1185'te II. İsaakios yeniden evlenmeden ya ölmüştür ya da boşanmışlardır.Su tercer hijo nació en 1182 o 1183 y ya estaba muerta o divorciada en 1185, cuando Isaac se volvió a casar.
Çocuğu olmayan oyuncu bir daha hiç evlenmemiştir.No tuvieron hijos, y la actriz no volvió a casarse.
Maçtan sonra Cena, Nikki'ye evlenme teklifi etti ve o da evlenme teklifini kabul etti.Después de la lucha, Cena le propuso matrimonio a Nikki.
Lâkin Helena (Hafsa Hatun)'na aşık olmustur ve onunla evlenmek istemiştir.Elena se enamora de él pero quiere casarse.
XII Nolu Sözleşme: Evlenme ile Nesep Düzeltilmesi Hakkında Sözleşme.Artículo 32: derecho a contraer matrimonio.
Tekrar evlenmedi.Volvió a casarse.
Ertesi gece Raw'da Bryan, AJ'e evlenme teklifi etti ve AJ, evlenme teklifini kabul etti.Después de la lucha, Bryan le pidió matrimonio a AJ y esta aceptó.
Evlenmeye zorlanan çift nikahtan hemen sonra birbirinden ayrılırlar.Dos personas que no se conocen se encuentran casadas de la noche a la mañana.
Lavinia bir daha görüşemeyeceklerini çünkü evlenmek üzere olduğunu söyleyip gider.Valentina le dijo que se volverían a ver, y se casarían.
Çift 1978'de boşandı, ve Margaret bir daha evlenmedi.Laurie se divorció en 1981 y no ha vuelto a casarse.
Semih, Betül ile evlenmekte ısrarlıdır.Los demás brindan con ponche por el matrimonio.
Ancak kızının evlenmesi, yalnızlığını pekiştirmiştir.Pero ni siquiera la llegada de su hija la hizo feliz.
Çöpçatan, Evlenmelerde aracılık eden kimse.Gente que vino a mi boda.
Evlenmeye karar verirler.Ellos planean casarse.
Hiç evlenmedi, yalnız yaşadı.Hombre solitario, no se casó.
Yeniden evlenmek isterler ve hülleye başvururlar.Podían casarse de nuevo si enviudaban.
Hülya ile birbirlerine aşıktırlar, her ne kadar Mehmet Emir evlenmelerine engel olmak istese de olamamıştır.En ella hay hombres que aman ser purificados; y Dios ama a los que se purifican.
Ayrı ırklardan insanların evlenmesi yasaktı.En algunos países, estaba prohibido casarse con alguien de una raza diferente.
Hiç evlenmemiş ve bir aşk söylentisinde adı geçmemiştir.Él nunca se casó, y no se conoce ningún vínculo romántico a largo plazo.
Agenor bu iki evlenme planının uygulanmasını büyük azaplar çekerek hazırlamaktadır.Hepburn confesó que el fracaso de estos dos matrimonios le hizo sufrir mucho.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Está empeñada en que Tsukushi se case con un hombre rico.
İskoçya Kralı'nın kızıı olan Ginevra Ariodante ile evlenmek uzere nisanlaidir.Ginevra, hija del Rey de Escocia, es prometida en matrimonio a Ariodante.
Ona göre de Önem onunla evlenmedi.Nadie asegura que se halla casado con ella.
Fırat'ın üzerine düşen de Zilan'la evlenmektir.Pero el problema es que yo me casé con Celia...
Hiç evlenmeyen Mitchell, hayatı boyunca ailesine yakın yaşamıştır.Daniel fue ciego y vivió con su familia toda su vida.
Genç bir kızla evlenmek zorunda kalan yaşlı bir adamın öyküsü.Narra una historia de amor entre un hombre casado con una muchacha de un pequeño pueblo.
Bekar olan Thibodeau, hiç evlenmemiştir.Brookner, hija única, nunca se casó.
Elizabeth aşk için evlenmek arzusundadır.Roberta se enamora de él.
Üçüncü eşinin 1736'da ölümünden sonra bir daha evlenmemiştir.No volvió a ser el mismo hasta después de que su esposa murió en 1836.
O, yirmi yaşına kadar beş kez evlenme teklifi aldı.Ha ricevuto cinque proposte di matrimonio prima di compiere vent'anni.
O, kızımla evlenmek istiyor.Vuole sposare mia figlia.
