Bay Collins kısa bir süre sonra Elizabeth’le evlenmek istediğini belirtecektir.A doua zi domnul Collins cere să vorbească singur cu Elizabeth și o cere în căsătorie.
Evlenmek istiyorum.Vreau să mă căsătoresc.
Tom evlenmek istemediğini çok açıkça ifade etti.Tom a declarat foarte clar, că nu a vrut să se căsătorească.
Claudius bir daha evlenmeyen annesi tarafından büyütüldü.Claudiust ezután anyja nevelte, aki nem házasodott újra.
Sibylla 1180'e kadar dul kalıp yeniden evlenmedi.Szibilla egészen 1180-ig nem házasodott meg újra.
Scribonia bir daha asla evlenmedi.Scribonia sosem házasodott meg újra.
Octavia bir daha evlenmedi.Octavia többé nem ment férjhez.
MÖ 11 yılında, yeğeni Yaşlı Julia'nın Tiberius'la evlenmesinden kıza bir süre sonra öldü.11-ben halt meg, röviddel azután, hogy unokahúga, Julia Caesaris feleségül ment Tiberiushoz.
Evlenmeye karar verirler.Elhatározzák, hogy összeházasodnak.
Çünkü genç kraliçe henüz evlenmemiş ve çocuksuzdu.Az ifjú királynak már nem volt ideje megnősülni és gyermeket nemzeni.
Kraliçe, 30'lu yaşlarına gelmiş ama hala evlenmemiştir.A királynő már harminchét éves volt, férj nélkül.
Babalarının evlenmelerini hiç istemediler.Szülei sohasem házasodtak össze.
Onun yazgısında babasını öldürüp annesiyle evlenmek vardır.Megjósolták neki, hogy meg fogja ölni apját, és saját anyját veszi majd feleségül.
Anderson hiç evlenmedi.Simpson sosem volt házas.
Yine biri ile evlenmek ister.Tervezték, hogy ismét összeházasodnak.
Fars, evlenme süreciyle ilgilidir.Maughnm: Imádok férjhez menni.
Armıda en nihayet Ramiro ile evlenmeye karar verir.Kivéve, ha sikerül Adrianát feleségül venni.
Hiç evlenmedi, yalnız yaşadı.Sohasem nősült meg, egyedül élt 10 szobás házában.
Tekrar evlenmedi.Nem nősült újra.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Robert szerelmével akar élni.
Bir daha evlenmedi.Többé nem ment férjhez.
Genç bir kızla evlenmek zorunda kalan yaşlı bir adamın öyküsü.A férj az a férfi, aki valamely nővel érvényes házasságot kötött.
Önce yakınları tarafından bakıldı ve 1937'de annesinin yeniden evlenmesiyle onun yanına taşındı.A házasság nem volt boldog; 1913-ban az asszony visszaköltözött a szüleihez.
Şvarbin Masha'yi zorla kendisine evlenmesini sağlar.Jerry meggyőzi Mashát, hogy engedje szabadon.
Ona göre de Önem onunla evlenmedi.Arra viszont nem volt hajlandó, hogy feleségül vegye.
Whibley, Lavigne'e Venedik'te bir gondol gezisi sırasında evlenme teklif etti.Whibley Velencében kérte meg Lavigne kezét.
1932'den itibaren birlikte yaşadılar ancak evlenmediler.2001. márciusáig éltek együtt, ennek ellenére sosem házasodtak össze.
Bu eşinin de beş yıl sonra vefat etmesi üzerine bir daha evlenmedi.Özvegye nem nősült újra, s három év múlva ő is elhunyt.
Yıllar önce bir gün Hikaru’dan onunla evlenmesini ister.A férfi már régóta el akarta venni feleségül Didót.
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Nem házasodott meg, szintén egyedülálló nővérével, Juliával élt.
Ancak Hikmet Efendi birbirleriyle görüşmeden evlenmeye kalkmanın sonucunun kötü olacağını söyler.Végül mindketten úgy látják, hogy az lesz a legbölcsebb, ha elválnak.
Arturo evlenme töreni için gelir ve hayatında saadeti bulduğunu kutlamaya başlar.Enrico még időben érkezik, hogy megzavarja az esküvői szertartást.
