Hiç evlenmedi, fakat 1960larda bir kız çocuğu evlat edindi.W 1948 jej syn się ożenił, ale kobieta nigdy nie zaakceptowała synowej.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Chciałaby zostać idolką i poślubić bogatego mężczyznę.
Evlenme hayali ile yaşar.Żonaty z Sanją.
Evlenmeye karar verirler.Postanawiają się pobrać.
Ressam hiç evlenmedi.Aktorka nigdy nie wyszła za mąż.
İçinden yüzük çıkınca Rachel Joey'nin ona evlenme teklif ettiğini düşünür ve teklifi kabul eder.Gdy klęka by go podnieść, Rachel, myśląc, że Joey się jej oświadcza, odpowiada „tak”.
Yine biri ile evlenmek ister.Ta zgadza się wyjść za niego ponownie.
Guy'dan olan kızı Berta Theodora hiç evlenmemiştir.Jej młodsza siostra Elżbieta, nigdy nie wyszła za mąż.
Buna rağmen iki gencin evlenmesi planlanmaktadır.Kilka par młodych gejów chce się pobrać.
Kızın zekasından ve güzelliğinden etkilenen Ragnar ona evlenme teklif eder.Benjamin zauroczony piękną dziewczyną zapytał kim jest.
1932'den itibaren birlikte yaşadılar ancak evlenmediler.Od 1902 roku żyli w separacji, ale nigdy się nie rozwiedli.
Bu nedenle Şirin'le evlenmesini istemez, karşı çıkar.Nie chce ożenić z jego szkaradną córką, dlatego też ucieka.
En büyük kızım daha evlenmemiştir.Dwie młodsze córki nie wyszły nigdy za mąż.
Uzun süren Hac zamanında köy delikanlıları kıza evlenme teklifinde bulunurlar.W przyszłości według planu dziewczynek ma wyjść za Ollego.
Kenan'ın annesi Fatma'yı sevmemektedir, bu nedenle oğlunun onla evlenmesini istemez.Jednak matka Kenana nie zaakceptowała miłości syna i kazała mu zakończyć związek.
Yeniden evlenmek isterler ve hülleye başvururlar.Decydują się popłynąć tam i porwać dla siebie narzeczonych.
Ayrıca II. Felipe'nin kızlarından biriyle evlenmeyi kabul ediyordu.Poza tym obie córki Karola miały poślubić synów Filipa.
Wollstonecraft'ı korumak amacıyla Imlay, evlenmemiş olmalarına rağmen 1793'te onu karısı olarak kaydettirdi.För att skydda Wollstonecraft anmälde Imlay henne som sin fru 1793, trots att de inte var gifta.
Gaston onu evlenmek kabul ederse ona yardım etmek sunuyor, ama hâlâ reddediyor.Gaston erbjuder sig att hjälpa henne om hon går med på att gifta sig med honom, men hon vägrar fortfarande.
Evlenme ve Boşanma.Mötas och skiljas.
Claudius bir daha evlenmeyen annesi tarafından büyütüldü.Detta innebar att Claudius kom att uppfostras av sin mor, som aldrig gifte om sig.
Bir daha evlenmedi.Hon gifte sig aldrig igen.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Äktenskap får endast ingås med de blivande makarnas fria och fulla samtycke.
Nero'nun ölümünün ardından, Otho 69 yılında öldürülmeden önce onunla evlenmeye söz vermiştir.Otho ska ha lovat gifta sig med henne efter Neros död, innan han begick självmord 68.
Nikola Tesla hiç evlenmemiştir.Mariana Koskull gifte sig aldrig.
Claudius, Messalina ile evlenmeden önce iki evlilik yapmıştı.Claudius hade ingått två tidigare äktenskap innan han gifte sig med Valeria Messalina.
Yine biri ile evlenmek ister.Han gifter sig sedan med en annan.
Carlo Anjulu ile Beatrice Provanslı'nın evlenme töreni 31 Ocak 1246'da Aix-en-Provence'da yapıldı.Karl av Anjou och Beatrice gifte sig sedan i Aix-en-Provence den 31 januari 1246.
Hiç evlenmedi.Hon gifte sig aldrig.
