Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Non ha molto senso, perché anche alle persone che non sono in grado di riprodursi è permesso sposarsi.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Tässä ei ole järkeä koska myös muut ihmiset, jotka eivät pysty lisääntymään saavat mennä naimisiin.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Tidak bisa dimengerti karena orang lain yang tidak bisa berproduksi diperbolehkan untuk menikah.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.To ale nedává smysl, protože to vypadá, jako by se i ostatní lidé schopni reprodukce museli vzít.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.To ale nedává zmysel, pretože to vypadá, ako by sa aj ostatní ľudia schopní reprodukcie museli vziať.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Αυτό δεν έχει πολύ νόημα αφού και άλλοι άνθρωποι Που δεν είναι ικανοί να αναπαραχθούν μπορούν να παντρευτούν
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.فإنه لا معنى كبير لأن الآخرين ليسوا قادرين على استنساخ يمكن أن تتزوج.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.例えば50歳の女性が結婚したところで、それを問題視する人々はいません。
- Bu doğru. Kızımın, benim gibi ev yüzü görmeyen biriyle evlenmesini istemiyorum.Je n'ai pas bossé tout ce temps pour que ma fille épouse un voyou.
- Bu doğru. Kızımın, benim gibi ev yüzü görmeyen biriyle evlenmesini istemiyorum.Nem azért güriztem, hogy a lányom egy melóshoz menjen.
- Bu doğru. Kızımın, benim gibi ev yüzü görmeyen biriyle evlenmesini istemiyorum.Pero yo no trabajé tantos años... ...para que mi niña se case con un patán.
- Bu doğru. Kızımın, benim gibi ev yüzü görmeyen biriyle evlenmesini istemiyorum.Не се трепах толкова години, та Грейс да се омъжи за бачкатор!
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Depois de passar por esta tradição, iria tornar-me numa esposa.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Efter att jag deltagit i den här traditionen skulle jag gifta mig.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Keď prejdem ceremóniou, budem sa musieť vydať.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.의식을 치룬다면 전 아내가 될 것이고,
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Một khi tôi đã hoàn thành nghi lễ truyền thống này, tôi sẽ sớm trở thành một người vợ.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Na dit ritueel zou ik echtgenote zijn.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Po ceremonii miałam wyjść za mąż.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Pokud bych se podvolila tradici, stala bych se manželkou.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Sekali saya lakukan tradisi ini, saya akan menjadi seorang istri.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Sobald ich dieser Tradition folgte, würde ich zu einer Ehefrau werden.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Una vez que pasara por este ritual, me iba a convertir en esposa.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Una volta superata la tradizione, sarei diventata una moglie.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Une fois passée par cette tradition, j'allais devenir une épouse.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Μετά από αυτή την τελετή, θα γινόμουν σύζυγος.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Веднъж спазила традицията, щях да се превърна в съпруга.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.Якщо я пройду обряд, то скоро стану дружиною.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.ברגע שאעבור את הטקס הזה, אהיה לאשת-איש.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.مرة واحدة ذهبت من خلال هذا التقليد، كنت ذاهبا لتصبح زوجة.
Bu geleneğe uyduğumda evlenmeye hazır bir kadın olacaktım.先生になるという私の夢は叶いません
Bu lahitin sahibinin evlenmeden ve çocuk sahibi olamadan öldüğü aklıma gelen fikirlerden birisi.Uważa się, że kobieta, dla której przygotowano ten sarkofag, zmarła przed ślubem i nie mogła mieć dzieci.
Bu lahitin sahibinin evlenmeden ve çocuk sahibi olamadan öldüğü aklıma gelen fikirlerden birisi.Вважається, що це саркофаг людини, яка померла, перед тим, як вийти заміж і не могла мати власних дітей.
Bunu neden söylüyorsun dostum? Sakın evlenme!Déjate de tonterías, ¡mejor continua soltero!
Bunu neden söylüyorsun dostum? Sakın evlenme!- Mais arrêtez vos conneries, restez célibataire !
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Ale preto, že sú zamestnaní spytovaním sa:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Azért van, mert nagyon foglalkoztatja őket pár kérdés önmagukhoz.
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Ci pentru că sunt preocupați cu tot felul de întrebări
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Det er fordi de har travlt med at spørge sig selv,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Dlatego, że są zajęci ciągłym zadawaniem sobie pytań,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Đó là bởi vì họ đang bận tâm, tự hỏi,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?É porque estão preocupados, perguntando a si próprios:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Es porque están preocupados, preguntándose,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Je to proto, že jsou už předem zaměstnaní, pořád se ptají:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?그것은 그들이 너무나 사로잡혀 있기 때문입니다.
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Mais parce qu'ils sont préoccupés. Ils se demandent,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Nee, zij hebben het druk met keuzes maken.
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Sondern weil sie mit anderen Dingen beschäftigt sind; sie fragen sich selbst:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Tapi karena mereka terlalu sibuk dengan pertanyaan pada diri mereka sendiri,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?To delam zato, ker so prezaposleni s spraševanjem samih sebe:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Vaan siksi, että he ovat kiireisiä kysymään itseltään
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?Αλλά επειδή είναι ολότελα απορροφημένοι απ' το να αναρωτιόνται,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?А защото са претоварени да се чудят:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?А потому, что они поглощены мыслями, спрашивая себя:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?А тому, що вони поглинуті думками, питаючи себе:
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?זה מפני שהם טרודים במחשבות, שואלים את עצמם,
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?بل لأنهم منشغلين بسؤال أنفسهم
Bunun nedeni, "Evlenmeli miyim yoksa evlenmemeli miyim?「結婚をするべきか否か? 今結婚をするべきか?
Burası annemin eviydi, o zamanlar daha anne değildi. Evlenmemişti, bir sanatçıydı.Det här var min mammas hem innan hon var mamma, innan hon var fru, var hon konstnär.
Bu sayfada, Finlandiya’da evlenmek istediğinizde yapmanız gerekenler konusunda bilgi edineceksiniz.På den här sidan hittar du information om ärenden som du måste sköta då du vill ingå äktenskap i Finland.