Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniJag undrar i denna brådska, att jag måste gifta
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniJeg spekulerer på denne hast, at jeg skal giftes
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniJe me demande à cette précipitation, que je dois Mer
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniKíváncsi vagyok, ezen a sietség, hogy meg kell sze
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniMă întreb la această grabă, că eu trebuie să căsătorit
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniMe pregunto a esta prisa, que debía casarse
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniMi chiedo a questa fretta, che devo sposare
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniMietin tässä kiireessä; että minun on Ke
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniTôi tự hỏi tại sự vội vàng này, mà tôi phải cưới
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniZajímalo by mě, na to spěchat, že musím provdat
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniZanima me, na tej naglici, da moram Wed
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniZastanawiam się w tym pośpiechu, że muszę poślubić
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniZaujímalo by ma, na to ponáhľať, že musím vydať
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniΑναρωτιέμαι σε αυτή τη βιασύνη? Ότι πρέπει να παντρευτεί
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniИнтересно в этой спешке, что я должен жениться
Bu acele merak ediyorum, ben evlenmek gerektiğiniЧудя се това бързане, че аз трябва да Сря
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.A ten měl čtyři dcery panny, prorokyně.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.A ten miał cztery córki panny, które prorokowały.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Denne hade fyra ogifta döttrar, som ägde profetisk gåva.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Der hatte vier Töchter, die waren Jungfrauen und weissagten.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Deze broeder had vier ongetrouwde dochters, die vaak woorden van God doorgaven en dus profetessen waren.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Egli aveva quattro figlie nubili, che avevano il dono della profezia
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.El avea patru fete fecioare cari prooroceau.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Empat orang anak gadisnya sudah diberi kemampuan oleh Allah untuk memberitakan kabar dari Allah
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Ennek pedig vala négy szûz leánya, a kik prófétálnak vala.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Éste tenía cuatro hijas solteras que profetizaban
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Han hadde fire ugifte døtre som hadde profetisk gave.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Il avait quatre filles vierges qui prophétisaient.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Ja hänellä oli neljä tytärtä, neitsyttä, joilla oli profetoimisen lahja.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.그에게 딸 넷이 있으니 처녀로 예언하는 자라
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Men denne havde fire ugifte Døtre, som profeterede.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Người có bốn con gái đồng trinh hay nói tiên tri.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Người có bốn con_gái đồng_trinh hay nói tiên_tri .
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Ta pa je imel štiri hčere device, ki so prorokovale.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Ten mal štyri dcéry, panny, ktoré prorokovaly.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Tinha este quatro filhas virgens que profetizavam.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Ειχε δε ουτος τεσσαρας θυγατερας παρθενους, αιτινες προεφητευον.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.Було ж у него четверо дочок дївчат, що пророкували.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.И след като бяхме преседяли там много дни, един пророк на име Агав слезе от Юдея.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.У него были четыре дочери девицы,пророчествующие.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.ולו היו ארבע בנות בתולות מתנבאות׃
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.وكان لهذا اربع بنات عذارى كنّ يتنبأن.
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.他 有 四 個 女 兒 、 都 是 處 女 、 是 說 豫 言 的
Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.他 有 四 個 女兒 、 都 是 處女 、 是 說豫 言 的
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Anche quando ho ricevuto quella proposta all'improvviso... Mi ha colto di sorpresa.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Auch wenn ich den unerwarteten Antrag bekommen habe... war ich ein bisschen überrascht.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Även när jag helt plötsligt fick det frieriet JAg var lite överaskad.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Bahkan ketika aku menerima lamaran mendadak itu... Aku sedikit terkejut.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Chiar cand am primit acea cerere in casatorie dintr-o data... Am fost putin surprinsa.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Kể cả khi bất ngờ nhận được lời cầu hôn đó... Mình cũng chỉ có chút ngạc nhiên.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Même lorsque j'ai reçu cette soudaine demande en mariage... j'ai été un peu étonnée.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Nawet gdy oświadczył się tak nagle...
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Tudi ko me je tako znenada zasnubil... Malo me je presenetil.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Zelfs toen ik dat plotselinge aanzoek kreeg. Ik was een beetje verrast.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Ακόμα κι όταν ξαφνικά μου έκανε πρόταση... Ήμουν μόνο λιγάκι έκπληκτη.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..Даже когда я получила это внезапное предложение... Я была немного удивлена.
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım.....וגם כשהוא הציע לי להתחתן איתו בפתאומיות כזו ...הופתעתי קצת, אבל
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..حتى عندما تلقيت الخطوبه فجأة كنت متفاجئه قليلا
Bu ani evlenme teklifini aldığımda bile.. sadece birazcık şaşırdım..ちょっと驚いちゃったけど 時間が経ったら 落ち着いたし
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Mary heeft niet in alle staten hetzelfde recht om te trouwen zoals Henry.