Tarihsel olarak ise, LiveJournal'da oluşan bir kültür mirasını devam ettirmektedirler.Er is een ingebouwde client voor LiveJournal.
İlk yaptığı işlerden biri, önemli bölgelere kaleler inşa ettirmek oldu.Zijn eerste werken waren afstandelijke hardstenen bouwsels geïnspireerd op basale bouwwerken.
Yaşamını Kanada Motreal'de ve İstanbul'da devam ettirmektedir.Hij brengt zijn leven door tussen Parijs en Montreal (Canada).
Fakat Batı yaşantı ve kültürü kendini içten içe kabul ettirmektedir.Religia i powstanie kultury zachodniej, przeł.
Halen Karagöz ile ilgili çalışmalarını devam ettirmektedir.KRRiT nadal walczy z Twoim Radiem Wałbrzych.
Kendisine ait mekanlarda uyuşturucu imal ettirmektedir.Znaleziono dowody używania narkotyków w jego pokoju.
Bu iki heykeltıraş ve mimarın işi Venedik'te Gotik mimariyi örnek teşkil ettirmekti.Dessa två arkitekter och skulptörer är goda representanter för den venetianska gotiska stilen.
Grup, hâlen çalışmalarını Suburban Noize Records altında devam ettirmektedir.Gruppen har skivkontrakt med Suburban Noize Records.
Nomura'ya dönmek ve çalışmalarını burada devam ettirmek istemiştir ve bu isteği onaylanmıştır.Denna gång tackade han nej. Han ville återvända till Nomura och fortsätta sitt arbete där.
2003 verilerine göre nüfusun %64'ü günlük 1 Dolar'dan daha az bir kazanç ile yaşamını idame ettirmektedir.За даними доповіді 2009 р., близько 42 % населення живе на менш ніж $1 на день.
Sanatçı halen çalışmalarını devam ettirmektedir.Художник продовжив роботу над нею.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.І тут йому супроводжує успіх.
Amaçları İsrail’in Yahudi çoğunluğunu devam ettirmekti.Саме цього і прагнули єврейські більшовики.
On yıl sonra Sergius, Hollywood'da figüran olarak hayatını idame ettirmektedir.Десять років потому Сергій живе в злиднях, працюючи статистом в Голлівуді.
Grup, hâlen çalışmalarını Suburban Noize Records altında devam ettirmektedir.Наразі є підписантом Suburban Noize Records.
Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.Trvale byl do místní samosprávy volen jako nezávislý.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.V jejich rodinách se však nepřestaly tajně udržovat některé židovské obřady.
Ülkede Chabad örgütü bulunmaktadır ve cemaat içindeki Yahudi yaşamını idame ettirmektedir.Kfar Chabad obývají Židé, přičemž osídlení v tomto regionu je etnicky převážně židovské.
2009 ve 2014 yıllarında girdiği yerel seçimleri kazanarak belediye başkanlığını devam ettirmektedir.V komunálních volbách v roce 2010 a 2014 svůj mandát obhájila.
Şu sıralar maddenin geliştirilmesi işini Surrey NanoSystems şirketi devam ettirmektedir.În prezent substanța este dezvoltată de Surrey NanoSystems.
Bunu üzerine bu antlaşmayı Mısır'a kabul ettirmek için zorlamalar kullanılması gerekmiştir.A trebuit să treacă mult timp pentru ca aceste prevederi să devină obligatorii și în acest stat indian.
Bir mıknatısa temas ettirmek veya mıknatısın bir kutubuna sürtmek.O engramă sau ceva din capul meu...
Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.A lucrat în continuare ca senator independent.
Hâlen bilim, gelişimi devam ettirmektedir.Progresul științific continuă, cu toate acestea.
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Girația schimbă poziția botului avionului la stânga sau la dreapta.
Tom Mary'ye zorla kabul ettirmek istemiyordu.Tom nu a vrut să o împingă pe Mary să accepte.
Tom Mary'ye zorla kabul ettirmek istemiyordu.Tom nu a vrut să o forțeze pe Mary să accepte.
Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.Parlamenti munkáját független képviselőként folytatta tovább.
Baudouin, bu geleneği devam ettirmek istiyordu.Béda ezt a hagyományt folytatta tovább.
Tank çok yavaş ve dümeni hareket ettirmek çok zordu.A hajó lassan mozgott és túl nehéz volt ahhoz, hogy evezzék.
Hâlen bilim, gelişimi devam ettirmektedir.A tudományban fejlődés, ismeretnövekedés van.
Bu grubun amacı; WWF'i ve onun başkanı Vince McMahon'ı iflas ettirmekti.A csapat ezután Shawn Michaelsszel, valamint a WWE elnökével, Vince McMahonnal került viszályba.
