Nakliyesini gerçekleştirdiğimiz bu robotlar ülkenin her yanındaki fabrikalara gidiyorlar.They go to factories around the country. This is Mildred.
" Çocuğunuzun bir fabrikada çalışmasını ister miydiniz? " idi."Do you want your children to work in a factory?"
Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri civarında Mildred tipik bir fabrika işçisi.And as a result of that, Mildred is very typical of today's factory workers in the U.S.
Buz 2.0, buz fabrikasıydı.Ice 2.0 was ice factory.
Böylece, buzcunun evinize buz getirdiği buz fabrikası değildi bu.Now, it wasn't about the ice factory with the iceman delivering ice to your house.
Artık kendi kişisel buz fabrikanız vardı.Now, you had your own personal ice factory.
Karbondioksiti oksijene çevirebilen tek fabrikamız ormanlarımızdır.The only factory capable to transform CO2 into oxygen, are the forests.
Orada bir endüstriyel makina fabrikası vardı.There was basically a factory of industrial machines.
Çünkü kim doğal gaz üreten bir gübre fabrikası ister?Because who wants the fertilizer factory that makes natural gas?
İşte bu - bunlar gübre gazı fabrikaları.So this is -- these are fertilizer gas plants.
Sonra Eren geldi ve o da bir kapkek fabrikası kurdu.And then Imran came in and he started his own cupcake factory.
Kapkek fabrikası için 500,000 $'lık yatırım yapıyor.He didn't have quite as much so he puts $500,000 into it.
Daha küçük bir fabrika olduğu için, verimliliği bize göre düşük.Since there's a smaller factory, it's a little less efficient.
Bir virüsle enfekte olduğunu düşünelim, bir çeşit "virüs fabrikası"na dönüştüğünü düşünelimLet's say it's been infected with a virus. So it's turning into this virus factory.
Çünkü hücre, imha edilmesi gereken bir virüs fabrikası haline gelmiştir. -So you have to get it out of the way.
Çok fazla etanol fabrikası kurdunuz diye Iowa'ya mısır ihracatı yapmak değildir.It is not importing corn into Iowa because you've built so many of these ethanol plants.
Burasi pembe uniforma fabrikasi.So this is a pink uniform at this factory.
Bu bir ayakkabi fabrikasi.It's a shoe factory.
Bu en buyuk ayakkabi fabrikasi, Yuyuyan ayakkabi fabrikasi.This is one of the biggest shoe factories, the Yuyuan shoe factory near Shenzhen.
Ayni sehirde bu olcude iki adet fabrika var.There's two factories of this scale in the same town.
Bu fabrikanin komur deposu -- 18 kilometre kare.This is the coal supply for the steel factory -- 18 square kilometers.
Ve sonrasida fabrikalara daha fazla ilgilenmeye basladim.And I started getting in further and further into the factories.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,The company itself had about 10,000 employees, and they're doing domestic shoes.
Youngor, Cindeki en buyuk gomlek ve elbise fabrikasi.Youngor, the biggest shirt factory and clothing factory in China.
Bu ozamana kadar gordugum en buyuk fabrikalardan bir tanesi idi.This was one of the biggest factories I've ever seen.
Bu bir fabrika -- ve bunlardan birkac tane var -- bu yarim kilometre uzunlugunda.This one factory -- and they had several of them -- is half a kilometer long.
Ben de fabrikadaki eğitim yayınlarını dinleyerek... ...kendimi şarj etmeyi öğrendim.So I endeavored to recharge by listening to educationalbroadcasts at the factory.
Fiziki bir üründe, fabrikamdan çıkan ürünlerin reçete maliyeti olabilir.But in a physical product, it might be the costed bill of materials coming out of my factory.
Belki civardaki araba fabrikası kapandı.Maybe the car factory nearby has gone out of business.
Dört tane fabrikamız var.We've got four plants.
İğne fabrikası örneğini verirdi.He gave an example of a pin factory.
