fırın ile cümle

fırın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu işlem tamamlandıktan sonra tepsi fırına verilir.По мере наполнении ящика его опоражнивают.
Birçok fırınlanmış ürün çok zaman ve odak gerektirir.إذ أن العديد من السلع المخبوزة تتطلب مزيدًا من الوقت والتركيز.
Modern fırınlar ya elektrik ya da gaz-firedre elektrik fırınlardır.يتم تزويد الأفران الحديثة الغاز أو الكهرباء.
Mikrodalga fırınlarda 2,45 GHz’lik bir frekans kullanılır.وبعض الأفران المستخدمة في المنازل تستعمل الموجات الصغرية ذات تردد 2,45 جيجاهرتز.
3 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. ^ "Syrian MP killed publicly by FSA firing squad" (İngilizce).اطلع عليه بتاريخ 15 أغسطس 2013. "Syrian MP killed publicly by FSA firing squad".
Fırıncılar, dolandırıcı olarak ün salmamak için kimi zaman 12 ekmek fiyatına 13 ekmek verirlerdi.ويمكن للخباز أن يعطي 13 رغيف من الخبز بسعر 12 رغيف، للتاكيد على أنه لا يعرف الغش.
Valastro, Carlo's Bake Shop'un sahibi ve baş fırıncısıdır -Cake Boss'da başrolde.بادي هو مالك ورئيس الخبازين في مخبز كارلو - المخبز عرض في برنامج كيك بوس.
Ülkede 300'den fazla ekmek çeşidi fırınlarda satılmaktadır.يوجد تنتج المخابز أكثر من 300 نوع من الخبز .
Bu işlem tamamlandıktan sonra tepsi fırına verilir.بعد هذه الخطوة ، تكون المجموعة جاهزة لتعبئتها.
Evlerde kullanılan fırınlar genellikle elektrikle çalışır.تكون مخمدات المنطقة كما تستخدم في أنظمة HVAC المنزلية عادةً تعمل بالطاقة الكهربائية.
Çoğunlukla tavada yapılmasına karşın, fırında da yapılabilir.في أغلب الأحيان الروستي يُشكّلُ ببساطة داخل المقلاة.لكن يمكن أيضاً أَنْ يُخْبَز في الفرن.
Fırıncı ve değirmenci idi.يشبه الخردل الساخن أو المايونيز.
Mahallede kadınlar daha çok fırında ekmek yaparlar.في هذا الفرن كانوا يطهون أكثر من رغيف خبز في الوقت نفسه.
"Taştandır demirdendir, Yediği hamurdandır, Bütün dünyayı doyurur, Kendi doymaz nedendir?" "Fırın."من الحجر و الحديد , طعامه من العجين , يشبع جميع الدنيا ولا يشبع نفسه فما هو ؟ " المخبز _ الفرن " .
Ülkede 300'den fazla ekmek çeşidi fırınlarda satılmaktadır.Mais de 300 tipos de pão são vendidos em lojas de panificação em todo o país.
Aynı şekilde fırında pişirilir.Também é possível cozinhá-lo no forno.
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.Vão ao forno quente cerca de 45 minutos.
Orijinal ürün - bir aerosol fırın temizleyicisi - 1986 yılında Drackett'de geliştirilmiştir.O produto original foi desenvolvido na Drackett em 1986.
Günümüzde ise pazar için Mende ekmeği üretimi yapan fırınlar bulunmaktadır.Mais recentemente surgiram no mercado máquinas caseiras de fazer pão.
Şiddetli bir güneş araziyi bir fırın gibi yakıp kavurur.Lançam grandes esguichos de fogo, como se fosse uma mangueira.
Karşı duvarda ise “at nalı biçiminde” bir fırın yer almaktadır.Na parede oposta, há também representado um cavalo.
Fırınlama için kullanılan fırınlarda ısı kaynağı elektrik veya odun olabilir.O forno destinado ao cozimento da argila pode ser a lenha, elétrico ou a gás.
Ama bazen insanları canlı canlı yakmak için bu fırın kullanıldı.Ocasionalmente, os batalhões queimavam pessoas vivas.
Flight Global. ^ "SpaceX Conducts First Multi-Engine Firing of Falcon 9 Rocket" (Basın açıklaması).Falcon (família de foguetes) «SpaceX Falcon 9 rocket launch in California» (em inglês).
Brian bu krizle boğuşurken hâlihazırda aşırı pişmiş olan fırındaki hindi yanmaya başlar.Enquanto Brian tenta controlar o fogo, o prato que está no forno começa a queimar.
Mikrodalga fırınlar yiyecekleri içten dışa doğru pişirmez.Os adultos, por sua vez, não ingerem alimentos sólidos.
2008 yılında Yeni 1 No.lu Yüksek Fırın "Ayşe" üretime başladı.Em 1990 foi ao ar, finalmente, a novela Barriga de Aluguel.
Ness, Şikago'da Norveçli fırıncı Peter ve Emma Ness’in beş çocuğundan en genci olarak doğdu.Ness werd geboren in Chicago, als jongste van 5 kinderen van Noorse ouders Peter en Emma Ness.
