fakir ile cümle
fakir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu şahıs fakirlere yemek verir onları doyururmuş.كان يسرق ليطعم الفقراء ويحسن إليهم.
Yılanların Öcü, Fakir Baykurt.الفراشات يا صاحب الوجه القبيح .
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.أمضى كلارك العقود الأخيرة من حياته في حالة من الفقر والغموض.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.كما ساعد الفقراء والسجناء.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.بعض آبائهم أو أجدادهم كان من العبيد.
Babanın da ayrılmasıyla aile gittikçe fakirleşti.موقع أبونا متى المسكين.
Fakir Baykurt "Mevlüt Asar'ın şiirleri kişisel özyaşamındaki yurtsuzluğu büyük oranda yansıtıyor..."والبشر في لوحات علاء بشير منشغلة بنفسها.."
Ayrıldığı zaman yatağa elbisesiz girecek kadar fakir olduğu söylenir.ولدى مغادرته وقيل أنه كان الفقراء حتى أنه كثيرا ما اضطر إلى البقاء في السرير نقص الملابس.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.يعيش المزارعون حياة حاجة وفقر.
Güvencesiz, fakir ve yapayalnız yıllardı.كان لفترة من الوقت عاطلا عن العمل، وحيد ومكسور تماما.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.و كانت تقدم المساعدة للأطفال المسلمين و البهائيين الفقراء لأيضًا.
Martinik adasında fakir bir Fransız çiftçisinin kızıydı.كانت ابنة لجارية أفريقية من رجل فرنسي أبيض من جزيرة كورسيكا.
Yalnız hızlı nüfus artışı Honduras'ta fakirliğin sebebi olarak görülmemektedir.ويسهم عدم الحصول على المياه النظيفة إلى حد كبير في الفقر وسوء الصحة في هندوراس.
“Zina fakirliğe yol açar.”لأهرب من الفقر».
Aynı zamanda az gelirliler ve fakir ve fukaraya karşı gayet eli açıktı.كما اتسعت الفجوة بين الأغنياء والفقراء وازدادت وضوحًا.
Kent içinde yaşayan 10 aileden 3'nin gelir seviyesi ABD "ulusal fakirlik eşiği" altındadır.المقياس الأكثر شيوعاً للفقر في الولايات المتحدة هو "عتبة الفقر" التي وضعتها الحكومة الأمريكية.
Fakirlik neredeyse küfür olacaktı.كاد الفقر أن يكون كفرا.
Her iki galaksi de yaşlı ve metal fakiridir.Ambas as galáxias são antigas e deficientes em metais.
Je crois en Dieu. » ("Fakirlere 50.000 frank bırakıyorum.Em seu testamento, ele especificou: "Dou cinquenta mil francos aos pobres.
Mr. Camden Farebrother — Fakir ama zeki bir papaz ve amatör doğa bilimci.Camden Farebrother – Um vigário pobre mas inteligente e naturalista amador.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Era a teriaga dos pobres.
Fakirlikle büyüdü.Ele cresceu na pobreza.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isan constitui a mais pobre das regiões tailandesas.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.As suas ações eram encaminhadas a melhorar a situação econômica dos pobres.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Eles mergulham na miséria e na pobreza.
Fakir fukaranın gölgesinin kesilmesine izin vermeyeceğiz." dedi.«"Não quero tirar onda de pobre"».
Gerek fakir gerek zengin olsun.Os ricos ficariam mais ricos e os pobres mais pobres.
İnguşetya, Rusya’nın en fakir bölgelerinden biridir.A Inguchétia continua a ser uma das mais pobres regiões russas.
Diğer karakterler: Sybil Vane - Dorian'ın aşık olduğu oldukça yetenekli, güzel ama aşırı fakir aktris.Sibyl Vane — uma talentosa atriz e cantora, ela é uma pobre, jovem bonita, por quem Dorian se apaixona.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Ajudava também jovens moças órfãs e viúvas pobres.
Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, karılar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle savaştadırlar...Ricos entram em conflitos com os pobres, adolescentes com seus pais, esposas com seus maridos.
Babası tekstil işçisiydi ve ailesi oldukça fakirdi.Filho de projeccionista, a sua família era muito pobre.
Buna rağmen fakirlik oranın en yüksek olduğu kentlerden biridir.A pobreza é um dos maiores problemas enfrentados pelas cidades.
Bu nedenle miskin ile fakir arasında önemli bir fark vardır.Não se faz distinção entre ricos e pobres.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Ele é um "Robin Hood ", que se supõe ter roubado dos ricos para dar aos pobres.
Fakirlikten kurtulmak tek isteğidir.Eliminação da pobreza.
Bir yetimhane ve fakirlere yardım ve destek evi.Proprietária, beneficiária, protectora dos pobres e das crianças órfãs e abandonadas.
İmparatorluk döneminde zayıf ve fakirlere karşı hayırseverlik en yüksek seviyelere erişmiştir.No presente, existe no santuário um centro de acolhimento aos mais pobres e incapacitados.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Para a família pertencia também os escravos.
Turist Ömer, avare, dertsiz tasasız yaşayan, fakir bir kişidir.Segundo ele, havia um oásis, pobre e pouco habitado.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.A diversidade também produziu riqueza cultural.
Kuraklığı orta derecede duyarlı fakir topraklara adapte olabilir.Alternativamente poderia ter se enriquecido na Terra através de meteoritos condríticos.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.A pobreza familiar não o impediu, contudo, de continuar estudando.
Ayrıca, sosyal konuları işledi, fakirlerin zorlu çalışma şartlarına dikkat çekti.E, você sabe, ele estava liberando a pressão sobre as dificuldades do trabalho.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Contudo, Esvetoslau permaneceu pagão por toda sua vida.
Hâlbuki Joe fakir hayatında onun en büyük destekçisidir.Desde então, Julie tem sido o maior apoio da mãe.
O fakirdir.Ele é pobre.
Bazı eleştirmenler Doré'nin Londra'daki fakirlik üzerine fazla odaklandığını düşünüyordu.Verscheidene critici schenen het vervelend te vinden dat Doré de armoede in Londen blootlegde in zijn werk.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Isaan is de armste regio van Thailand.
Nanshe: Fakir, dul ve yetimlerin tanrıçası.Later werd Nansje de godin van weduwen, wezen en armen.
Cartman onun fakirliğiyle sürekli dalga geçmektedir.Cartman buit Kenny's armoede vaak uit.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.De onafhankelijkheid bracht ook armoede mee.
“Ümmü’l-Mesâkîn” (fakirler anası) lakabıyla anılan Zeynep b.Daarbij konden zij vaststellen dat de lagen A en B ouder waren dan Troje I (ca.
Fakir, geliri ihtiyaçlarını karşılamayan kişi iken, miskin geliri hiç olmayan kimsedir.Behalve het scherpen, vergt een zeis weinig onderhoud.
Fakirlikle büyüdü.Hij groeide op in armoede.
İnguşetya, Rusya’nın en fakir bölgelerinden biridir.Kalmukkië is een van de armste regio's van Rusland.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Het blijkt Rik de Jong te zijn.
Fakir bir aile olmalarına rağmen tüm çocuklar Hogwarts’ta okumaktadır.Alhoewel hij een nakomeling van een arme familie was, kon hij theologie in Halle studeren.
Onlar fakir olanlara tamamını verdiler."Ze behoorden aldus tot de zogenaamde minores gentes (jongere gentes).
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.In de vroegste tijden waren de slavenfamilies maar klein.