın gölgesinin kesilmesine izin vermeyeceğiz." dedi.«"Não quero tirar onda de pobre"».
Gerek fakir gerek zengin olsun.Os ricos ficariam mais ricos e os pobres mais pobres.
İnguşetya, Rusya’nın en fakir bölgelerinden biridir.A Inguchétia continua a ser uma das mais pobres regiões russas.
Diğer karakterler: Sybil Vane - Dorian'ın aşık olduğu oldukça yetenekli, güzel ama aşırı fakir aktris.Sibyl Vane — uma talentosa atriz e cantora, ela é uma pobre, jovem bonita, por quem Dorian se apaixona.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Ajudava também jovens moças órfãs e viúvas pobres.
Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, karılar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle savaştadırlar...Ricos entram em conflitos com os pobres, adolescentes com seus pais, esposas com seus maridos.
Babası tekstil işçisiydi ve ailesi oldukça fakirdi.Filho de projeccionista, a sua família era muito pobre.
Buna rağmen fakirlik oranın en yüksek olduğu kentlerden biridir.A pobreza é um dos maiores problemas enfrentados pelas cidades.
Bu nedenle miskin ile fakir arasında önemli bir fark vardır.Não se faz distinção entre ricos e pobres.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Ele é um "Robin Hood ", que se supõe ter roubado dos ricos para dar aos pobres.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Eliminação da pobreza.
Bir yetimhane ve fakirlere yardım ve destek evi.Proprietária, beneficiária, protectora dos pobres e das crianças órfãs e abandonadas.
İmparatorluk döneminde zayıf ve fakirlere karşı hayırseverlik en yüksek seviyelere erişmiştir.No presente, existe no santuário um centro de acolhimento aos mais pobres e incapacitados.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Para a família pertencia também os escravos.
Turist Ömer, avare, dertsiz tasasız yaşayan, fakir bir kişidir.Segundo ele, havia um oásis, pobre e pouco habitado.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.A diversidade também produziu riqueza cultural.
Kuraklığı orta derecede duyarlı fakir topraklara adapte olabilir.Alternativamente poderia ter se enriquecido na Terra através de meteoritos condríticos.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.A pobreza familiar não o impediu, contudo, de continuar estudando.
Ayrıca, sosyal konuları işledi, fakirlerin zorlu çalışma şartlarına dikkat çekti.E, você sabe, ele estava liberando a pressão sobre as dificuldades do trabalho.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Contudo, Esvetoslau permaneceu pagão por toda sua vida.
Hâlbuki Joe fakir hayatında onun en büyük destekçisidir.Desde então, Julie tem sido o maior apoio da mãe.
O fakirdir.Ele é pobre.
Bazı eleştirmenler Doré'nin Londra'daki fakirlik üzerine fazla odaklandığını düşünüyordu.Verscheidene critici schenen het vervelend te vinden dat Doré de armoede in Londen blootlegde in zijn werk.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isaan is de armste regio van Thailand.
Nanshe: Fakir, dul ve yetimlerin tanrıçası.Later werd Nansje de godin van weduwen, wezen en armen.
Cartman onun fakirliğiyle sürekli dalga geçmektedir.Cartman buit Kenny's armoede vaak uit.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.De onafhankelijkheid bracht ook armoede mee.
Fakir, geliri ihtiyaçlarını karşılamayan kişi iken, miskin geliri hiç olmayan kimsedir.Behalve het scherpen, vergt een zeis weinig onderhoud.
Fakirlikle büyüdü.Hij groeide op in armoede.
İnguşetya, Rusya’nın en fakir bölgelerinden biridir.Kalmukkië is een van de armste regio's van Rusland.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Het blijkt Rik de Jong te zijn.
Fakir bir aile olmalarına rağmen tüm çocuklar Hogwarts’ta okumaktadır.Alhoewel hij een nakomeling van een arme familie was, kon hij theologie in Halle studeren.
Onlar fakir olanlara tamamını verdiler."Ze behoorden aldus tot de zogenaamde minores gentes (jongere gentes).
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.In de vroegste tijden waren de slavenfamilies maar klein.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Ze is verlost van de armoede.
Fakir ve yetimlere Kızılay ve Yeşilay üzerinden de yardım etmiştir.Hij bracht de jonge erfgenaam en diens voogd daarna om het leven.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.De Centraal-Afrikaanse Republiek is een van de armste landen ter wereld.
Kendisi çok fakirdi, aylık geliri sadece 16–20 dirhemdi.Het is een klein muntje, met een middellijn van circa 16 à 20 mm.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Tavener had zijn leven lang een zwakke gezondheid.
Rosalinda, Meksikalı fakir bir ailenin kızıdır.DeSoto is een dochter van Mexicaanse ouders.
Fakir bir çiftin altı çocuğundan biridir.Ze zijn twee kinderen uit een gezin van zes.
Vigilantius şehitler kültüne ve kutsal emanetlere, fakirlik andına ve rahiplerin bakir kalmasına muhalifti.Priester Poppe had voorliefde en aandacht voor de armen, de jongeren en de heiligheid van de priesters.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Ze hadden plannen om een kind te krijgen en ze hadden al een kamer tot babykamer omgebouwd.
Bor elementi boş bir p orbitaline sahip olduğu için elektronca fakirdir.Boor is immers een elektrondeficiënt element: het bezit slechts 5 elektronen en een leeg p-orbitaal.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.De bende besteelt enkel de rijken en deelt de buit uit aan de armen.
2011 Eylül’de, 6 fakir aile için evler yapıldı.In 2010 werden bij de gemeenteraadsverkiezingen 6 zetels behaald.
Ülke oldukça fakirdir.De stad is erg arm.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.De laatste jaren van zijn leven brengt Nerval door in armoe en gewetensnood.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Het is een typische soort van de drogere gebieden van Kenia.