Ana içeriğe geç
Sözlük

evlenme ile cümle

evlenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
1932'den itibaren birlikte yaşadılar ancak evlenmediler.Thuis sliepen zij voor de eerste keer sinds zij getrouwd waren, niet samen.
Bir daha evlenmeyen Behçet Efendi de hayatı boyunca Makbule Hanım'a sadık kalır.Een paartje van de zwarthalsooievaar blijft elkaar het hele leven trouw.
Eşi 1916'nın Nisan ayında öldü ama Sabine bir daha evlenmedi.Hij stierf in 1907 en Chaminade hertrouwde niet.
Evlenmeden önceki soyadı Johnson'dır.De oorspronkelijke naam is Hans heiratet.
İlk evlenme yaşı, bir yıl içinde ilk kez evlenen bireylerin ortalama yaşını ifade eder.De gemiddelde leeftijd waarop vrouwtjes voor het eerst jongen krijgen is 2 jaar.
Evlenmek isteseler de ikisinin de ailesi bunu istemedi.Ze zouden graag met elkaar trouwen, maar hun vaders verbieden dit.
Hiç evlenmedi, fakat 1960larda bir kız çocuğu evlat edindi.In 1960 trouwde hij en kreeg in 1961 een dochter.
Lindoro Elvira ile evlenme niyetinde olmadığını açıklar.Ze zegt tegen Lucas dat hij niet met Lindsey moet gaan trouwen.
Hiç evlenmeyen Mitchell, hayatı boyunca ailesine yakın yaşamıştır.Mitchell is nooit getrouwd, maar bleef nauw betrokken bij haar familieleden.
"Sir" ile evlenmesinden dolayı "Leydi" unvanı aldı.Zijn echtgenote mocht zich "Lady" laten noemen.
Sezon Ted'in Stella'ya evlenme teklif etmesiyle bitmektedir.Stella zegt ja op Teds huwelijksaanzoek.
Ona göre de Önem onunla evlenmedi.Zij wil echter niet met hem trouwen.
Üstelik kızı da, uygun olmayan bir adamla evlenme planları yapmaktadır.Haar dochter wil trouwen met een man zonder geld.
Bir daha evlenmedi.Ze trouwde nooit weer.
Kralın genç ve güzel kızıyla pek çok soylu kişi evlenmek istemektedir.Dan moet de jongste en liefste dochter van de koning aangewezen worden.
Ayrı ırklardan insanların evlenmesi yasaktı.Met het instellen van de wet werd het verboden dat twee personen van verschillende rassen met elkaar trouwden.
Çünkü genç kraliçe henüz evlenmemiş ve çocuksuzdu.Door zijn jonge leeftijd was hij ongehuwd en kinderloos gebleven.
Bu evlenme için anlaşma 2 Mayıs 1381'de imzalanmıştı.De bruiloft werd gehouden in mei 1383.
Tonio Marie ile evlenmek için izin ister.Tony wil graag trouwen met Anne.
Juliet ile evlenmeyi planladığını söyler ve ölümünden dolayı kendini sorumlu tutar.Om dit huwelijk te voorkomen, doet Juliet alsof ze dood is.
Émile evlenme planlarını da sürekli erteler.En naderhand maakt Erik meteen huwelijksplannen.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Bingley vraagt Jane daarna vrijwel onmiddellijk ten huwelijk en Jane is in de wolken.
O, onunla evlenmeye karar verdi.Hij besloot met haar te trouwen.
Onunla evlenmek istiyorum.Ik wil met hem trouwen.
Tom'un evlenme kararı ailesini şaşırttı.Toms beslissing om te trouwen verbaasde zijn familie.
O, onunla evlenmeye karar verdi.Ze besliste met hem te trouwen.
Onunla evlenmektense ölmeyi tercih ederim.Ik wil liever sterven dat met hem te trouwen.
Evli insanlar, evlenmemiş insanlardan daha mutlu.Getrouwde mensen zijn gelukkiger dan ongetrouwde mensen.
Bana evlenme teklif ettiğin zamanı hatırlıyor musun?Weet je nog wanneer je me gevraagd hebt met je te trouwen?
Sana âşık oldum ve seninle evlenmek istiyorum.Ik ben verliefd op je en ik wil met je trouwen.