Alaska'daki bir konserve fabrikasında çalıştı, sonra güneydeki eyaletlere gelerek, VaşingtonWorked in a cannery in Alaska, then came down to the lower 48, attended the
Bunlar, vücuda herşeyin nasıl yapılması gerektiğini söyleyen fabrikalardır.These are the plans that tell the body how to make things.
Vücudun temel yapıtaşı olan proteinler ise bu fabrikaların ürünüdür.In this case proteins, which are the body's basic building blocks.
Kirli fabrikalar şehirlerin banliyölerine taşındı.You had dirty factories that were moved to the outskirts of cities.
Üretim montaj fabrikalarında merkezileşti.Production was centralized in assembly plants.
Fabrikada çalıştı.He ran and worked in a factory.
Hikâye fabrikası, dünyadaki en iyilerden biridir.It is the story factory, one of the very best in the world.
Bu onun fabrika ayarı gibidir.It ingests them by default.
Fabrikasının kirası, hatta kendi evinin kirası, herşey Yuan ile ödenmek zorunda.His own rent for the factory, or even his own rent for his own house, it all has to be paid in Yuan.
Bu kimya fabrikası 757 dönüm kaplıyordu.And the chemical plant comprised 757 acres.
Herhangi bir fabrika zemininde veya şantiye alanında tekrar edilecek bir şey değil.It can't be repeated on any factory floor or any construction site.
Belki de mallarını 100 Dolar karşılığı ABD'ye satmış olan Çinli bir fabrika sahibidir.Maybe he is a Chinese factory owner who sold his goods in the US for 100 dollars.
Varolan malzemelerle lisanslı 14 fabrikada üretiyoruz.This is made on existing equipment in 14 factories that we license.
Bu bir buzdolabı fabrikası, 2. Dünya Savaşı için sayısız uçak üretiyor.This is a refrigerator factory, churning out airplanes for World War Il.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.There he made an art department for me where I worked for several months.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.However, everybody in the factory spent his time at the art department.
Doki Doki panik hangi kabaca çevirir için Fabrika Dream:Doki Doki Panic which roughly translates to Dream Factory:
Bu zorlu günlerde Azize Ursula fabrikamýzý korusun.Olhe, tem mais aqui!
Aalst'daki kaç fabrika krizi atlatabilir?Conversei com meus colegas do governo. São contrários a uma intervenção estatal.
Çocuklar fabrika kapýlarýnda ölüyorlar.- Nem sonhe! Custa caro! - Caro?
Frans! Affedin onu, peder. Fabrikadan kovuldu.- Mamãe , este é o padre ... ...
Araţtýrma komitesi Aalst fabrikalarýnda!Padre Daens é imprudente, Sr. Woeste, não negarei...
Araţtýrma komitesi Aalst fabrikalarýnda! "Emekçi" okuyun! Peder Daens'in yeni makalesini okuyun.Mas... é uma mente brilhante, e não creio que, em seu caso, uma repreensão seja suficiente.
Ve Fonske'den bahsetmiţken... fabrikaya gidip, ne zaman baţlayabileceđini soracađým!Viveremos como ratas!
Genel oy hakký için... fabrikalarýn yarýsý grevde. Bu çalkantýlý durum içinde...Além do mais, queridos irmãos, por que a voz dos ricos... ...sempre ressoa mais, que a dos pobres!
Durum buysa, fabrikada bedava çorba var. Otur yerine! Biz sadece uđruna çalýţtýđýmýz ţeyi yeriz.Não percebeu que, se existe desigualdade... em toda Terra, é porque Deus quer?
14 yaţýndaki kýzlarý en büyükleriymiţ. Bu kýz nihayet bir pamuk fabrikasýnda iţ bulmuţ.Conseguimos calar as reclamações do irmão Daens... ...a respeito de sua campanha.
Ya da evet. O da var. Ghent'te yaţayabiliriz ve fabrikada çalýţman gerekmez.E quando se tornar mãe de família, não amaldiçoará seu destino?
Diyelim ki ben bir kap kek fabrikası açmak istiyorum.So let's say I want to start a cupcake factory.