fakir ile cümle
fakir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Regole monastiche e forma di vita, 2011 (Çok yüksek fakirlik.Regole monastiche e forma di vita, 2011 IV,2.
Poor Richard’s Almanac'ı (Fakir Richard'ın Almanak'ı) yayınlamaya başladı.Deriva dal patronimico di Richard ("Riccardo").
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Svolse il suo ruolo pastorale aiutando vedove e orfani.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.I poveracci derubati si trovano a vendere i locali perché non hanno più soldi.
22:11 Tarlanın bir köşesini devşirmeyip burayı fakirlere bırak Lev.22:11 239-120P - Lascia un angolo del campo non raccolto per i poveri. - Lev.
Hedonizmin keşfi, toplumsal düzenin artık fakirleri istemediği anlamına geliyor.Deng pose in risalto l'idea che socialismo non significa povertà condivisa.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.Predicava anche la povertà.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.Ancor peggio, le politiche economiche di Sādāt accentuarono il divario tra ricchi e poveri in Egitto.
Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir durum hasıl olur.Il ricco divenne sempre più ricco ed i poveri sempre più derelitti.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Maggiormente colpita fu soprattutto la gente povera.
Çok sayıdaki fakir insanın şehir içine akın etmesine yol açıldı.Un nutrito gruppo di persone venne destinato alla pulizia della città.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.I bambini poveri non potevano permettersi l'istruzione.
Figürler kırılgan, çoğu zaman hastalıklı, çoğu zaman fakir ve hüzünlüdürler.C'è chi la descrive come impaziente, spesso infelice e qualche volta una stronza.
Kendisi genç, yakışıklı ve fakir bir gençtir.È giovane, bello e single.
O zengindir ama ağabeyi fakirdir.Он богат, но его старший брат бедный.
O fakirdir.Он беден.
O zengin ve ben fakirim.Он богат, а я беден.
Fakire yardım ettim.Я помогал бедным.
Libya’da fakirlik falan yok.В Ливии нет войны.
Her iki galaksi de yaşlı ve metal fakiridir.Обе галактики достаточно древние и с дефицитом металлов.
Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, karılar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle savaştadırlar...Богатые конфликтуют с бедными, подростки — с родителями, жёны — с мужьями, а учителя — с учениками.
Fakirlikle büyüdü.Вырос в бедности.
Leo II'nin büyük ölçüde metal-fakir yaşlı yıldızlardan oluştuğu bulundu.Лев II состоит в основном из бедных металлом старых звёзд.
Dindar bir kişiliğe sahip olan Gevher Şad, halk tarafından sevilen, fakirlere yardım eden bir şahsiyetti.Мы потеряли настоящего государственного деятеля, человека, который искренне любил бедняков.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.Исан является беднейшим районом Таиланда.
Fakir ve yetimlere Kızılay ve Yeşilay üzerinden de yardım etmiştir.Также он считается покровителем бедных и путешествующих.
Çok sayıdaki fakir insanın şehir içine akın etmesine yol açıldı.К бедному житью стали примыкать и многие миряне.
Elde edilen et üç eşit parçaya bölünür; üçte biri kurban kesenin akrabalarına, üçte biri fakirlere dağıtılır.Одну часть оставляют для пищи, вторую раздают в качестве милостыни, а третью — в качестве дара.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985 — В Лондоне и Филадельфии одновременно прошли концерты «Live Aid» в помощь голодающим в Африке.
22:11 Tarlanın bir köşesini devşirmeyip burayı fakirlere bırak Lev.23:22 Не подбирать упавшие колоски, оставляя их беднякам 212 Ваик.
Odak noktası güç, fakirlik ve uluslararası su krizi üzerineydi.Что кроется за нехваткой воды: власть, бедность и глобальный кризис водных ресурсов.
Çok fakir olduğu için okula devam edememiştir.Из-за слабого здоровья в школу не ходила.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.Противоположностью богатства является бедность.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Вот только она богата, а он беден.
Annesi bekar ve fakirdi.Был холост и бездетен.
Çetesi ile birlikte şehrin fakir insanlarını soyarlar.Вместе с ними в город прибыли представители низших сословий.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Последние годы его жизни были омрачены забвением и бедностью.
Şehrin fakir bölgeleri hızla zenginleşti.Нидерланды стали стремительно богатеть.
Vito Sicilya göçmenidir ve fakir bir ailede büyümüştür.Уве Баршель вырос в бедной семье.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Она также помогала бедным жителям города, вдовам и сиротам.
Nasreddin Hoca - Filozof, şair, zenginlere karşı fakirleri savunan kişi.Ходжа Насреддин — бродяга, поэт, философ, защитник обездоленных, враг угнетателей.
Bir insanın olabileceği kadar tembel, fakir, sapık ve aynı zamanda utangaçtır.Такой же, как и сын, рассеянный, застенчивый и скромный.
2011 Eylül’de, 6 fakir aile için evler yapıldı.На 1 января 2013 года в деревне числилось 6 домохозяйств.
Bu nedenle miskin ile fakir arasında önemli bir fark vardır.Сильна дифференциация между богатыми и бедными.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Забирает вещи у богатых и отдаёт бедным.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Всю свою жизнь Барриос бедствовал.
Daha fakir çiftçiler herhangi bir dış binaya sahip olmayacaktı.В бедных крестьянских семьях может не быть внешнего крыла.
II. Dünya Savaşı zaten fakir olan aileyi iyice zorladı.Вторая мировая война негативно отобразилась на семье.
Film, çok zengin ama hasta olan ve fakir bir gencin hüzünlü aşk hikâyesini anlatır.Одна из самых красивых, трогательных, и в то же время грустных историй — о любви к ребёнку.
Kyle'ın Yahudi olmasıyla, Kenny'nin ise fakirliğiyle sürekli dalga geçer.Кайл оказывается евреем, а тело Кенни в конце съедают крысы.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Некоторые семьи имели рабов.
Fakir fukaranın gölgesinin kesilmesine izin vermeyeceğiz." dedi.Темнота помешала тебе поймать шайбу».
Mescidin Suffa denilen bir bölümü fakirlere ayrılmıştı.Награбленное Арсен раздавал беднякам.
Şubat 2007’de New York Times, İsrail’de fakirleşen ailelerin %53’ünün Arap aileleri olduğunu açıkladı .ذكرت صحيفة نيويورك تايمز في فبراير 2007 أنّ 53% من الأسر الفقيرة في إسرائيل من العرب.
Tanrıların yaptıkları bir şölende Penia (fakirliği tecessümü) ile evlenmiştir.وإجبارها على الزواج من الرجال المسلمين الذين تفوح رائحتهم والذين يقومون بضربهم بناء على تعليمات القرآن.
Bu kitaplarda zenginlere kızan yazar, fakirleri övecekti.كما كان ناقماً على الأغنياء مادحاً للفقراء في تلك الكتب.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.وقد كان أغلب المصابين بالدّاء من الفقراء، وأغلبهم لم يدرك حتى إصابته بالعدوى.
Yağ bakımından fakirdir.الثمرة عبارة عن فقيرة.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.تقاعد كانتور في عام 1913 م وعانى من الفقر والجوع خلال الحرب العالمية الأولى.
James Clayton Vaughn Mobile, Alabama'da fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu.ولد جيمس كلايتون فون في موبايل، ألاباما، لأسرة فقيرة.