fındık ile cümle

fındık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Köyün neredeyse tamamı fındıkçılıkla uğraşmaktadır.Почти вся страна занята пустыней.
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Она выросла в доме своей бабушки.
Mahallenin ekonomisi Büyük oranı fındık ve tarım, hayvancılığa dayalıdır.Юго-западная его часть является чрезвычайно гористой, где сосредоточено животноводство.
Eleştirmenler Fındıkkıran'ı hiç sevmediler.Большинству критиков не понравились ночные уровни.
Fındık üretimi yapılmakta az miktarda da arıcılık yapılmaktadır.В небольших масштабах ведётся добыча пемзы.
Ortalarına bütün fındık batırılır.На всём протяжении в её середине разбит сквер.
Geçim kaynağı fındıktır.Её происхождение туманно.
Tarım ürünleri bakımından köy halkı fındık yetiştiriciliği yapmaktadır.В значительной степени благодаря выращиванию клубники, сельчане достигли высокого уровня благосостояния.
Fındık üretiminden önce ayçiçeği üretildiği söylenmektedir.Важно помнить, что перед началом малярных работ следует подготовить кисти.
Bir kişinin, böyle bir taşla fındık kırabilmesi için olağanüstü güç ve maharet sahibi bulunması gerekmekteydi.Нужно было иметь необыкновенную силу воли и терпение, чтобы изготовить предметы столь малых размеров.
Son yıllarda fındıkcılık ön plana çıkmıştır.В прошлых веках клеймо ставили в основном на постель.
İlçe ekonomisinde ana eksen fındıktır.حافظ المتجر على مظهره الخارجي الأصلي.
Ek olarak her ailenin fındık bahçesi vardır.ولدى كل عائلة هولندية، تقريبًا، سيارة.
Fındıkçılık temel geçim kaynağıdır.استخراج العسل يتم بطريقة الطرد المركزي.
En önemli tarım ürünü fındıktır.ولكن أهم انجازاته كانت في زراعة الكلى.
Arazinin büyük bölümü fındık tarımına ayrılmıştır.وحوّل الجزء الداخلي من الحصن إلى حقول قمح.
Ayrıca fabrikada fındık yağı da üretilmektedir.في الجزيرة أيضا يتم إنتاج الملح.
Biri fındık yemekten hoşlanıyor ve diğeri hala bir erkek bulmaya çalışıyor."Uma adora comer nozes, o outro ainda está tentando achar as suas."
(Fındıklı semtin diğer kısmı Pürtelaş mahallesindedir.)(A outra parte está na constelação do Peixe Dourado).
Bilhassa findik yetistirilir!Foda-se meu cérebro!
Fındıkkıran Balesi ilk defa 1892 yılında Sankt-Peterburg'da Mariinski Tiyatrosu'nda sahneye konmuştur.Encenado pela primeira vez em 1890 no Teatro Mariinsky em São Petersburgo.
Acara'nın çay, fındık, narenciye ve tütün yetiştirmek için iyi imkânları vardır.Adjara tem boas terras para cultivo de chá, frutas cítricas e tabaco.
Köyün geçim kaynağı büyük oranda fındık tarımına dayalıdır.A origem da atual cidade remonta ao núcleo urbano de Moita Bonita.
TFF.org'da Fındıklıspor ^E há pouco sobre drogas em Fleming.
En önemli geçim kaynağı FINDIK'tır.A principal fonte sobre ele é Procópio.
Köyün ekonomisi fındık ve kestane üretimine dayalıdır.Tradicionalmente é uma região de referência na produção de castanha e madeira de castanheiro.
Artvin endüstri yoğun bir şehir değildir. çay ve fındık fabrikaları mevcuttur.Açucena, não é um município industrializado, contudo existe a industrialização do leite e da madeira.
Eleştirmenler Fındıkkıran'ı hiç sevmediler.Nem todos os críticos gostaram do episódio.
Beldenin toprakları FINDIK tarımı için çok elverişlidir.São muito apreciados pela fauna local.