Eşler, evlenme akdi (nikah) için ehliyete sahip olurlar.Żeński odpowiednik, czy też żony śrawanów to śrawani (trl. śrawaṇī).
Arafat evlenmeden önce elli Filistinli savaş yetimini evlat edindi.Jeszcze przed ślubem Arafat adoptował pięćdziesiąt palestyńskich sierot wojennych.
Diğer bütün durumlarda, çiftin İspanya topraklarında evlenmesi gerekmektedir.W innym przypadku partnerzy muszą wziąć ślub na terytorium Hiszpanii.
Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir.Słuchajcie tego wy, którzy stronicie od podróżnego jako wroga!
İkinci defa vezir Ay ile evlenmesi, Ay'ın firavun olmasını sağlamıştır.Faraon Anedżib przybrał imię Dwaj Władcy (nebui) odnoszące się do rywalizujących ze sobą Horusa i Seta.
Susan onu Hutton ile aldatmıştır ve onunla evlenmek için Edward ile boşanmıştır.Susan zdradziła Edwarda z Huttonem Morrowem, a następnie rozwiodła się z Edwardem, aby poślubić Huttona.
Üçüncü eşinin 1736'da ölümünden sonra bir daha evlenmemiştir.Nigdy nie ożeniła się ponownie po śmierci męża w 1936.
Çocuklarından hiçbiri evlenmedi.Żaden z nich nie ożenił się i nie pozostawił potomstwa.
5 Mayıs 2010'da Temsilciler Meclisi, eşcinsel çiftlere evlenme iznini veren bir yasa tasarısını onayladı.5 maja 2010 roku, Izba Deputowanych przyjęła projekt ustawy legalizującej małżeństwa osób tej samej płci.
Şair Evlenmesi'ni yazdı.Wiersz o wybieraniu żony.
Babalarının evlenmelerini hiç istemediler.Jego rodzice nigdy się nie pobrali.
Soraya ise Rıza Pehlevi’den ayrıldıktan sonra yeniden evlenmedi.Po jej śmierci ożenił się ponownie z Peggy.
Evlenmek isteseler de ikisinin de ailesi bunu istemedi.Oboje chcą się pobrać, ale jego rodzice nie akceptują tego wyboru.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Konwencja stwierdza, że małżeństwo może być zawarte tylko za pełną i swobodną zgodą przyszłych małżonków.
Buna rağmen kral Wallis'le evlenme konusunda kararlıydı.Podczas spotkania wyraził chęć poślubienia Wallis Simpson.
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.Prawdopodobnie Olga była zakochana w kuzynie, chciała również wyjść za mąż za Rosjanina i pozostać w kraju.
Gelin, evlenmek üzere olan veya yeni evlenmiş kadındır.Kiedy wraca, przywozi ze sobą swoją świeżo poślubioną żonę.
Evlenme: Evlenmede bazı devreler vardır.Niektórzy z nas są zaręczeni, niektórzy poślubieni.
Çift, evlenmeye karar verir.Para postanowiła się pobrać.
İkisi de evlenmek istemektedir.Oboje zamierzają się pobrać.
Hayattaki tek amacı aşık olduğu kız Şukufe'yle evlenmektir.W ucieczce pomaga dziewczynie zakochany Shankar.
Eşini 1388’de kaybettikten sonra bir daha evlenmedi.Po jego śmierci w 38 n.e. nie wyszła ponownie za mąż.
İkisinin ilişkisi ilerlemiş ve evlenmeye karar vermişlerdir.Kiedy oboje poznali się bliżej, postanowili się pobrać.
Bir daha evlenmedi.Nigdy więcej nie wyszła za mąż.
Eşinin ölümünden sonra, Abide bir daha evlenmedi.Po śmierci żony nie ożenił się ponownie.
Octavia bir daha evlenmedi.Veronica już nigdy nie wyszła za mąż.
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Według obowiązującego prawa, muzułmańska kobieta nie może poślubić chrześcijanina.
Peri Dünyasında devler ve perilerin evlenmesi kesinlikle yasaktır.W krainie baśni małżeństwa pomiędzy wróżkami i ogrami są zakazane.
Önce Dido ona soğuk davranır ama sonra onun evlenme teklifini kabul eder.Alma początkowo się waha, ale zgadza się wyjść za mąż.
Hiç evlenmedi, yalnız yaşadı.Nigdy się nie ożenił, zmarł bezpotomnie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod