Zengin muhitlerdeki okullar, fakir olanlara nazaran daha iyi durumdadırlar.Les studios riches tournaient plus vite, les pauvres moins.
"Carmen" ve "Diego Hagmann" gibi dostları sayesinde fakirlikten kurtuldu.Ses amis Carmen et Diego Hagmann la préservent de la pauvreté.
Libya’da fakirlik falan yok.Nous ne sommes pas en guerre avec la Libye.
Arabayı çalan iki adam çocuğu fark ettiklerinde onu fakir mahallelerin birinde sokağa bırakırlar.Quand les deux voleurs découvrent l'enfant, ils l’abandonnent dans la rue.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Il faut faire face aux locataires expulsés refusant de quitter leur logement, aux riverains indisposés.
Isan Tayland'ın en fakir bölgesidir.C'est la région la plus pauvre de la Thaïlande.
James Clayton Vaughn Mobile, Alabama'da fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu.Il est né James Clayton Vaughn, dans une famille pauvre.
Harold Meadows (Harold Lloyd), terzi olan amcasının yanında çıraklık yapan fakir bir gençtir.Harold Meadows est un timide célibataire qui travaille comme apprenti tailleur auprès de son oncle.
Kendisi genç, yakışıklı ve fakir bir gençtir.Il est jeune, beau, mais pauvre.
Bu şahıs fakirlere yemek verir onları doyururmuş.Il aidait les orphelins, et nourrissait les pauvres.
Fakir fukaranın gölgesinin kesilmesine izin vermeyeceğiz." dedi.Je ne puis voir la méchante mine de ces pauvres enfants sans maudire cet homme ».
Kyle'ın Yahudi olmasıyla, Kenny'nin ise fakirliğiyle sürekli dalga geçer.Que Michel trompe parfois Julia, cela reste banal.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Elle reste aujourd'hui la région la moins peuplée du pays.
2011 Eylül’de, 6 fakir aile için evler yapıldı.En janvier 2011, six entreprises sont installées à Sombrun.
Fakirdir ancak pis işlere el atmamakta ve hayatını iyi sürdürmeye çalışmaktadır.Je veux que vous viviez vos vies misérables sans déranger.
Gemlik ilçesi akarsu ve kaynakları bakımından nispeten fakirdir.L'environnement terrestre est pauvre en ressources et en possibilité.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Les plus défavorisés étaient les esclaves.
Kendisi çok fakirdi, aylık geliri sadece 16–20 dirhemdi.Les vendanges duraient trois semaines et le rendement était de 16 à 18 hectolitres à l’hectare.
Ancak akrabalık bağları çok az olan kişi fakir sayılabilirdi.Le pauvre étant celui qui possède peu de liens de parenté.
Zenginliği de fakirliği de yaşamıştır.L'opposition de la richesse, est la pauvreté.
19. yüzyılın başlarında bataklık kıyıları sadece bir avuç fakir köylüye ev sahipliği yapıyordu.Au début du XIXe siècle, les rives marécageuses n'étaient habitées que par des paysans peu fortunés.
Bu nedenle kestane meyvesi fakirin ekmeği, ağacı da ekmek ağacı olarak tanımlanmaktadır.C'est pourquoi l'on surnommait le châtaignier l'arbre à pain.
Efsaneye göre Delyo fakir bir ustanın oğluydu.Selon lui, Leuna était un enfer.
Fakirlik ve cehaletten doğa katledilmiştir.En éliminant la pauvreté et l'analphabétisme.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Il milite en effet contre la pauvreté dans le monde.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.La République tchèque est l'un des pays les moins religieux du monde.
Robin Hood zenginlerin mallarını çalıp fakirlere dağıtan bir kahramandır.Sorte de Robin des Bois japonais, il vole les riches pour distribuer aux pauvres.
Messi’nin UNICEF ile birlikte fakir çocuklara yardım desteği hedeflenmektedir.L'Unicef lutte en particulier contre la pauvreté des enfants.
Sefiller ve fakirler toplumdan ayıklanır.Les faibles, les peureux sont très vite exclus de la vie en société.
O fakirdir.Él es pobre.
Ben fakirim.Soy pobre.
Fakir olmayı zengin olmaya tercih ederim.Prefiero ser pobre a ser rico.
O, fakir olmaktan hoşlanmıyordu.No le gustaba ser pobre.
Fakir olmasına rağmen, o mutluydu.Pese a ser pobre, él era feliz.
O, çok fakirdi.Él era muy pobre.
Fakir olmasına rağmen, mutluydu.Pese a ser pobre, era feliz.
Fakirdi ama dürüsttü.Era pobre, pero honesta.
Milyoner, fakir olarak doğdu.El millonario nació pobre.
Ben yeni bir takım elbise satın almak için çok fakirim.Soy demasiado pobre para comprar un traje nuevo.
Tom fakirdir.Tomás es pobre.
Tom hayatı boyunca fakir kaldı.Tom fue pobre toda su vida.
Çünkü onun bütün arkadaşları da fakirdi.Porque todos sus amigos también eran pobres.
O her zamanki kadar fakirdir.Ella está tan pobre como siempre.
Fakiriz ama mutluyuz.Somos pobres pero felices.
Biz fakirdik, ama mutluyduk.Éramos pobres, pero felices.
O fakir ama mutlu.Es pobre, pero feliz.
Fakir olmak ayıp değil.Ser pobre no es una vergüenza.
Tom fakirdi.Tom era pobre.
O kadar da fakir değiliz.Tampoco somos tan pobres.
Ülkemde hiç kimse fakir olmak istemiyor.En mi país nadie quiere ser pobre.
Fakir değilim.No soy pobre.
Fakir bir adama balık vermeyin; ona nasıl balık tutacağını öğretin.No dé pescado a un hombre pobre, enséñele a pescar.
Fakir bir ailede büyüdüm.Crecí en el seno de una familia pobre.
Fakir olanın hiç arkadaşı yok.Aquel que es pobre no tiene amigo.
Fakirin dostu olmaz.Aquel que es pobre no tiene amigo.
Fakirlik bütün kötülüklerin anasıdır.La pobreza es la madre de todos los males.
Depresyon zenginler içindir. Fakirler sabah kalkıp işe gider.La depresión es para los ricos. Los pobres se levantan por la mañana y van a trabajar.
Fakir olmanın avantajları eğer varsa nedir sence?Según tú, ¿cuáles son las ventajas de ser pobre, si es que las hay?
Fakire ekmek yoksa zengine de huzur yok.Si no hay pan para el pobre, no habrá paz para el rico.
Neden bazılarının aşırı derecede zengin olması için bazılarının sefil derecede fakir olması gerekiyor?¿Por qué unos han de ser míseramente pobres para que otros sean exageradamente ricos?