Her biri tekrar dallanarak etrafa yayılır.Abóbada esferoidal de volta inteira.
Masalar etrafa dağılmış.São correntemente cortadas em redondo.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Ele se tornou forte e começou a usar a força sem entendê-la, nem saber controlá-la.
Odadakiler etrafa dağılılar.Ze zijn op doorsnede rond.
Sonra bu buz blok erir ve etrafa korku salar.Deze gletsjer is steil en er komen geregeld ijsverschuivingen voor.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Elisabeth at en dronk nauwelijks, en het werd als een wonder beschouwd dat ze in leven bleef.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.In het huis is het bijzonder bedompt en er hangt een merkwaardige geur.
New Mexico bayrağının üzerinde etrafa ışık saçan kırmızı bir güneş görürüz.Na fladze Nowego Meksyku widzimy czerwone słońce z promieniami wychodzącymi od niego.
Sürekli etrafa buzlar dağıtır.Lodowiec systematycznie się cofa.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.Istota rzekomo zostawiło po sobie także dziwny szlam o nieprzyjemnym zapachu.
Masalar etrafa dağılmış.Fröna är nästan runda.
Şarjörlü tabanca ateş ettikçe patlamış fişek kovanlarını etrafa döker.Han kan kasta eldbollar när han snurrar.
Oyun içi mekanlarda gazete sayfaları bir hayli etrafa saçılmıştır.В ігрових локаціях «розкидано» доволі багато паперових газетних листів.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Він поважав і неживу природу: намагався не наступати на воду і почитав скелі.
Oyunda etrafa rastgele konumlandırılmış yüzükler bulunmaktadır.Po úrovni jsou náhodně umístěné zlaté prsteny.
Radyoaktif ışıma: Patlama anında etrafa alfa, beta ve gama ışınları yayılır.În funcție de radiația emisă putem avea dezintegrare alfa, beta sau gama.
Etrafa ciyak bir kızılımsı sarı renkte parlaklık saçar.Fekete légzőnyílásait sárga gyűrű veszi körül.
Etrafa önceden yerleşen aşiretler toplanarak oluşturuluyor.Στην περιοχή που συναντώνται σχηματίζουν μέτωπο.
Oyun içi mekanlarda gazete sayfaları bir hayli etrafa saçılmıştır.Σε μια πανσιόν το ηλικιωμένο ζευγάρι των ιδιοκτητών διαβάζει θορυβημένο τα νέα.
Kulaklarını etrafa çevirebilirler.Det kan drejes hele horisonten rundt.
Otobüsten iner ve etrafa bakınır.Man rejser ud og ser sig omkring.
Etrafa kapalı kalan Mısır'ın aksine Yunanistan dışarıdan gelen kuvvetlerin sürekli tehdidi altındaydı.I motsetning til det isolerte Egypt, ble Hellas jevnlig herjet av eksterne makter.
Bacak aralarından kafalarını çıkarıp etrafa bakarlarsa daha iyi olacaktır.Jadikanlah kedua matanya yang lebih baik dan lebih elok serta tajam penglihatannya.”
Kapsül şeklindeki meyveleri olgunlaşınca,kapsül açılarak tohumları etrafa saçılır.Buah berbentuk kapsul, jika sudah masak kapsul akan merekah.
Oyunda etrafa rastgele konumlandırılmış yüzükler bulunmaktadır.Pada saat tertentu, cincin yang berputar itu ditekan.
Odadakiler etrafa dağılılar.Disana mereka berpencar.
Volkanik kül mayınları etrafa zehir saçtı.Loài kiến nổ Malaysia này có chất độc khắp cơ thể.
