Demetrius - Hermia'nın aşığı, onunla evlenmek isteyen genç Jean Muir ...Demétrio, apaixonado por Hérmia; Jean Muir ....
Kraliçe, 30'lu yaşlarına gelmiş ama hala evlenmemiştir.O seu marido viveu mais vinte-e-sete anos do que ela, mas nunca se voltou a casar.
Bu olay onun sonraki yaşamını derinden etkiledi ve bir daha asla evlenmedi.O seu marido ficou muito afectado com a sua morte e fez luto o resto da vida, nunca mais se voltando a casar.
Ona göre de Önem onunla evlenmedi.Acho que ele não se queria casar.
Eşinin ölümünden sonra, Abide bir daha evlenmedi.Depois que seu marido morreu, ela nunca se casou novamente.
Valentina ve Jose Miguel evlenmeye karar verir.Estela e João Caetano viriam a se casar.
Vespasian Romalılar tarafından esir alınmış olan başka bir Yahudi kadın evlenmesine yardım etti.Vespasiano arranjou-lhe um casamento com uma mulher judaica que também fôra capturada.
Üstelik kızı da, uygun olmayan bir adamla evlenme planları yapmaktadır.Teve também uma filha, antes de se casar, com mulher incógnita.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Dias depois Bingley propõe casamento a Jane.
Genç bir kızla evlenmek zorunda kalan yaşlı bir adamın öyküsü.A canção fala a respeito de uma jovem garota que envolve-se com um homem casado.
Kral Felipe’nin Maria Tudor ile evlenmesinden sonra İngiltere ile İspanya müttefik olacaktır.Após o casamento do Rei, com Maria Tudor, a Inglaterra e Espanha se tornaram aliados.
Nikola Tesla hiç evlenmemiştir.Tesla nunca se casou.
Bir daha evlenmedi.Nunca voltou a se casar.
Öğrenim durumu da ilk evlenme yaşı üzerinde etkilidir.A educação é positivamente correlacionada com a idade de casamento.
O, Tom'la evlenmemesi için kızını ikna etti.Ele convenceu a filha dele a não se casar com Tom.
O, kızımla evlenmek istiyor.Ele quer se casar com a minha filha.
Tom benle evlenmek istediğini söyledi.Tom disse que quer casar comigo.
Fadil, Layla'yla evlenmek için söz verdi.Fadil prometeu casar-se com Layla.
Fadil, Leyla'nın kendisiyle evlenmesini istiyordu.Fadil queria que Layla se casasse com ele.
Mary, Tom'dan daha iyi birini bulamazsa, onunla evlenmeye karar verdi.Mary decidiu que se casará com Tom, se não encontrar ninguém melhor.
Tom ve ben ekim ayında evlenmeyi düşünüyoruz.Tom e eu pretendemos nos casar em outubro.
Televizyonda evlenmek kolay peki ya sonrası?Hierna trouwden zij live op televisie.
Eşler, evlenme akdi (nikah) için ehliyete sahip olurlar.Vandaar dat men een onderscheid maakt tussen huwelijken cum (met) en sine manu (zonder manus).
Glenn daha sonra Maggie'ye evlenme teklif eder ve Maggie kabul eder.Glenn vraagt Maggie ten huwelijk en trouwt met haar.
48 yılında Messalina ölünce, Claudius dördüncü defa evlenmeye karar verdi.In 48, na de executie van Messalina, overwoog Claudius al snel weer (voor de vierde keer) te hertrouwen.
İkisi de evlenmediler.Beiden waren zij ongehuwd.
Günah çıkarılmaz, evlenme yasağı yoktur.Er is geen huwelijk wanneer er geen toestemming is (art.
Bu derslerden birisi esnasında Laura' ya evlenme teklifi yaptı.Tijdens een van deze lessen vroeg hij haar ten huwelijk.
Claudiyo evlenmek istediğini çok açıkça belirtmesine rağmen Angelo onu idama mahkûm eder.Hoewel hij bereid is om met haar te trouwen, veroordeelt Angelo hem ter dood.
Bir ziyafet sırasında, Amneris ve Radames, firavunun yedi gün içinde evlenmelerini emrettiğini öğrenirler.Bij een banket maakt de farao bekend dat Radames en Amneris over zeven dagen zullen trouwen.