Yaklaşık 400 °C sıcaklıktaki fırında kolemanit kristal suyunu kaybeder.Bij 100°C verliest het zijn kristalwater.
Bir süre sonra Firavun'u kızdıran sarayın baş sakisi ve fırıncıbaşısı zindana atıldılar.Op een dag werden de opperschenker en de opperbakker van de farao in de gevangenis geworpen.
Fırın odun ateşiyle iyice ısıtılıyordu.De oven wordt verwarmd met een houtvuur.
Fırın debisi çok sık değiştirilememektedir.Paddenstoelen zijn vaak moeilijk verteerbaar.
Minelenen her parçanın yaklaşık yirmi kere fırınlanması gerekir.Elk geëmailleerde werkstuk wordt zo’n twintig keer in de oven verhit.
1913'te mekanik fırın açıldı ve 1940 yılına kadar ekmek okulda pişirildi.De dagbouw ontstond in 1913 en vanaf 1917 werd er bruinkool gedolven.
Birçok fırınlanmış ürün çok zaman ve odak gerektirir.Het bouwen van zo'n nest kost veel tijd en energie.
İçlerinde kilden sekiler, tandır ve fırınlar vardır.Wśród nich znajdują się drzewa, krzewy oraz rośliny ozdobne.
Şiddetli bir güneş araziyi bir fırın gibi yakıp kavurur.Używa Słońca jako ognia do wielkiego grilla.
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.44 minuty spędził na ławce kar.
Yaz-kış fırın ve kasapları açıktır.Zimowe Pogotowie Harcerek i Harcerzy.
Günlük olarak bazlama ve fırın somunu yenir.Na co dzień jest to lodowisko Ak Barsu Kazań.
Pişirme tarzına göre ekmekler ikiye ayrılır: Ev ekmeği, fırın ekmeği.Różnice semantyczne w diaforze mogą być słabo zarysowane, np.: Chleb jest chlebem codziennym.
Fırıncılar günlük olarak ekmek çıkartırdı ve şarap, sudan sonra en önemli içecekti.Grecy upowszechnili wino jako napój codzienny oraz uczynili z niego najważniejszy towar eksportowy.
Balık fırında pişirilebilir, ızgara yapılabilir ya da yağda kızartılabilir.Możemy złowić ryby, które później ugotujemy lub przyrządzimy na grillu.
Fırının dibinde dip külünün biriktiği bir toplama kabı bulunur.Z tyłu ciała przechowuje zapas tłuszczu.
Kentin yer aldığı bölge, Orta Çağ'da yüksek fırınların bulunduğu bir alan oldu.Waga miejska – budynek, w który były wyposażone średniowieczne miasta.
Fırın içinde su dikey ekseinin üç ya da dört misli yol katedecek kadar dolaştırılır.Na każdym nowym kafelku terenu jest rozwidlenie drogi na 3 lub 4 wyjścia.
Ot yemekleri bir garnitür olarak tüketilmektedir ayrıca fırınlarda et yemekleri yapılmaktadır.Foyer umożliwia publiczności dokonywanie przechadzek, ale jednocześnie jest wyposażone w meble wypoczynkowe.
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.Argao är indelat i 45 barangayer.
Çekirdekler, çeşitli fırınlama şirketlerine satılırlar.Invånarna säljer ut några av sina möbler.
Romalılar Yunan fırıncıları ekmek yapımıyla görevlendirmişlerdi.Romarna rostade bröd för att det skulle hålla längre.
Mikrodalga fırınlar yiyecekleri içten dışa doğru pişirmez.Мікрохвильові печі не готують їжу зсередини.
6:16 Öğün sunusunu mayalı ekmek gibi fırına verme Lev.Мт. 10:16 Оце посилаю Я вас, як овець між вовки.
Ayrıca dört tane de fırın bulundu.Було знайдено залишки трьох печей.
Fornax Antik Roma dininde, fırınların tanrıçası olarak nitelendirilen tanrıça.Стародавні римляни вшановували Форнакс — богиню домашнього вогнища.
En önemli buluşu mikrodalga fırındır.Найціннішим з них буде печінка після видалення жовчного міхура.
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.У 15 годин 40 хвилин тарілка антени закріплена на щоглі.
Bölgedeki köylüler demir cevherini hem madenden çıkarmış hem de ilkel fırınlar aracılığıyla işlemiştir.Фермери жили на цій території починаючи з Залізної доби.
Firavun baş sakiyi affetti ve görevine iade etti, fırıncıbaşıyı ise astırdı.Faraón se proto optal svých hlavních rádců, jimiž byli Jób, Bileám a Jetro, co má udělat.
Şiddetli bir güneş araziyi bir fırın gibi yakıp kavurur.Vysušená kůra plodů se pálí jako kadidlo.
Günlük olarak bazlama ve fırın somunu yenir.Vykouřím dvě krabičky denně a piju jako velbloud.

İlgili Sayfalar