Evlenme yaşı 15 ila 22'dir.A fiúk 15-17 évesen házasodnak.
Hakan, bu evlenmeye razı olmadığını bildirir.Marshall szerint viszont nem kellene összeházasodniuk.
Hazırlığı sona ermiştir ve evlenme kutlamalarının başlaması için Kont'un emir vermesini beklemektedir.Montfort közbelép és megparancsolja az esküvői szertartás megkezdését.
Diğer bütün durumlarda, çiftin İspanya topraklarında evlenmesi gerekmektedir.Kaikissa muissa tapauksissa osapuolten täytyy mennä naimisiin Espanjan alueella.
Leibniz hiç evlenmedi.Leibniz ei koskaan mennyt naimisiin.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."2. Avioliiton solmiminen tapahtukoon vain tulevien aviopuolisoiden vapaasta ja täydestä suostumuksesta.
Babalarının evlenmelerini hiç istemediler.Hänen vanhempansa eivät koskaan menneet naimisiin.
Tekrar evlenmedi.Hän ei mennyt uudestaan naimisiin.
Rachel son anda nişanlısıyla evlenmek istemediğini fark edip gizlice düğününden kaçmıştır.Rachel selittää, että on juuri karannut häistään.
30 yaşından büyüktür ve hala evlenmemiştir.Hän on 35-vuotias ja naimaton.
Konstantinos ölüm döşeğinde iken, tekrar evlenmeyeceğine dair yemin etmiştir.Margareeta vannoi, ettei koskaan avioituisi uudelleen.
Buna rağmen kral Wallis'le evlenme konusunda kararlıydı.Hän tuki myös julkisesti kuningas Edvard VIII:ta, joka aikoi mennä naimisiin Wallis Simpsonin kanssa.
Kızkardeşleri evlendi ancak o evlenmedi.He asuivat yhdessä mutta eivät menneet naimisiin.
National Gallery'de Arnolfini'nin EvlenmesiAnna Estarriola Kansallisgallerian kokoelmissa
İki genç birbirine aşık olmuşlar ve evlenmeye karar vermişlerdir.Pari rakastui oikeasti toisiinsa ja päättivät pysyä naimisissa päätöksen jälkeenkin.
Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde; gizlice evlenmelerine yardım etmişti.Heidän täytyi mennä naimisiin Roomassa saadakseen salaisen juonensa vakuuttavaksi.
En çok istediği şey John'la evlenmektir.Asiaa hankaloittaa vain se, että Juan on naimisissa.
Evlenmelerde kız beğenme, kız isteme, düğün ve düğün ziyaretleri merasimleri vardır.He menevät kihloihin, tytön pyynnöstä ilman sormuksia.
Yeniden evlenmek isterler ve hülleye başvururlar.He riitelevät ja menevät tapaamaan avioliittoneuvojaa.
Carlo Anjulu hiç beklemeden Macaristan Kralı IV. Bela'nın kızı olan Margaret'le evlenmeye talip oldu.Välittömästi Kaarle halusi avioitua Unkarin kuninkaan Béla IV:n tyttären Margaretin kanssa.
Bazı efsanelere göre, Saule'yle evlenmesine karşın onu aldatmıştır.Vaikka hän kosiskeli Saulea, hänen ei tiedetä olleen naimisissa.
Yine biri ile evlenmek ister.Tyttö on kuitenkin menossa naimisiin toisen miehen kanssa.
Çift, evlenmeye karar verir.Pari on lähdössä matkalle mennäkseen naimisiin.
Evlenme, sevgili bulma şansı.Itke, rakastettu maa.
Bunun sonucunda Karen hamile kalır, ve Keith'e evlenme teklif eder.Kristen tuli kuitenkin raskaaksi ja John ehdotti avioliittoa.
Miras işlerinin evlenme yoluyla el değiştirdiği sanılmaktadır.Muutos sukunimessä johtui hänen avioliitostaan.
Brett eşinin ölümünden derinden etkilendi ve bir daha evlenmedi.Jefferson oli kuolemasta hyvin järkyttynyt eikä mennyt koskaan uudelleen naimisiin.
Burada bir subayla evlenmeyi istiyordu.Tätä ennen hän oli naimisissa brittimiehen kanssa.