Beydoğan köyünde şu an 5-6 aile bulunmakta ve yaşamını devam ettirmektedirler.Jelenleg már csak kb. 5-6 evangélikus vallású család él a településen.
Bu başarısını bugün de devam ettirmekte ve en iyi kompakt GTI'lardan kabul edilmektedir.Jelenleg tárgyalást folytat, hogy a nagy sikerű Glee-ben is szerepeljen.
Mahalleye yerleşen halk eski geleneklerini sürdürmeyi devam ettirmektedir.A települést népszerűsítő rendezvények, a régi szokásokat elvénítik fel.
Halen Ankara'da iş hayatını idame ettirmektedir.Ez tönkretette Antwerpen kereskedelmi tevékenységét is.
On yıl sonra Sergius, Hollywood'da figüran olarak hayatını idame ettirmektedir.Évekkel később Sergeus Alexander nagy szegénységben él Hollywoodban.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Cvinek elsősorban a budai zsidóságban volt sok követője.
General Wrangel, anılarında Ungern-Sternberg'ü terfi ettirmekten çekindiğini söylemektedir.Kenraali Wrangel mainitsi muistelmissaan, että häntä arvelutti ylentää Ungernia.
Armi, Ozan'ı her şeyi itiraf ettirmek için affeder.Hän kuitenkin haluaa Saulin unohtavan koko jutun.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Hän on pyrkinyt nostamaan seuran vastaavanlaiseen menestykseen.
Ancak David Gilmour Pink Floyd adını devam ettirmek istedi ve davayı kazandı.David Gilmour on kieltänyt jyrkästi enää lähtevänsä kiertueelle Pink Floydin nimellä.
George R. R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı serisini Türkçeye çevirerek adından sıkça söz ettirmektedir.Στη σειρά βιβλίων Το Τραγούδι της Φωτιάς και του Πάγου του Τζωρτζ Ρ.Ρ. Μάρτιν γίνεται συχνά αναφορά στο ζώο.
Görevini bağımsız Milletvekili olarak devam ettirmektedir.Μετέπειτα συνέχισε την πορεία της ως ανεξάρτητη κοινότητα.
Sapma hareketi uçağın burnunu sağa ya da sola hareket ettirmektir.Η εκτροπή μεταβάλλει την διεύθυνση της πλώρης του αεροσκάφους, προς τα αριστερά ή τα δεξιά.
Bu genişleme Afrika levhasını kuzeydoğu yönünde hareket ettirmektedir.Αυτή η επέκταση μετακινεί την αφρικανική πλάκα σε βορειοανατολική κατεύθυνση.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Flere af dem havde jødisk baggrund.
Mahallede bu döneme ait vakıf arazileri halen varlığını devam ettirmektedir.Den eksisterende lovlige anvendelse af ejendomme i området kan fortsætte som hidtil.
Baudouin, bu geleneği devam ettirmek istiyordu.Berchtold fortsatte denne politik.
Baudouin, bu geleneği devam ettirmek istiyordu.Balduin ønsket å fortsatte denne tradisjonen.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Det ble vanskelig for dem å følge opp suksessen.
31 Mayıs'ta Abdullah liderliğini devam ettirmek için Bağdat'a geri uçtu.Den 29. januar begynte mongholenes beleiring av Bagdad.
Kendisine ait mekanlarda uyuşturucu imal ettirmektedir.Kjemper en innbitt kamp mot narkotika i egne rekker.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, adetlerini halen devam ettirmektedirler.Til tross for sin pensjonering fortsatte ha å skru sammen klokker, en del av disse har overlevd.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.Pada awal bulan 1184, Baudouin berusaha untuk membatalkan pernikahan di antara Sibylla dan Guy.
Bu başarıları devam ettirmek için buradayım.Yang sulit adalah mempertahankan prestasi tersebut.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, âdetlerini devam ettirmektedirler.Setelah berhari-hari di tempat itu merasa aman, maka mereka memutuskan untuk tinggal di tempat itu.
Ova günümüzde de gelişimini devam ettirmektedir.Hingga saat ini pun masih terus dilakukan pengembangan.
Kariyerini devam ettirmek adına Avrupa'ya geldi ve Britanya kökenli Barloworld takımına katıldı.Anh chuyển đến châu Âu để tiếp tục sự nghiệp của mình, tham gia vào nhóm đóng ở Anh, Barloworld.
Şu sıralar maddenin geliştirilmesi işini Surrey NanoSystems şirketi devam ettirmektedir.Hiện tại, Vantablack đang được phát triển bởi công ty Surrey Nanosystems.