Ana içeriğe geç
Sözlük

ettirmek ile cümle

ettirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Omozukai adı verilen bu başkuklacı, sağ elini ise kuklanın sağ elini hareket ettirmek için kullanır.Nghệ sĩ rối chính, omozukai, dùng tay phải để điểu khiển tay phải con rối.
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.Nhạc sĩ vẫn tiếp tục sáng tác.
Bir mıknatısa temas ettirmek veya mıknatısın bir kutubuna sürtmek.Muốn nhốt hay muốn nuốt công trình vào mồm?
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Bộ phận giúp máy bay xoay ngang qua trái hay phải.
Fortran 95 : Fortran 95 ile dil hala evrimini devam ettirmektedir...Fortran 95 cho phép hàm được chỉ định "thuần túy".
Beste tamamlandıktan sonra sanatçı eseri Rusya’da bale tiyatrolarına kabul ettirmekte zorlandı.Nếu tại Anh, ông nổi tiếng vì tài chơi guitar thì tại Nga, ông nổi tiếng vì các tác phẩm ballet.
Hâlen bilim, gelişimi devam ettirmektedir.Văn hoá, khoa học được phát triển.
Jeneratörü çalışmaya devam ettirmek için Dale ve Billy, araba parkına benzin almaya gider.Ben và Tom sau đó đi để tiếp nhiên liệu cho xe tải của Ben.
Şu sıralar maddenin geliştirilmesi işini Surrey NanoSystems şirketi devam ettirmektedir.現在は、Surrey NanoSystemsで開発が進められている。
Jeneratörü çalışmaya devam ettirmek için Dale ve Billy, araba parkına benzin almaya gider.夕闇迫る中で、発電機を動かすためにビリーとデールは駐車場の車からガソリンを回収しはじめる。
Bu iki heykeltıraş ve mimarın işi Venedik'te Gotik mimariyi örnek teşkil ettirmekti.彫刻家・建築家であったこの2人の仕事は、ヴェネツィアにおけるゴシック様式建築の縮図となっている。
Fortran 95 : Fortran 95 ile dil hala evrimini devam ettirmektedir...LAPACK95: Fortran 95用。
Nesneleri hareket ettirmek için, iş/zaman niceliği mesafe/zaman ya da sürat olarak hesaplanır.速度と言っても正確には移動距離と考える方がよい。
Aynı zamanda kendinin büyük bir ordu komutanı olduğunu herkese kabul ettirmek istemekteydi.総大将でなければ彼に付いていきたかったらしい。
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.多くのユダヤ人達が彼等のもとにとどまった。
Ova günümüzde de gelişimini devam ettirmektedir.現在においても、進化し続けている。
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.この成功にあやかろうと多くの追随者が出てきた。
Jainistler hâlâ antik Şraman'ı (श्रमण) - bir tür sofu (çileci) gelenek - devam ettirmektedirler.シク教徒には、ラージプート(王族の一種)の武術があり、古くからの伝統があった。
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.芸能人は続けている。
Bazille 1859'da tıp eğitimine başladı ve eğitimini devam ettirmek için 1862'de Paris'e taşındı.1859年巴齐耶开始学医,1862年来到巴黎继续学习。
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.專門護持行者出世間之成就。
Yapabilecekleri tek şeyin, hastayı ölene kadar rahat ettirmek olduğunu kabul ettiler.否则可以持续缓和镇静,直到病人死亡为止。
Sadece ayağı incinmiş olan Chance'i tedavi ettirmek üzere köşklerine davet eder.今复敢以腿疾呈请回京医治。
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.이 종들을 보전하기 위한 노력이 진행 중이다.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.1184년 초 보두앵은 시빌라와 기가 맺은 혼인을 무효화 시키려고 하였다.
Hayatını dövme yaparak devam ettirmektedir.나는 생명을 끊는 것을 계속 생각해 왔습니다.
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.האמנית ממשיכה להציג עבודות בנושא זה.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.בסך הכל זכו מאמצים משולבים אלו להצלחה.