Çocuklarından hiçbiri evlenmedi.Geen enkele van zijn dochters trouwde.
Nero'nun ölümünün ardından, Otho 69 yılında öldürülmeden önce onunla evlenmeye söz vermiştir.Na Nero's dood beloofde Otho met haar te trouwen.
Çocuğu olmayan oyuncu bir daha hiç evlenmemiştir.De nog jeugdige componist hertrouwde niet.
Evlenmeye karar verirler.Ze besluiten te trouwen.
Yine biri ile evlenmek ister.Ze willen weer met elkaar trouwen.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Zoya wil uit liefde trouwen.
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Een christelijke of joodse man mag geen moslimvrouw huwen.
Armıda amcasından Kont'la bir evlenme yapabilmek için izin vermesini ister.Anna krijgt hierna toestemming te trouwen met de graaf.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Jewel Courage wil trouwen met een rijke man.
Kilise evlenmeden birlikte yaşamayı tasvip etmez.De kerk erkent het huwelijk niet.
Evlenme yaşı ya da evlilik yaşı, bir kişinin evlenmesine kanunen müsaade edilen yaştır.De huwelijksleeftijd is de leeftijd waarop men een huwelijk mag aangaan.
Ölümünden sonra amcasından gelen baskılara rağmen bir daha asla evlenmedi.Na zijn dood zou ze, hoewel haar oom daarop aandrong, niet hertrouwen.
Burada Nathan, Haley'e yeniden evlenme teklif eder.Nathan vraagt Haley opnieuw ten huwelijk om hun geloften te vernieuwen.
Babalarının evlenmelerini hiç istemediler.Haar ouders zijn nooit getrouwd geweest.
Evlenme kontratının imzalanmak için herkes içeriye gider.Alles wordt in het werk gesteld om de meisjes uit te huwelijken.
Tyndall 55 yaşına kadar hiçbir zaman evlenmedi.Hauxwell was tot haar vijfenzestigste nooit in het buitenland geweest.
Bundan başka, Kral evlenmeden önce onun metresi olduğunu da açıklar.Hij was ook een kung fu–beoefenaar voor hij met haar trouwde.
Bir gün, Elizabeth’e ani şok edici bir evlenme teklifi yapar ve anında reddedilir.De volgende dag doet Collins Elizabeth een huwelijksaanzoek, maar ze weigert hem resoluut.
Babası Geronimo da büyük kızını kont ile evlenme fikrinden caydıramaz.Haar vader Gerard is niet zo blij met de Dreamboy.
Onunla evlenmeye karar verir fakat nişan yüzüğünü almanın bir yolunu bulması gerekir.Hij besluit om aan Kelly een huwelijksaanzoek te doen en koopt een verlovingsring.
Bunun karşılığında kızıyla evlenmek istiyordu.In ruil zou hij met haar huwen.
Sucre ise Maricruz’un, kuzeni Hector’la evlenmesini engellemek için Las Vegas’a gider.Sucre komt aan in Las Vegas en gaat naar de kerk voor het huwelijk van Maricruz en Hector.
Genç bir kızla evlenmek zorunda kalan yaşlı bir adamın öyküsü.De film gaat over een man die trouwt met een rijk meisje.
21:7 Bir Kohen kirletilmiş kadınla evlenmemeli Lev.Paul Rodenko: Trouw nooit met een heks 21.
Filmin sonunda çift evlenmeye karar verir.Aan het einde van de film trouwen de twee zelf ook.
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Hij is niet getrouwd en woont nog bij zijn moeder.
Longbourn’e varışından kısa bir süre sonra Elizabeth’e evlenme teklif eder.Hij besluit Elizabeth ten huwelijk te vragen om Longbourn in de familie te houden.
Bu kanunname, insanların kız kardeşleriyle evlenmesini yasaklamıştır.Het was echter volgens hun wetten verboden met ze te trouwen.
Maçtan sonra Cena, Nikki'ye evlenme teklifi etti ve o da evlenme teklifini kabul etti.Na de match vroeg Cena Nikki Bella ten huwelijk.
Hope'a evlenme teklif eder.Hij manipuleerde Hope om met hem te trouwen.