Yaygın olarak yetiştirilen tarım ürünü fındıktır.De landbouwproductie is steeds met een respectabel percentage gegroeid.
Geçim kaynağı ağırlıklı olarak fındık üretimidir.Het reactieproduct is een viskeuze hars.
Fındık ağustos ayı boyunca bahçeden hasat edilir.Vanaf half mei kan de plant wel in de tuin worden gezet.
İlde irili ufaklı fındık fabrikaları dağınık bir şekilde istihdama katkıda bulunmaktadır.W międzyczasie niewielka, niezależna wytwórnia wydała Faces of Death.
Çiftçiler büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarını fındık bahçelerinde otlatmaktadır.Tatarzy w bestialski sposób wytopili starców i dzieci w pobliskich bagnach.
Fındık bahçeleri mahallenin yaklaşık %80'ini kaplar.Kompleksy leśne stanowią niemal 80% powierzchni parku.
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Dorastała w domu swojej babki.
Sulak, Rize İlinin Fındıklı İlçesine bağlı bir köydür.Nashkel – wieś żyjąca z kopalni rudy żelaza.
Turunçgiller 3,8 milyon ton, zeytin 1,8 milyon ton, fındık 412 bin ton üretilmiştir.9 mln ton, konsumpcja 8 mln ton, eksport 1 mln ton.
Fındık isimli öykü yazarın gençlik günlerinden kalmadır.Inspirację do napisania noweli stanowią wspomnienia autora z lat młodości na Śląsku.
Balıkçılık ve fındık üretimi yapılmaktadır.Rozwinięte rybołówstwo i wielorybnictwo.
Eleştirmenler Fındıkkıran'ı hiç sevmediler.Dlaczego my, krakusi, z kminkiem się nie lubimy.
Kendisini fındık taciri olarak göstermişti.Kierował nim jako hegumen.
Kaçan, Metin: Fındık sekiz.Stel som en pinne – Osmidig, ovig.
Fındık bol yetişir.Varför växer gräset?
Kollarında Fındıkkıran ile uykuya dalar.Han somnar och dör i hennes armar.
Fındık ticari amaçlı olarak yetiştirilmemektedir.Smidesjärn tillverkas inte längre för kommersiellt bruk.
Fındık en çok üretilen tarım ürünüdür.Frankrike är det land som odlar mest endiver.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Trots allt är dödligheten under den kalla årstiden stor.
Şimdilerde fındık tarlaları yaygınlaşmıştır.Trots detta är idag samtlig åkermark brukad.
Sev Gölü veya Alaca Göl, Rize ilinin Fındıklı ilçesinde bulunan bir göldür.En näringsrik sjö eller eutrof sjö är en sjö vars tillrinningsområde gör vattnet rikt på närsalter.
Yıllık ortalama 3.000 ton kadar fındık üretimi gerçekleşmektedir.Den dåtida årsproduktionen uppskattas till knappt 3000 ton.
Tarımsal ürünlerin başında fındık gelir.Tillverkning av smycken bland tidiga jordbrukare.
Ayrıca fabrikada fındık yağı da üretilmektedir.Dessutom tillverkades sprit i anläggningen.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Репродуктивна активність ймовірно суворо сезонна.
Fındıkoğlu ilk ciddi rahatsızlığını 16 Aralık 1971 günü yaşar.Перший злочин Бірюков скоїв 16 вересня 1977 року.
Eski fındık yetişme alanlarıdır.Найвища посада для стану еквітів.
Köyün ekonomisi yaz aylarında ürün veren fındık ağaçlarına dayanır.Золоті балки уособлюють навколишні пшеничні лани.
Çay ve fındık tarımı ön plandadır.У дорами діалог і виконавець перебувають на передньому плані.
Kendisini fındık taciri olarak göstermişti.Тому вважає себе «погуцуленою подолянкою».
Kavakçılık ve fındık tarımı çoğunluktadır.Закят і садака мають багато спільного.

İlgili Sayfalar