Kariyerini devam ettirmek adına Avrupa'ya geldi ve Britanya kökenli Barloworld takımına katıldı.След това се мести в Европа, за да продължи кариерата си, като се присъединява към отбора Barloworld.
Bu yüzden sportif etkinliklerini Bakü'de devam ettirmektedir.Спортните успехи го съпътстват и тук.
Hayatını Amerika Birleşik Devletleri'nin Seattle şehrinde devam ettirmektedir.Прекарва живота си в района на Сеатъл.
O zamandan beri suça karşı tek kişilik bir savaşı devam ettirmektedir.Od tada djeluje jedino selekcija veterana.
Şu anda Berde şehri Yeni Taşkent köyünde yaşıyor ve edebi fealiyetini devam ettirmektedir.Sada živi u blizini Siska u selu Žažina i bavi se književnim radom.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, adetlerini halen devam ettirmektedirler.Existujú stále bez ohľadu na to, či sa nimi práve prenášajú nejaké dáta.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Številčno si judovstvo še ni opomoglo.
1973 yılından beri mesleki kariyerini serbest mimar olarak devam ettirmektedir.Od leta 1972 je nadaljevala svojo ustvarjalno pot kot svobodna umetnica.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Ustvarjeni so bili pogoji za uspehe, ki so sledili.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Tą sėkmę įtvirtino naujais pasiekimais.
Ancak Çepni inancı olan Bektaşiliği devam ettirmektedirler.Iš dalies tikėjimo nuostatas vis dar tebeveikia pagonybė.
General Wrangel, anılarında Ungern-Sternberg'ü terfi ettirmekten çekindiğini söylemektedir.Kindral Peter von Wrangell on oma memuaarides märkinud, et ta kõhkles Ungern-Sternbergi edutamisel.
Böylece Papa temsilcisi Adhemar Bizanslılarla iyi ilişkileri devam ettirmek niyetini göstermekte idi.Patriarh teatas paavstile siiski soovist saavutada soodsamaid suhted.
Hâlen bilim, gelişimi devam ettirmektedir.Siis aga on raske näha teaduse arengut kasvuna.
Ancak David Gilmour Pink Floyd adını devam ettirmek istedi ve davayı kazandı.David Gilmour jätkas siiski koos Nick Masoniga Pink Floydi nime all tegutsemist.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, adetlerini halen devam ettirmektedirler.Kuigi täna on need kindlakskujunenud saared, jätkavad mõned neist liikumist.
Ancak Çepni inancı olan Bektaşiliği devam ettirmektedirler.(2) Segamatu usu ellu viimine garanteeritakse.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Aber das Problem ist, man wird hungrig, das ist nur schwer zu ignorieren.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Dar problema este ca ti se face foame, si astfel este dificil sa mentii dieta respectiva.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.하지만 문제는 배고픔을 이겨내기 힘들다는 겁니다.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Maar het probleem is dat je honger krijgt, dus het is moeilijk slank te blijven.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Ma il problema è che avrete fame, quindi è difficile essere costanti.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Mais le problème, c'est que vous avez faim, donc c'est difficile de s'y tenir.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Men problemet er, man bliver sulten, så det er svært at holde det ud.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Nhưng vấn đề là, bạn đói, và rất khó phớt lờ nó.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Pero el problema es que nos da hambre, y es difícil resistirse.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Problemem jest to, że stajesz się głodny, a to ciężko zignorować.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Αλλά το πρόβλημα είναι, θα πεινάσετε, άρα είναι δύσκολο να κρατηθείτε στο ίδιο βάρος.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Но проблема в том, что вы останетесь голодным, а с этим трудно бороться.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Но проблема, е че когато огладнеете, е много трудно да я спазвате.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.אבל הבעיה היא שנעשים רעבים, ואז קשה להתמיד.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.ولكن المشكلة هي أنك تجوع لذلك من الصعب عليك الإلتزام والإستمرار.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod