fırtına ile cümle
fırtına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1962 - Hamburg'da çıkan fırtınada, 300'den fazla kişi öldü.1962 – W Hamburgu w wyniku powodzi wywołanej sztormem na Morzu Północnym zginęło ponad 300 osób.
Denizin köpüklü oluşu fırtınalı zamanlara uyar.Czas to ocean podczas burzy.
Yılda fırtınalı gün sayısı ortalama 9,2' dir.Okresy ciszy w skali roku stanowią średnio 9,2%.
Güneşli bir günde kar yağdırır, fırtına çıkarır.Na planecie dzieje się coś dziwnego, bo panuje tam burza śnieżna.
Kopacak fırtınayı bekliyordum.Spodziewał się potopu.
Fırtına Venedik'teki Gallerie dell'Accademia'dadır.Obecnie obraz znajduje się w Galleria dell' Accademia w Wenecji.
Yağmur damlaları fırtına nedeniyle donar.Wyspy nawiedzane są przez huragany.
Quahog'u bir fırtına yerle bir etmiştir.Sokole nawiedziła nawałnica.
Bu dönemde Kuzey Fırtınası taburu Kilis'te çalışmalar yürütmüşlerdir.Przez cały ten czas odbywały się tutaj szkolenia kompanii szturmowych Palmach.
Fırtına sırasında şehirde bir de ölüm gerçekleşti.Podczas wojny ucierpiało także samo miasto.
Fırtınanın merkezi çevre havasından daha soğuktur.Atmosfera jest chłodniejsza od powierzchni Ziemi.
Soğuk bir kış fırtınalı gece bir prens kaleye çirkin eski dilenci kadını bombus.En kall stormig vinternatt stapplar en gammal ful tiggarkvinna upp till en prins slott.
Rüzgarlar ve fırtınalar onun emrindedir.Vindens och molnens rörelser hör till deras ansvarsområde.
Fırtına:İki Perde.Hjälmprydnad: Två vingar.
İkinci eşi aktris Elizabeth Taylor'la olan fırtınalı evliliği sürekli olarak kamuoyunun ilgisini çekti.Hans två stormiga äktenskap med Elizabeth Taylor blev också omtalade.
1-2 Eylül 1859’da kaydedilen en büyük jeomanyetik fırtına meydana geldi.Den 1 - 2 september 1859 skedde den största dokumenterade geomagnetiska stormen någonsin.
Mısır'ın yedinci belası yıkıcı bir fırtınaydı.Vid den sjunde drabbade en hagelstorm Egypten.
13 Mayıs - Bangladeş'i etkisi altına alan fırtınalar ve hortum 600 kişinin ölümüne neden oldu.13 maj - Stormar och en tornado dödar 600 personer i Bangladesh.
Gaston tehlikeli ve onlar Beast kale fırtına ve öldürmek için bir araya iddia ederek onları kenarları.Gaston eggar upp dem genom att hävda att han är farlig och de samlas för att storma slottet och döda Odjuret.
Şehirde sıklıkla kum fırtınaları görülür.Sandstormar förekommer ofta.
Fırtınalara neden olur.När det stormar.
Fırtına Venedik'teki Gallerie dell'Accademia'dadır.Den finns att beskåda på Gallerie dell'Accademia i Venedig.
Viracocha güneşin ve fırtınaların tanrısıdır.Viracocha dyrkades som solgud och stormgud.
Ayrıca, Sümerliler için güneybatı rüzgarını, fırtınaları taşımayı, temsil ederdi.Han representerade den sydvästra vinden, stormens bärare.
Bu mevsimde fırtınalar görülebilmektedir.Under regnperioden förekommer orkaner.
Bu alev fırtınası şehir merkezini komple büyük bir hasara uğrattı ve bazı yapıların yıkılmasına sebep oldu.Lågorna brände olyckligtvis ner staden och orsakade en del skada.
Bu tablolardan biri olan Fırtına, önceleri bir mazara resmi olarak sınıflandırıldı.Vad som egentligen hände med prinsarna i Towern har blivit ett av historiens mysterier.
Yılda fırtınalı gün sayısı ortalama 9,2' dir.Perioder av stiltje under året ligger genomsnittligt på 9,2%.
Yeni bir fırtına kopar.En storm bryter lös.
Cassini uzay sondası kısa süre içinde birçok yeni fırtına alanı saptamıştır.Rymdsonden Cassini har sett tydliga tecken på sådana sjöar.