Hiçbir şey hatırlamadığı için etrafa tuhaf tuhaf bakar.^ 遠目ではよく分からなかったため、不評であった。
Bacak aralarından kafalarını çıkarıp etrafa bakarlarsa daha iyi olacaktır.牠們的眼睛相當大,方向往前,顯示牠們擁有相當好的立體視覺。
Gığılı gözünü kapar ve haberci de onun etrafa bakınmamasına gözcülük eder.酒保簡直不明所意,只管瞪眼望著他。
Hızlıca çantasını alırken çanta açılır ve içindeki tüm paralar etrafa saçılır.一个打开的袋子里面装着偷来的钱,那些钱被风吹得周围都是。
Otobüsten iner ve etrafa bakınır.הייתי לוקח אותה מאחורה באוטובוס ו...
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.כאשר שקע במצב זה הפסיק לראות את האנשים סביבו ולא היה מסוגל לאכול ולשתות.
Etrafa bakınmak için TARDIS'ten çıkar ve o sırada Chang Lee'yi kovalayan gangsterler Doktor'u vurur.בלילה ולוצירפטורים שיוצאים לצוד הורגים את קינג.
Hızlıca çantasını alırken çanta açılır ve içindeki tüm paralar etrafa saçılır.Взима чантата с документи, която се отваря и се разпръскват много фалшиви пари.
Tokyo'ya geldiğinde etrafa çok yabancı kalır.Nakon toga u stranci dolazi do raskola.
Oyunda etrafa rastgele konumlandırılmış yüzükler bulunmaktadır.Na trhu existuje veľa variaci zásnubných prsteňov.
22 Ağustos - Amsterdam'dan Paris'e giden trende silahlı bir kişi etrafa ateş açtı.Prantsusmaal Amsterdamist Pariisi teel olnud rongis avas 26-aastane marokolane tule.
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,제 목소리를 17년 동안 듣지 못했기 때문에 뒤돌아보고 이랬어요.
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Ich hatte sie 17 Jahre nicht gehört, also habe ich mich umgeschaut und sagte:
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Ik had mijn stem in geen 17 jaar gehoord. Dus keek ik zoekend om en ik zei,
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Jag hade ju inte hört min egen röst på 17 år, så jag vände mig om och såg mig omkring, jag sade,
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Je n'ai pas entendu le son de ma voix depuis 17 ans, je me suis donc retourné, j'ai regardé et j'ai dit :
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Não ouvia a minha voz há 17 anos, portanto voltei-me e olhei e disse:
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Nem hallottam a hangomat 17 évig, ezért hátrafordultam, és azt mondtam:
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Nepočul som ho 17 rokov, a tak som sa otočil, pozrel sa a povedal,
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Neslyšel jsem svůj hlas 17 let, tak jsem se otočil a zíral a říkal si,
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Nie słyszałem mojego głosu od 17 lat, więc odwróciłem się, spojrzałem i powiedziałem:
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Non sentivo la mia voce da 17 anni. Così mi voltai, mi guardai intorno e dissi:
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Nu-mi auzisem vocea timp de 17 ani, așa că m-am întors, m-am uitat și am spus,
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Tôi đã không nghe được tiếng nói của mình trong 17 năm qua, nên tôi quay lại nhìn rồi nói.
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Yo no había oído mi voz en 17 años, así que dí la vuelta, miré y dije:
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Не бях чувал гласа си от 17 години затова се обърнах и си казах -
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,Я не слышал своего голоса 17 лет, поэтому я оглянулся, осмотрелся и сказал себе,
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,לא שמעתי את הקול שלי במשך 17 שנים, אז הסתובבתי והסתכלתי ואמרתי,
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,لم أسمع صوتي منذ 17 سنة، لذلك التفت حولي و نظرت ثم قلت،
17 yıl boyunca kendi sesimi duymamıştım, bu yüzden etrafa döndüm ve baktım ve dedim ki,それで振り返って言ったのです 「誰が私の考えを声に出しているんだ?」
Acele etmeyin ve etrafa göz atın.De nem kellene elsietnie...
Acele etmeyin ve etrafa göz atın.Κοιτάξτε τριγύρω με το πάσο σας.
Acele etmeyin ve etrafa göz atın.ربما عليك اخد وقتك والاختيار