Hindistan ve Nepal'de tuğla fabrikalarına götürüldüm.In India and Nepal, I was introduced to the brick kilns.
Pet shoplardaki çoğu hayvan köpek fabrikalarından alınıyor, kendileri bilmese bile.For pet stores, most of their animals are acquired from puppy mills, even if they may not know it.
Bu Birleşmiş Devletler'deki en büyük kaser et fabrikası.This is the largest glatt kosher meat plant in the United States.
Ama çoğu fabrika çiftliklerindeki üretim hattına koyuluyor.But most are brought through the assembly lines of factory farms.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.With hog farms fattening millions of pigs for slaughter, grain goes in and waste comes out.
Çobanlık yaptım. kamyon şöforlüğü Fabrikada işçi olarak çalıştım. temizlikçilik yaptım.I have been a shepherdess, a truck driver, a factory worker, a cleaning lady.
Ben bir buçuk ay boyunca fabrika çalıştı.I worked at the factory for one and a half months.
Konserve fabrikaları yok oluyor.The canneries are gone.
Seri üretimin , fabrikaların dönemi. *Kültürümüzde gerçekten özgün ve önemli olan nedir?**In 1962, what Warhol is doing is, he is saying:
**Seri üretim Fabrikalar** Warhol bir anlamda şunu söylüyor,It was about mass production, it was about factory, he in a sense said:
Neredeyse her şey fabrikasyon.Almost everything was made in a factory.
Uzun ömürlü iplik fabrikadan kayboldu, aynen sinemadaki gibi... Bu buluş kontrol altında olmalı.Moramo taj izum imati pod kontrolom.
Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.I grew up in a tofu factory in Seattle.
Polartec isimli sentetik kumaşları imal ediyorlardı. Fabrikaları yandı.The factory burned down.
Fabrika satış mağazsından bir toptancıydı.He was a wholesaler from factory shop.
Yeni fabrika inşa edilmişti.A new factory was constructed
Çünkü bir oyuncak fabrikasında büyümüstük.Because we grew up in a toy factory.
Size son teknolojilerle donatılmış temiz kömür fabrikamızı gezdirelim.So let's take a tour of this state-of-the-art clean coal facility.
Büyük bir bomba fabrikasında çalışırdı.Guys? Hello, guys! He used to work for a big bomb factory.
Dünya üzerinde fabrika çiftliklerinde bu yıl 65 milyar hayvan öldürülecek.Around the world this year 65 billion animals will be killed in factory farms.
Fabrika ardına fabrika inşaa etti.He built one plant after another.
Teszler, fabrikaya gidip hırsızla yüzleşmiş ve demiş ki,Mr. Teszler went down to the plant and confronted the thief and said,
Bize o bölgeden arazi al, ve herkese orada büyük bir fabrika kuracağımızı duyur."Buy us some land in Kings Mountain and announce we are going to build a major plant there."
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Is this plant integrated or what?"
Sana söylemedim... ...ama bir fabrika yatakhanesinde yaþýyorum.I haven't told you but I live in a factory dormitory.
Çin'de bir fabrika mı açacaksınız, hepsini satış ve pazarlamada mı harcayacaksınız,And I want to know how the money from me will help you get there.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.In fact, they did implode the factory.
Liseden sonra fabrikaya geldim.I went from high school to factory.
Babam da bu fabrika da çalıştı", dedi.My father worked at this factory," he said.
"Büyükbabam da bu fabrikada çalıştı."My grandfather worked at this factory.
Soyle ki size soyledigim uc ortami dusunun fabrika,gocmenlik hali, ofis.So, think of the three settings I've talked to you about: factory, migration, office.
Doğrudan satış, fabrikanıza doğrudan bağlanır.Direct sales, that's direct connection to your factory.
Büyük Britanya ve New England'daki koca fabrikalar toptan kıyafet üretimi için pamuğa aç bekliyordu.Large mills in Great Britain and New England were hungry for cotton to mass produce cloth.
Sanayi devriminin fabrikaları Amerika'da yenilik ve ekonomik patlamayı tetikledi.The factories of the Industrial Revolution spurred innovation and an economic boom in America.
O fabrikalar kurulmayacak.Those factories won't get built.
Fabrikalar eleman çıkaracaklar.The factories will lay off people.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.They're small-scale sugar mills.
En sonunda yakılana dek bu atıklar şeker fabrikasının yanında bir yığın olarak bekliyorlar.It just sits in a pile near the sugar mill until eventually they burn it.
Sonra, onu farklı kılan şey, onun bir piliç fabrikasında çalışması olmuştu.I think that what started to make her different was that she got a job in a chicken factory.
Ancak fabrika bu konuda hiç bir şey yapmadı. O da orada çalışmayı bıraktı.But the factory didn't do anything about it.
Ardından bir başka fabrikada çalışmaya başladı.And she quit the factory. And she ended up going to another factory after that.
Bu yıl içerisinde fabrikada... ...bir düzineden fazla insan... ...çoktan intihar etti.That factory -- over a dozen people have committed suicide already this year.
Bu fabrikalarda muhtemelen... ...hiçbir zaman müfettiş göremeyeceksiniz.Those factories will probably never see an inspector.
Bunlar çiftçiler ve fabrika işçileridir.They are farmers and factory workers.
Üçüncüsü: bu bir yol -- tam fabrikamızın yerleştirildiği yerThree: this is a good road in -- right near where our factory is located.
A Vitamininden mahrum eden bir fabrika var. Fakat bu onlara büyük bir iyilik oldu.But this has come as a great boon for them.
Ben de kapkek fabrikası kurayım diyorlar.So I'm also going to get into the cupcake factory business.
Ve senede 2 milyon adet kapkek üretebilen bir fabrika kuruyor.He builds a factory that can produce two million cupcakes a year.
Fabrikasının kapasite kullanım oranı sadece %25.He's only running at 25% utilization.
Teşekkürler demir-çelik fabrikası.Thank you power station.
Bana fabrikada ne yaptığını bile söyleyemedi.She couldn't even tell me what she did on the factory floor.
Bu fabrikada ne kadar çalışmalıyım ?How long should I stay in this factory?
Onu bir sivrisinek fabrikası olarak adlandırabilirsiniz.You could call it a mosquito factory.
Fonda kömür yakmakta olan fabrikayı seçebilirsiniz.You can see the coal burning plant in the background.
Bu, Endonezya'daki fabrika işçilerinin ortalama saatlik kazancı, 20 sent.This is what factory workers earn in an hour in Indonesia: on average, 20 cents.
Birincisi fabrika döngüsü.The first one is the factory cycle.
Çünkü onun yeterince verimli bir fabrikası vardır.Because he's got an efficient enough factory.
Toplu iğne fabrikası örneğini veriyordu.He gave an example of pin factory.
Bu, Mildred. Mildred Connecticut'ta bir fabrika işçisi.Mildred's a factory worker in Connecticut.
Fabrikalarda işler nasıl yürütülüyor, anlatmak istiyorum.I want to tell you about what this is like in factories. These robots we're shipping every day.