Fırtına, karaya doğru devam etti ve bu günün ertesinde tropikal fırtınaya dönüşerek zayıfladı.Depressionen ökade i styrka och uppgraderades till en tropisk storm senare samma dag.
Pampero, Arjantin'in pampalarında sıklıkla fırtına kuvvetinde esen güneybatı rüzgârıdır.På Pampas och i nordöst blåser ibland Pampero, som är kraftiga stormar.
Fakat çıkan bir fırtına sebebiyle saldırı gecikti.Utflykten ställs dock in på grund av en annalkande storm.
Atlantik kasırga mevsimi Atlas Okyanusu'nda kasırga ve tropikal fırtınaların oluştuğu döneme verilen addır.En Atlantisk orkan är en tropisk cyklon som bildas i Atlanten under sommaren eller hösten.
Kar fırtınaları Washington'a ortalama her dört ila altı yılda bir etki eder.Снігові бурі зачіпають Вашингтон в середньому раз на кожні чотири-шість років.
Sık sık büyük fırtınalar meydana gelir.Досить часто трапляються сильні урагани.
Fırtına Venedik'teki Gallerie dell'Accademia'dadır.Знаходиться в колекції Gallerie dell'Accademia у Венеції.
Fakat işgal başarısızlıkla sonuçlandı ve Bizans filosunun yarısı dönüş yolunda fırtınada yok oldu.Набіг, однак, провалився й візантійці втратили половину флоту зворотною дорогою під час шторму.
Gemi denizde şiddetli bir fırtınaya yakalanır.Але корабель потрапив у сильний шторм.
Bu tören sırasında büyük bir kar fırtınası çıktı.Під час грози йшов сильний сніг.
Argeleb'in oğlu Arveleg, istilacıları püskürttü ve Fırtına Tepeleri'ni uzun yıllar korumayı başardı.Його син Арвелеґ відбив напад ворогів та протягом багатьох років захищав Грозогори.
Oldukça fazla rüzgar sebebiyle de şehirde sık sık kum fırtınalarına rastlanır.Через це місто досить часто піддається сильним штормовим вітрам.
"Sarı Fırtına".Риса жовтувато-бура.
Uluyel: Fırtına demektir.Тепер це " Буря ".
Fırtına geçer hayat normale döner.Після війни життя повертається в нормальне русло.
Ancak hemen sonra kışın ilk kar fırtınası başladı.Тільки от шкода, що справжній сніг не випав трохи раніше.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Якщо вас накрила потужна хвиля.
Fakat 1920 yılında bir fırtına'da tekrar batar.«Живой» в 1920 р. затонув під час шторму.
Denizcilere fırtınada çok dikkatli olmaları söylendi.Люди дуже боялись потрапити у шторм.
Kar ve kar fırtınaları sadece yüksek dağlarda görülürdü.Сніг спостерігається лише високо в горах.
Amon Sûl Kulesi, Fırtınabaşı tepesinde inşa edilmiş bir gözcü kulesidir.Вежа Амон-Сул була сторожовою вежою на горі Вітровій.
Benzer şekilde hava durumu olgusu, örneğin fırtınalar, hayatın kendisi gibi belirmiş özelliklerdir.Насправді, в Світі душ теж є свої проблеми, наприклад, неблагополучні райони.
Geçtiği yerde kasırgalar, fırtınalar kopar.Вони викопали яму, де зараз трясовина.
Uzaklarda bir fırtına geleceğini işaret eden kara bulutlar var.На картині зображене Чорне море, що штормить.
Fırtına yeryüzü teleskoplarından çıplak gözle görülecek kadar büyüktür.Цей шторм досить великий, щоб його можна було спостерігати в наземні телескопи.
Bu arada bir fırtına ve hortum şehre yaklaşmaktadır.Пізніше місто збільшилося і станція потрапила у міську межу.
Fırtına:İki Perde.Протистояння: у 2 томах.
Yükseklerde fırtınalar bazen çok şiddetli olur.На вологі узбережжя часто налітають потужні шторми.
Hem Tomahawk hem de AGM-86 füzeleri Çöl Fırtınası Harekatı süresinde yoğun biçimde kullanılmıştır.Ракети AGM-88 широко застосовувалися і під час війни в Перській затоці.
Fırtınadan korkuyorum.Я боюся грози.