Dilediğini zengin dilediğini fakir yapardı.Was darunter liegt, (d. h. die weniger schweren Sünden) vergibt er, wem er (es vergeben) will.
Her iki galaksi de yaşlı ve metal fakiridir.Beide Galaxien sind sehr alt und metallarm.
Günümüzde işsizlik oranı yaklaşık % 40 olup, fakirlik oranı daha da yüksektir.40 %; die Armutsrate ist noch größer.
Annesi bekar ve fakirdi.Sie ist alleinstehend und kinderlos.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Kenia hat nur geringfügige Vorkommen an Bodenschätzen.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Das zweite große Ziel sei die Überwindung der weltweiten Energiearmut.
Daha fakir çiftçiler herhangi bir dış binaya sahip olmayacaktı.Arme Familien hatten gar keinen äußeren Flügel.
De Moivre hayatı boyunca fakir yaşamıştır.Joseph Maler blieb sein ganzes Leben in Balingen.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Bis heute zählt das Land zu den ärmsten Gebieten der Welt.
Tarihi dokusu da çok fakirdir.Auch geschichtliche Daten sind selten.
Şehir aslında zengin olsa da fakir bir görüntü verir.Die Stadt ist reich, wirkt aber eher ärmlich.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Seine Großeltern waren noch Sklaven gewesen.
II. Dünya Savaşı zaten fakir olan aileyi iyice zorladı.Durch den Zweiten Weltkrieg war die Familie verarmt.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.1913 ging Cantor in Pension, während des Ersten Weltkrieges litt er an Armut und Mangelernährung.
Çok sayıdaki fakir insanın şehir içine akın etmesine yol açıldı.Es gelang ihnen, einen Teil der armen Bevölkerung in der Hauptstadt auf ihre Seite zu bringen.
Yedinci makamı, şevktir ve fakirliktir.7. Perg, Erdwohnung und Erdstall.
Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzinlik yapıyordu.Tatsächlich war der Junge kaum verletzt und sein Vater hielt sein Versprechen .
Askeri bir devlet olan Sparta için, fakirleşen halk asker sayısında bir azalma anlamına gelmekteydi.Im Militärstaat Sparta war dies die höchste Schande, die ein Soldat erleiden konnte.
Messi’nin UNICEF ile birlikte fakir çocuklara yardım desteği hedeflenmektedir.Außerdem engagiert er sich für das Kinderhilfswerk UNICEF.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.Die Demokratische Republik Kongo in Zentralafrika ist eines der ärmsten Länder der Welt.
4 Temmuz 1920'de fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur.Am 4. Oktober 2018 wurden sie Eltern eines Sohnes.
Pip çok hırslı bir insan olduğundan bir gün bu fakir hayatından kurtulacağını düşünür.Somit muss Pip fortan wieder als armer Mann durchs Leben gehen.
Onlar fakir olanlara tamamını verdiler."Sie befinden sich alle in kurzer Gehdistanz zueinander.
Babası tekstil işçisiydi ve ailesi oldukça fakirdi.Der Vater war Bauarbeiter, und die Familie lebte in ärmlichen Verhältnissen.
Çetesi ile birlikte şehrin fakir insanlarını soyarlar.Gemeinsam ziehen sie mit seinen Mannen gegen die Stadt.
Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Er war vor allem für die ärmere Bevölkerung gedacht.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Die Brüder lebten in Armut und Einfachheit.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.Die Schwachen und Hilfsbedürftigen stützen.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.Zugleich verschärfte diese Maßnahme den Unterschied zwischen Arm und Reich.
Fakir Ev Aletleri, Alman menşeili elektrikli ev aletleri üreticisi.Der Produktbereich Elektrowerkzeuge bedient den deutschen Heimwerker-Markt.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Kreisliga: Schlafender Riese erwacht.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.Bildung war die einzige Chance, der Armut zu entkommen.
10 kardeşi ile birlikte fakirlik içinde yaşıyorlardı.Mit seinen neun Kindern lebte er in bestürzender Armut.
Ülke oldukça fakirdir.Das Dorf ist sehr arm.
Fakir huzur-ı reşâdetpenâhiye çağrılırım.Retter der Armen auf Neuhof.
Odak noktası güç, fakirlik ve uluslararası su krizi üzerineydi.Die Gießhütte überstand Inflation und Weltwirtschaftskrise.
Gerek fakir gerek zengin olsun.Peter ist arm und will unbedingt reich werden.
Bu yüzden tip I metal zengini olarak adlandırılırken tip II metal fakiri olarak adlandırılır.So bezeichnet man Typ I als „metallreich“, während man Typ II als „metallarm“ bezeichnet.
O fakirdir.Il est pauvre.
Fakirliğini kötü şansına bağlıyor.Il attribue sa pauvreté à la malchance.
Babamın fakirliğinden utanç duymuyorum.Je n'ai pas honte de la pauvreté de mon père.
O fakir ama mutlu.Il est pauvre, mais heureux.
Zengin insanlar, ilginçtir ki, fakirlerden daha cimridir.Curieusement, les gens riches tendent à être plus radins que les pauvres.
Tom fakirlere yardım ederdi.Tom aidait les pauvres.
Tom fakirlere yardım etmiyordu.Tom n'aidait pas les pauvres.
Fakirlere yardım etmezdi.Elles n'aidaient pas les pauvres.
Fakirlere yardım ettin.Tu as aidé les pauvres.
Tom fakirlere yardım etti.Tom a aidé les pauvres.
Tom fakirlere yardım eder.Tom aide les pauvres.
Tom fakirlere yardım etmez.Tom n'aide pas les pauvres.
Tom fakirlere yardım edecek.Tom aidera les pauvres.
Fakirlere yardım etmeyeceğim.Je n'aiderai pas les pauvres.
Tom fakirlere yardım etmeyecek.Tom n'aidera pas les pauvres.
İnsanların en zengini tutumlu olandır; en fakiri ise cimri olan.Le plus riche des hommes, c'est l'économe; le plus pauvre, c'est l'avare.
Fakirlik içinde büyürken alkolik ve kötü bir baba ile yaşadı.Il a grandi dans la pauvreté avec un père abusif et alcoolique.
Kenny McCormick: Grubun en fakir üyesidir.Kenny McCormick est le plus pauvres des enfants.
Fakir müsaadenizi ricâ ederim”, diye cevap vermiş ve padişah da izin vermiştir.Vous prenez beaucoup sur peu, vous êtes pauvre ! ».
Köy halkı fakirdir.Les habitants sont pauvres.
Mr. Camden Farebrother — Fakir ama zeki bir papaz ve amatör doğa bilimci.Camden Farebrother — vicaire pauvre mais intelligent, naturaliste amateur.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hansel et Gretel sont les deux enfants d'une famille pauvre.