Bu iki birbirine zıt gencin hayatı Drake'in annesinin ve Josh'ın babasının evlenmesiyle kesişir.Där spelar de halvbröder, som motvilligt måste flytta ihop när Drakes mamma och Josh pappa gifter sig.
Hiç evlenmedi, fakat 1960larda bir kız çocuğu evlat edindi.Hon gifte sig aldrig, men fick en son år 1860.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Eadie är fast besluten att gifta sig rikt.
"Örtüyü uzatmak" deyimi, kadının evlenme isteğini ifade eden bir terimdir.Att "gå under pällen" var ett annat uttryck för giftermål.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Men Lalita vill gifta sig av kärlek.
Çocuklarından hiçbiri evlenmedi.Ingen dotter gifte sig.
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Han gifte sig aldrig men bodde tillsammans med sin syster och hennes familj.
McEwan’dan altı yaş büyük olan duvar ustası David Sharpe, ebeveynleri evlenmeden önce dünyaya gelmişti.Brodern, en murare vid namn David Sharp, föddes sex år före McEwan, när hans mor gifte sig med en annan man.
Bunun karşılığında kızıyla evlenmek istiyordu.Han planerade även att gifta sig med henne, mot hennes vilja.
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Hon gifte aldrig om sig, trots många erbjudanden – och mycket fördelaktiga.
15 yaşlarına geldiğinde babası onu evlendirmek istedi fakat o karşı çıktı ve evlenmedi.När Anna var elva år gammal försökte hennes familj att gifta bort henne, men hon vägrade.
İkisi de evlenmediler.Bägge var ogifta.
İki genç birbirine aşık olmuşlar ve evlenmeye karar vermişlerdir.De två blev förälskade och ville gifta sig.
Mark, Marnie'yi kendisi ile evlenmeye mecbur eder ve balayına giderler.I denna bok har Artie Cohen gift sig och är på väg att ge sig ut på smekmånad.
Almanya’daki mutsuz evliliğinden henüz kurtulmuş olan Ahmad, İranlı bir kadınla evlenmek istemektedir.Anwar förlorar oskulden med en gift ryska.
Onun yazgısında babasını öldürüp annesiyle evlenmek vardır.Det spås av oraklet att han skall döda sin far och gifta sig med sin mor.
Bekar olan Thibodeau, hiç evlenmemiştir.De fick inga barn och Breuning gifte aldrig om sig.
Bu yüzden ömür boyu kısa kaldı ve hiç evlenmedi.Han är död nu och förresten var de aldrig riktigt gifta.
Asker, Gülçehre'ye onunla evlenmek istediğini söyler.Hon krävde att Gilgamesh skulle gifta sig med henne.
İderno onu takip edip sahneye girer ve ona evlenme teklif eder.Shvabrin kommer in och ber henne att gifta sig med honom.
Poe ona kendisiyle evlenmesi için baskı yaptı.Edvard abdikerade för att gifta sig med henne.
Araya giren bir cadı bunların evlenmesine engel olur.Rangfrågor hindrade henne från att gifta sig.
Çin kültürünün dul bir kadının yeniden evlenmesine izin vermeyen tutucu gelenekleri pusuda bekler.I det traditionella Kina gavs kyskhets-paifanger till änkor som inte gifte om sig.
Hiç evlenmedi ama günlüğü gösteriyor ki bazı ilişkileri vardı.Hon gifte sig aldrig, men hade flera kärleksaffärer.
Anderson hiç evlenmedi.Андерсен ніколи не був одружений.
İki genç birbirine aşık olmuşlar ve evlenmeye karar vermişlerdir.Дві вже немолоді людини полюбили один одного і вирішили одружитися.
Joffrey, Margaery ile evlenme hazırlıklarını başlatır.Джоффрі нарешті одружується з Марджері.
Yeniden evlenmek isterler ve hülleye başvururlar.Він навіть хотів одружитися знову та обзавестися дітьми.
Babalarının evlenmelerini hiç istemediler.Її батьки не були одружені.
Bir daha evlenmedi.Вона ніколи більше не виходила заміж.
30 yaşından büyüktür ve hala evlenmemiştir.Мені 60 і в мене нема здоров'я.