Onun gibi biriyle evlenmek isterim.Vorrei sposare qualcuno come lei.
Burada Nathan, Haley'e yeniden evlenme teklif eder.Intanto, Nathan chiede nuovamente a Haley di sposarlo.
Olga bir Rus'la evlenmek ve vatanında kalmak istedi.Ol'ga però avrebbe preferito sposarsi con un russo e rimanere nel proprio Paese.
Çocuklarından hiçbiri evlenmedi.Nessuno dei figli si sposò.
18:19 Yahudi olmayanla evlenme Deut.18:19 162-52NV - Non sposarti con chi non è ebreo. - Deut.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Il matrimonio potrà essere concluso soltanto con il libero e pieno consenso dei futuri coniugi.
İki etnik grup arasında yüksek düzeyde etkileşim ve karşılıklı evlenmeler vardı.Entrambi i gruppi etnici avevano un alto livello di interazione ed un alto tasso di matrimoni interetnici.
Ne var ki Tracy terbiyeli bir centilmen olan George Kittredge ile evlenmek üzeredir.Tracy, comunque, sta per risposarsi con George Kittredge, un ricco uomo d'affari che si è fatto da sé.
Eşler, evlenme akdi (nikah) için ehliyete sahip olurlar.Ochùn o Oshùn: Il corrispettivo femminile di Changò (di cui è amante).
Hem evli hem de evlenmemiş kadınlar giyebilir.Può essere indossato sia da donne sposate che da donne nubili.
Zeki Müren hayatı boyunca hiç evlenmedi.Zeki Müren non si sposò mai.
Glenn daha sonra Maggie'ye evlenme teklif eder ve Maggie kabul eder.Glenn allora chiede a Maggie di sposarlo, e lei accetta.
Televizyonda evlenmek kolay peki ya sonrası?L'esordio in televisione è di poco successivo.
Ayrı ırklardan insanların evlenmesi yasaktı.Le rappresentazioni di relazioni fra persone di razze diverse erano proibite.
Bir daha evlenmedi.Non volle mai più risposarsi.
Barınkay ona resmen evlenme teklifi yapar.Infine gli fa la proposta di matrimonio.
Mary'ye birçok öneri sunuldu ve Mary İspanya Prensi II. Felipe ile evlenmeye karar verdi.Maria tuttavia aveva ben altri progetti e alla fine decise di sposarsi con Filippo II di Spagna.
Bir gün komşularından birini ziyaret eder ve üç kızından biriyle evlenmek istediğini bildirir.Una notte un uomo va a visitare la sua ex moglie e scopre che intende sposare un suo vecchio amico.
Evlenme yaşı 15 ila 22'dir.Le ragazze avevano dai 15 ai 22 anni.
İki genç birbirine aşık olmuşlar ve evlenmeye karar vermişlerdir.Ma i due giovani finiscono per innamorarsi davvero e decidono di sposarsi.
Arya Stark kılığına girmeye ve Ramsay Bolton’la evlenmeye zorlandırıldı.Nel quinto romanzo viene spacciata per Arya Stark e costretta a sposare Ramsay Bolton.
70'te kendisiyle evlenmesi için Domitia Longina'yı boşanmaya zorladı.Nel 70 Domiziano fece in modo di provocare il divorzio di Domizia Longina allo scopo di sposarla.
Birbirlerini tanımadan evlenmelerine rağmen 20 yıl mutluluk içinde yaşamışlardır.Si incontrano di nuovo dopo vent'anni, ma ignorano i loro legami di sangue.
Tyndall 55 yaşına kadar hiçbir zaman evlenmedi.Nathan Never compie questo mese 25 anni.
Ona evlenme teklifi eder ve Bahar bunu reddeder.Lui le chiede se lei è sposata, e la donna le risponde con un sì.
Halime Sultan ile evlenmek ister.Tony vorrebbe sposare Hilde.
Charlie onu bulur ve yine kandırarak evlenmeleri için ikna etmeye çalışır.Tom la nasconde e in seguito decide anche di assumerla.
Jack'in geleceğinde ise Jack, Kate'e evlenme teklif eder.Su consiglio di Jack, la ragazza dice di essere sposata.
Böylece İsveç, ülke genelinde eşcinsel çiftlere evlenme hakkı tanıyan yedinci ülke oldu.La Francia è diventato il tredicesimo paese nel mondo a permettere alle coppie omosessuali di sposarsi.