fırtına ile cümle

fırtına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1879’un başlarında, O Noapte Furtunoasa (Bir Fırtınalı Gece), ilk defa Milli Tiyatro’da sahneye konmuştu.Στις αρχές Ιανουαρίου του 1879 το O noapte furtunoasă πρωτοανέβηκε από το Εθνικό Θέατρο της Ρουμανίας.
Üstelik kitap Anna'nın duygusal fırtınalarına da ışık tutmaktadır.Στη σκήτη υπάγεται και η Σκήτη της μικρής Αγίας Άννας.
Huitzilopochtli: Savaş, güneş ve fırtına tanrısı.Huitzilopochtli) ή Βιτσιλοπότστλι ήταν θεός του πολέμου και του ήλιου και ο προστάτης της πόλης Τενοτστιτλάν.
Sık sık büyük fırtınalar meydana gelir.Χιονοστιβάδες συμβαίνουν συχνά.
Bu iskele, başka bir Lodos fırtınasının iskeleyi batırdığı 2008 yılına kadar devam etti.Ο τελευταίος κυβέρνησε μέχρι την ανατροπή του σε ένα ακόμα αναίμακτο πραξικόπημα, τον Αύγουστο του 2008.
Fırtına gemi zayiatı da doğurmuştu.Προπαρασκεύασε επίσης την Πολιορκία του Ναυπλίου.
Fırtına dizisinde "Zeynep" karakteriyle ilk başrolünü oynadı.Μόλις της δόθηκε η ευκαιρία να χορέψει τον πρώτο ρόλο στη «Λίμνη των κύκνων».
Öyle bir fırtına koptu ki, gemi neredeyse parçalanacaktı.Τότε ξέσπασε μια αιφνίδια θύελλα και κατέστρεψε τα πλοία που ήταν σχεδόν έτοιμα.
Neredeyse adada yaşayan her aile bir üyesini fırtınaya vermiştir.Næsten alle familier på øen mistede familiemedlemmer under stormen.
1-2 Eylül 1859’da kaydedilen en büyük jeomanyetik fırtına meydana geldi.Den 1-2. september 1859 skete den største dokumenterede geomagnetiske storm.
Göl, sık sık fırtınaları ve su seviyesinin mevsimsel dalgalanmalarıyla bilinmektedir.Søen er kendt for sine hyppige storme og store sæsonmæssige variationer i vandniveauet.
Uzaktaki karanlık bulutlar gelecek olan bir fırtınanın belirtisi gibidir.Skyerne er foruroligende mørke, og det ligner, at der er et uvejr undervejs.
Fırtına Venedik'teki Gallerie dell'Accademia'dadır.Den Vitruvianske Mand befinder sig i Gallerie dell'Accademia i Venedig, Italien.
Fırtınalara neden olur.Dette bruges i storm.
Polonya'ya Kızıl Ordu ulaştığında Polonya Ordusu, Fırtına Operasyonu'nu başlattı.Da den Røde Hær nærmede sig Warszawa, indledte den Polske Hjemmehær Operation Tempest.
Fırtına gemi zayiatı da doğurmuştu.Desuden blev et dampskib sænket.
Öyle bir fırtına koptu ki, gemi neredeyse parçalanacaktı.Lidt senere kom der et uvejr, som ødelagde skibet.
"Podyumda Şahika fırtınası"."Billedstorm i baglokalet".
Ardından fırtınalı bir havada gemisini Marsilya’ya getirmeyi başarır.Herefter tager han flugten med flyvebåd til Sverige.
Owen fırtınada hasar alan hastane için kolları sıvar.Brown døde af en infektion i forbindelse med en dialyse på Sygehus Vendsyssel.
Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.Til tross for dette, ble treet sterkt skadet i en snøstorm i 1907.
Ardından bir fırtına çıkar ve Geralt kurtulur.Etterpå ordner Storm og Runa opp.
1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu.I 1867 gikk hun på grunn under en storm i Glace Bay i Nova Scotia.
Rüzgarlar ve fırtınalar onun emrindedir.Vindene og luften er hans tjenere.
13 Mayıs - Bangladeş'i etkisi altına alan fırtınalar ve hortum 600 kişinin ölümüne neden oldu.13. mai – Kraftige stormer og tornadoer tar livet av 600 mennesker i Bangladesh.
Ülkenin doğusunda seyrek olarak güçlü fırtınalar görülür, ancak kıyı bölgelerinde fırtınalar yaygındır.Kraftige stormer er sjeldne i den østlige delen av Litauen, men vanlig i de kystnære områdene.
Yeni bir fırtına kopar.Kallenavnet er Fırtına.
Fırtına (film, 2010) → Julie Taymor'ın yönetmenliğini yaptığı 2010 yapımı ABD filmi.The Tempest er en amerikansk dramakomedie fra 2010, regissert av Julie Taymor.
Ayrıca, Sümerliler için güneybatı rüzgarını, fırtınaları taşımayı, temsil ederdi.Han representerte sørvestvinden, stormens bærer.
Herodot'un belirttiğine göre fırtınada 300 gemi batmış, 20 bin Pers askeri kaybedilmiştir.I henhold til Herodot mistet perserne 300 skip og 20 000 menn.
