fırtına ile cümle

fırtına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.We hadden werkelijk geen idee wat er gebeurde tijdens die storm.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Wir hatten wirklich keine Ahnung, was während dieses Sturms passierte.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Всъщност нямахме представа какво става по време на онази буря.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Ми справді не мали уявлення, що відбувалося під час цієї бурі.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Мы действительно не знали что происходило во время той бури.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.ממש לא היה לנו מושג מה קורה במהלך הסופה.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.ولم نكن نعلم ماذا يحدث هناك أثناء العاصفة
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.私たちはただ第三キャンプのテントで
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Ar putea fi şi furtuni, dar adâncul oceanului e tot acolo, neschimbat.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Có thể có bão tố, nhưng chiều sâu của đại dương vẫn còn đó, nó không hề thay đổi.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Det kan storma på ytan, men på djupet av oceanen råder fortfarande lugn,
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Het kan stormen, maar de diepte van de oceaan is er nog steeds, onveranderd.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Il peut y avoir des tempêtes, mais la profondeur de l'océan est toujours là, inchangée..
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Kadang ada badai, tapi dalamnya lautan tetap sama, tidak berubah.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.폭풍이 휘몰아 칠 때도 있을 겁니다 하지만 해양의 깊이만은 변하지 않은 채로 언제나 존재하죠.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Lehetnek viharok, de az óceán mélye ugyanolyan lesz, változatlanul.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Môžu tam byť búrky, avšak hĺbka oceánu je stále rovnaká, nezmenená.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Myrskyistäkin huolimatta meren syvyys pysyy muuttumattomana.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Nemění se.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Oder es ist stürmisch, aber die Tiefe des Ozeans ist noch immer da, unverändert.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Podem surgir tempestades, mas o oceano profundo mantêm-se quieto e inalterado.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Potrebbe esserci una tempesta, ma la profondità dell'oceano è comunque li, non cambia.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Μπορεί να υπάρχουν καταιγίδες, αλλά το βάθος του ωκεανού είναι το ίδιο.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Може да има бури, но дълбините са непроменени.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Також на поверхні може бушувати шторм, але глибина океану залишається незмінно спокійною.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.יש שם אולי סערות, אבל עומקו של האוקיאנוס עדיין שם, בלתי משתנה.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.ممكن أن يكون هناك عواصف , لكن أعماق المحيط مازالت هناك , لم تتغير .
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.どういうことでしょう?
Fırtınalar gibi, uzaydan gördüğünüz olaylara yukarıdan bakmak muhteşem...Les évènements que vous voyez depuis l'espace, comme survoler les orages,
Fırtınalar gibi, uzaydan gördüğünüz olaylara yukarıdan bakmak muhteşem...Pohled na Zemi z výšky, například když letíte nad probíhající bouří, je nepopsatelný.
Fırtınalar gibi, uzaydan gördüğünüz olaylara yukarıdan bakmak muhteşem...الأحداث التي تراها من الفضاء كالنيران أو العواصف الرعدية بالنظر إليها من الأعلى لمذهلة
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımAls ik ze fotografeer, moet ik altijd aan mijn opa's les denken.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımCând îi fotografiez, îmi amintesc lecţia dată de bunicul.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımCuando las estoy fotografiando, no puedo evitar recordar la lección de mi abuelo.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKdyž je fotografuji, nemohu si pomoci, abych si nevzpomněla na lekci mého dědečka.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKeď ich fotím, spomeniem si na lekciu od starého otca. Nemôžem si pomôcť.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKetika saya memotret mereka, saya tidak bisa tidak teringat akan nasihat kakek saya.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKiedy je fotografuję przypominam sobie, lekcję mojego dziadka.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım그것을 촬영할 때 마다, 할아버지께서 해주신 말씀이 자꾸 기억이 납니다.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKo jih fotografiram, ne morem, da se ne bi spomnila lekcije mojega dedka.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımMỗi khi tôi chụp được những bức ảnh của chúng, tôi lại bất chợt nhớ đến lời dạy của ông mình.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımNär jag fotograferar dem, så kan jag inte undvika att tänka på farfars lektion.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımNår jeg fotograferer dem, kan jeg ikke lade være med at huske på min bedstefars lektion.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımNem tehetek róla, de amikor fényképezem őket, mindig a nagyapám szavai jutnak eszembe.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuand je les photographie je ne peux m'empêcher de me rappeler de la leçon de mon grand-père.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuando estou a fotografá-las não consigo deixar de me recordar da lição do meu avô.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuando le fotografo, non posso fare a meno di ricordare la lezione di mio nonno.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımWenn ich sie fotografiere muss ich immer an Großvaters Lektion denken.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımΌταν τα φωτογραφίζω, δεν μπορώ παρά να θυμάμαι το δίδαγμα του παππού μου.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКогато ги фотографирам, не мога да не си спомня урока на дядо ми.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКогда я фотографирую их, я не могу не вспомнить урок моего деда.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКоли фотографую їх, пригадую собі урок мого діда.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımכשאני מצלמת אותן, איני יכולה שלא להיזכר בשיעור שלימד אותי סבי.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımعندما ألتقط صورهم لا أستطيع إلا تذكر كلمة جدي.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım當我影相嘅時候 我無啦啦記返我爺爺教過我嘅嘢
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım祖父の言葉が 心によみがえります 雲を見上げる時 私はただ—
Fırtınaları görüp ölçmek istiyoruz -- tabii, beyin fırtınalarını.Chúng tôi muốn quan sát và đo đạc chúng
Fırtınaları görüp ölçmek istiyoruz -- tabii, beyin fırtınalarını.우리는 폭풍, 즉 두뇌의 폭풍(영감)을 보거나 측정하고 싶어합니다.
Fırtınaları görüp ölçmek istiyoruz -- tabii, beyin fırtınalarını.Látni és mérni szeretnénk ilyen viharokat, agyhullámok formájában.
Fırtınaları görüp ölçmek istiyoruz -- tabii, beyin fırtınalarını.Nós queremos ver e medir tempestades - tempestades cerebrais.

İlgili Sayfalar