fırtına ile cümle
fırtına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Fırtına avcılığına 2008'de kızım şöyle dedikten sonra başladım "Anne, bunu yapmalısın"Tôi bắt đầu theo đuổi những cơn bão từ năm 2008 sau khi nghe con gái tôi nói, " Mẹ. mẹ nên làm như vậy"
Fırtına avcılığına 2008'de kızım şöyle dedikten sonra başladım "Anne, bunu yapmalısın"Zaczęłam fotografować burze w 2008, po tym, jak moja córka powiedziała:
Fırtına avcılığına 2008'de kızım şöyle dedikten sonra başladımluego de que mi hija me dijera:
Fırtına avcılığına 2008'de kızım şöyle dedikten sonra başladımהתחלתי לרדוף אחרי סערות בשנת 2008
Fırtına avcılığına 2008'de kızım şöyle dedikten sonra başladımبدأت في ملاحقة العواصف في عام 2008
Fırtına avcılığına 2008'de kızım şöyle dedikten sonra başladım娘に言われたからです "ママ あれ撮らなきゃ"
Fırtına avcılığına 2008'de kızım şöyle dedikten sonra başladım我個女同我講: 「媽媽,妳應該去追風」
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.A iż nami nawałności bardzo miotały, nazajutrz towary wyrzucili.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.A když bouře vichrová námi velmi zmítala, na druhý den, což bylo v lodí nákladů, metali ven.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.A keď len víchor veľmi zmietal nami, na druhý deň vyhadzovali náklad
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Al día siguiente, mientras éramos sacudidos por una furiosa tempestad, comenzaron a aligerar la carga
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Angin terus mengamuk, sehingga keesokan harinya muatan kapal mulai dibuang ke dalam laut
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Comme nous étions violemment battus par la tempête, le lendemain on jeta la cargaison à la mer,
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Como fôssemos violentamente açoitados pela tempestade, no dia seguinte começaram a alijar a carga ao mar.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Da vi nu led meget ondt av været, kastet de næste dag ladningen overbord,
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Ðến ngày mai, vì bão cứ thổi cũng mạnh như vậy luôn, họ bèn quăng hàng hóa xuống biển.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Ðến ngày_mai , vì bão cứ thổi cũng mạnh như_vậy luôn , họ bèn quăng hàng_hóa xuống biển .
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Fiindcă eram bătuţi foarte tare de furtună, a doua zi au început să arunce în mare încărcătura din corabie,
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.In ker nas je vihar hudo metal, so drugi dan začeli izmetavati blago,
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.우리가 풍랑으로 심히 애쓰다가 이튿날 사공들이 짐을 바다에 풀어 버리고
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Mikor pedig a szélvésztõl nagyon hányattatánk, másnap a hajóterhet kihányák;
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Mutta kun rajuilma ankarasti ahdisti meitä, heittivät he seuraavana päivänä lastia mereen,
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Och eftersom vi alltjämt hårt ansattes av stormen, vräkte de dagen därefter en del av lasten över bord.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Og da vi måtte kæmpe hårdt med Stormen, begyndte de næste Dag at kaste over Bord.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Sbattuti violentemente dalla tempesta, il giorno seguente cominciarono a gettare a mare il carico
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Und da wir großes Ungewitter erlitten, taten sie des nächsten Tages einen Auswurf.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.Και επειδη εχειμαζομεθα σφοδρως, την ακολουθον ημεραν εκαμνον χυσιν,
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.А що вельми буря нами кидала, то назавтра повикидали тягар.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.На другой день, по причине сильного обуревания, началивыбрасывать груз ,
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.ויהי הסער הולך וסער עלינו וממחרת הטילו את המעמסה אל הים׃
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.واذ كنا في نوء عنيف جعلوا يفرغون في الغد.
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.我 們 被 風 浪 逼 得 甚 急 、 第 二 天 眾 人 就 把 貨 物 拋 在 海 裡
Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya başladılar.我 們 被 風浪 逼 得 甚 急 、 第二 天 眾人 就 把 貨物拋 在 海裡
Fırtına çıkacak.Arriva una tempesta.
Fırtına çıkacak.Będzie zamieć.
Fırtına çıkacak.Det blir storm.
Fırtına çıkacak.Det bliver stormvejr.
Fırtına çıkacak.Se acerca una tormenta.
Fırtına çıkacak.Vem aí uma tempestade.
Fırtına çıkacak.Έρχεται θύελλα.
Fırtına çıkacak.Надвигается буря.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Dotarły do nas też złe wiadomości o Becku Weathers, innym wspinaczu, który upadł w śniegu i umarł.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.또 폭풍 속에서 다른 동료인 벡 웨더스가 눈에 파묻혀 죽었다는 안타까운 소식을 접했습니다.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Már rossz híreket is hallottunk a viharban: Beck Weathers, és egy másik mászó összeesett a hóban és meghalt.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.V búrke sme dostali aj ďalšie zlé správy, že Beck Weathers, ďaľší lezec, skoboval v snehu a že je mŕtvy.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Ми отримали також погані новини зі шторму, Бек Везерс, ще один альпініст, провалився у сніг і загинув.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Мы также получили плохие известия во время бури. что Бек Уэзерс, другой альпинист, обессилел и погиб.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Получихме също лоши новини в бурята, че Бек Уедърс, друг катерач, е колабирал в снега и е мъртъв.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.שמענו גם חדשות רעות מאזור הסופה באק וודארז,מטפס נוסף, התמוטט בשלג ומת.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.ومن ثم سمعنا أنباء سيئة أثناء العاصفة .. وهي أن " بيك ويذيرز " وهو متسلق آخر قد إنهار في الثلج وفارق الحياة
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.ベック ウェザースという別の登山家も 雪の中に倒れて亡くなったということでした 他に18人の登山家がいましたが
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Chúng tôi thật sự không biết chuyện gì đã diễn ra trong cơn bão.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.폭풍 속에서 무슨일이 벌어지고 있는지 알 수 없었습니다.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Non avevamo idea di quello che stava accadendo nella tempesta.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Nu aveam de fapt nicio idee despre ce se întâmpla în timpul acelei furtuni.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.On n'avait vraiment aucune idée de ce qui était entrain de se passer pendant cette tempête.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Realmente no teníamos idea de lo que estaba sucediendo.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Skutočne sme nemali poňatia čo sa dialo počas tej búrky.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Tak naprawdę nie mieliśmy pojęcia o tym, co działo się w trakcie tej burzy.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Tényleg elképzelni sem tudtuk, mi folyik abban a viharban.