Fırtınanın merkezi çevre havasından daha soğuktur.Klimaet i byen er litt kaldere enn i de omliggende områdene.
1989'dan itibaren ise Beşiktaş fırtına gibi esmeye başladı.Fram til 2014 ble det regnet som et tettsted.
Göl, sık sık fırtınaları ve su seviyesinin mevsimsel dalgalanmalarıyla bilinmektedir.Sjøen er kjent for sine hyppige stormer og store sesongmessige variasjoner i vannivået.
Daha sonra fırtına kopar.Det ble senere til storm.
Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum.Sleden kan også ha en fres som graver opp snøen i overflateskiktet.
Fakat tam bu sırada Manş Denizi'nde büyük bir fırtına çıktı.Ved det øyeblikk brøt det ut et tordenvær ved senatshuset.
Florida Keys Adaları da fırtına ve yağıştan etkilenmiştir.Øyene i Karibia har også vært rammet av mange stormfloder.
Köprü, 1 Şubat 2015'te şiddetli fırtına ve sel sebebiyle yıkıldı.Zambia ble rammet av flom etter kraftig regnvær i desember 2008 og begynnelsen av januar 2009.
İçinde bulundukları gemi maalesef bir fırtınaya yakalanır ve parçalanır.På vei dit kjører skipet inn i en storm og blir skadet.
Yılda fırtınalı gün sayısı ortalama 9,2' dir.Det gjennomsnittlige antallet tornadoer per år er 139.
Hugo'nun kaynağı 9 Eylül'de Afrika kıyılarını terk eden fırtınaların toplanmasıyla oluşan bir kümeydi.Orkanen Bertha ble dannet 3. juli utenfor de afrikanske Kapp Verde-øyene.
Fırtınalara neden olur.Itulah yang dimaksud dengan badai.
Japonlar bu fırtınanın "Tanrı Rüzgarı" olduğunu düşünmüşlerdir.Orang-orang Jepang menyebut badai tersebut kamikaze ("angin dewa").
Mars aynı zamanda Güneş Sistemi’ndeki en büyük “toz fırtınaları”na sahne olan gezegendir.Di Mars juga terdapat badai debu terbesar di Tata Surya.
Fırtınabaşı, birkaç savaşa da ev sahipliği yapmıştır.Sebuah gelombang badai merusak beberapa rumah.
Uzaklarda bir fırtına geleceğini işaret eden kara bulutlar var.Awan hitam tampak di kejauhan pertanda sebentar akan turun badai.
Alev fırtınalarının oluşturduğu hava akımları yangını bir gün öncesinden daha kuzeye ve güneye itiyordu.Gejolak badai api telah mendorong api kedua yang menyala di utara lebih besar dari hari sebelumnya.
Gemi o sırada pupa yelken gidiyordu ve bir süre sonra da fırtına koptu.Ia menumpang kapal itu, dan ketika telah berlayar tiba-tiba terjadi badai yang hebat.
Huitzilopochtli: Savaş, güneş ve fırtına tanrısı.Huitzilopochtli, dewa perang, penguasa matahari dan api, penguasa Selatan.
Fırtına dünya tarihinin en ölümcül tropikal siklon olarak bugüne kadar devam etmektedir.Kerugian ini menempatkan Badai Maria sebagai siklon tropis paling merugikan ketiga sepanjang sejarah.
Ama birkaç gemi fırtına yüzünden Kıbrıs açıklarında iken karaya vurdular.Yang lainnya tewas karena kapal tenggelam saat badai.
Güneşli bir günde kar yağdırır, fırtına çıkarır.Setiap harinya mereka menghujani matahari dengan salju.
Aynı yıl uğranılan bir başka fırtına felaketinde, donanmanın hemen hemen kalan tüm gemiler batmıştır.Setelah terlambat selama 1 bulan karena badai, hampir semua kapal yang dijanjikan tidak tiba.
Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum.Setibanya di sana, mereka menemukan batu sudah terguling dan mereka masuk ke dalam gua makam itu.
Fırtına Taşı'yla evrimleştiğinde Raichu'ya dönüşür.Pikachu dapat berevolusi menjadi Raichu dengan thunder stone.
Kar fırtınaları Washington'a ortalama her dört ila altı yılda bir etki eder.Những cơn bão tuyết gây ảnh hưởng cho Washington trung bình xảy ra cứ mỗi bốn đến sáu năm một lần.
Stormy: Fırtına cadısıdır.Stormy: Phù thuỷ Bão tố.
Uluyel: Fırtına demektir.Arashi nghĩa là "bão".
Japonlar bu fırtınanın "Tanrı Rüzgarı" olduğunu düşünmüşlerdir.Do đó người Nhật gọi cơn bão này là "thần phong".
Yaklaşan bir fırtınayı öngördükten sonra Max, kasabanın yok olmasını önlemek için sorumluluk alır.Sau khi nhìn thấy một cơn bão sẽ đến trong tương lai, Max cần phải ngăn chặn nó phá hủy thị trấn cô đang sống.

İlgili Sayfalar